Henüz dokuz yaşında bir çocukken babasının peşinden vatan savunmasına katılan Nezahat Onbaşı, Türk Kurtuluş Savaşı'nın en sıra dışı kahramanlarından biridir. Annesini Birinci Dünya Savaşı yıllarında kaybeden bu küçük kız, cephelerde büyüyerek bağımsızlık mücadelesinin en genç rütbeli askeri olmuştur. Milli Mücadele döneminde babası Albay Halit Bey ile omuz omuza savaşan Nezahat, Sakarya'dan İnönü'ye kadar pek çok kritik muharebede görev almıştır. Gösterdiği üstün cesaretle hem siperdeki askerlerin hem de bizzat Mustafa Kemal Atatürk ile İsmet İnönü gibi liderlerin büyük takdirini kazanan kahraman çocuk, adını Türk milletinin şanlı tarihine altın harflerle yazdırmıştır. Küçük kahraman cephelerde cesaretle savaştı.
Cephelerde Büyüyen Bir Çocukluk ve Kızlı Alay’ın Simgesi
Küçük Nezahat’in cephe serüveni, annesi Hadiye Hanım’ı veremden kaybetmesiyle zorunlu bir şekilde başlamıştır. Babası Albay Hafız Halit Bey, kızını bırakacak kimsesi olmadığı için onu Çanakkale Savaşı cephelerine beraberinde taşımıştır. Cephede çocukluğu hep savaşla geçti. Böylece çocuk yaşta barut kokusunu soluyan Nezahat, kısa sürede ata binmeyi ve silah kullanmayı öğrenmiştir. İlk askeri üniformasını 1920 senesinde sırtına geçiren cesur kız, cephede karşılaştığı Çerkes Ethem’in hediye ettiği ilk silahıyla adeta profesyonel bir asker gibi yetişmiştir. Babasının komutasındaki yetmişinci alay, düşman kuvvetleri tarafından 'Kızlı Alay' olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Alay altı yüz kişiden oluşuyordu. Aynı zamanda bu büyük askeri birliğin manevi lideri olan Nezahat, cephedeki varlığıyla askerlerin moral kaynağı haline gelmiştir. Küçük yaşına rağmen cephe hatlarında gösterdiği olağanüstü cesaret, dönemin kurmaylarının da gözünden kaçmamıştır. İsmet Paşa ve Mustafa Kemal Atatürk’ün dikkatini çeken bu kahraman kız çocuğu, cephe ziyaretlerinde liderlerin sevgisini kazanmıştır. Atatürk ile ilk kez babasının birliğinde tanışan Nezahat, sonrasında Bursa Ahudağ eteklerinde, Bozüyük’te liderin özel vagonunda ve Akşehir’de olmak üzere toplam dört defa cephe şartlarında onunla bir araya gelmiştir.
Nezahat Onbaşı, Milli Mücadele boyunca şu kritik çatışmalarda en ön saflarda yer almıştır:
- Geyve Savaşı ve Konya İsyanı’nın bastırılması
- Birinci İnönü Savaşı ile İkinci İnönü Savaşı muharebeleri
- Sakarya Meydan Muharebesi ve kritik Gediz Cephesi mücadeleleri
Gediz Cephesi Kahramanlığı ve Tarihe Geçen O Sözler
Nezahat’in tarihin akışını değiştiren en büyük kahramanlığı, Gediz Cephesi’ndeki muharebeler sırasında gerçekleşmiştir. Gediz Muharebesi son derece çetindi. Türk ordusunun Yunan taarruzu karşısında zor anlar yaşadığı ve bazı birliklerin geri çekilmeye başladığı esnada, küçük kız inanılmaz bir cesaret sergilemiştir. Geriye doğru kaçan askerlerin önüne dikilen Nezahat, 'Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?' diye haykırmıştır. Askerler bu söz üzerine döndüler. Bu sarsıcı sözler karşısında utanan ve toparlanan askerler, cepheye geri dönerek savunma hattını yeniden kurmuşlardır. Bir ordunun kaderini etkileyen bu kritik müdahalenin ardından, henüz on iki yaşındayken Ahmet Derviş Paşa tarafından onbaşı rütbesine yükseltilmiştir. Onun bu kahramanlığı sadece cephede değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kürsüsünde de büyük yankı uyandırmıştır. Milletvekilleri, bu küçük kızın vatana katkılarını hayranlıkla dinlemişlerdir. Bursa Milletvekili Emin Bey, meclis oturumunda Nezahat Onbaşı’ya İstiklal Madalyası verilmesini resmen teklif etmiştir. 30 Ocak 1921 tarihli oturumda oy birliğiyle kabul edilen bu tarihi karar, onu ülkenin ilk madalya sahibi unvanına kavuşturmuştur.
Savaş Sonrası Yaşamı, Cumhuriyet Yđlları ve Geciken Madalya
Kurtuluş Savaşı'nın büyük zaferle noktalanmasının ardından Nezahat Hanım, babasıyla birlikte İstanbul’a yerleşmiştir. Burada Bursa Amerikan Kız Koleji ve ardından Kumkapı Fransız Jan Dark Enstitüsü gibi prestijli okullarda eğitim almaya başlamıştır. Ancak babasının yeniden evlenmesi üzerine eğitim hayatı yarıda kalmış ve ortaokuldan sonra öğrenimine devam edememiştir. Yđllar sonra yarım kalan bu eksiğini kapatmak isteyen Nezahat Hanım, 1936 yılında Ankara’daki İsmet İnönü Kız Enstitüsü’nü bitirmeyi başarmıştır. 1931 yılında kendisi gibi bir gazi olan Yüzbaşı Mehmet Rıfat Bey ile dünya evine girmiştir. Mehmet Rıfat Bey de ayrıca bir İstiklal Madalyası sahibiydi. Soyadı Kanunu’nun çıkmasıyla birlikte 'Baysel' soyadını alan çiftin iki kız çocukları dünyaya gelmiştir. Eşinin askeri görevleri nedeniyle Tokat, Amasya, Bursa ve Ankara gibi Anadolu’nun farklı şehirlerinde ömür sürmüştür. Eşi Atatürk’ün askeri yaverliğine getirildi. Mehmet Rıfat Bey’in Atatürk’ün yaverleri arasına katılmasıyla, Nezahat Hanım de Dolmabahçe Sarayı’ndaki devlet törenlerine ve balolara iştirak etmiştir. Cumhuriyetin kurucu kadrolarının eşleriyle yakın dostluklar kuran Baysel, dönemin sosyal hayatında saygın bir yer edinmiştir. Eşini 1974 senesinde kaybeden cumhuriyet kadını, ömrünün kalan kısmını İstanbul’da sakin bir şekilde tamamlamıştır. Baysel, 24 Eylül 1994 tarihinde İstanbul’da gözlerini yumdu. Onun ömrü boyunca kavuşmayı düşlediği ancak bir türlü eline ulaşamayan şanlı İstiklal Madalyası, vefatından yıllar sonra, 2013 yılında düzenlenen bir törenle torununun kızı Gizem Ünaldı’ya takdim edilmiştir.
