İçeriğe Atla
Jeanne D'arc fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Jeanne D'arc Kimdir?

Efsanevi komutan Jeanne D'arc, 1412 Domremy doğumludur. Yüzyıl Savaşları'nda Fransız ordusunu zafere taşıyarak tarihin en genç kadın kahramanı olmuştur.

Diğer adlar: Jeanne d'Arc, Jan Dark

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Jeanne D'arc Hakkında

On beşinci yüzyılda İngiliz ordularının acımasız ve dur durak bilmeyen saldırılarıyla derinden sarsılan Fransa, tarih sahnesinde eşine az rastlanır bir kahramanlık ve direniş öyküsüne tanıklık etti. Bu destanın başrolünde ise okuma yazma bilmeyen köylü kızı Jeanne D'arc bulunuyordu. 1412 yılında Domremy köyünde dünyaya gözlerini açan Jeanne, küçük yaşlardan itibaren çevresindeki sefalete derinden üzülüyordu. Çok dindar bir çocukluk geçirdi. Henüz on iki yaşındayken gaipten sesler duymaya başladı. Bu sesler ona kutsal bir kaderi olduğunu fısıldıyordu. Zamanla gördüğü sanrılar ve ilahi mesajlar daha da sıklaştı. Genç kız, ülkesini İngilizlerin elinden kurtaracağına ve Fransa'nın gerçek hükümdarına Rheims Katedrali'nde taç giydireceğine yürekten inanmaya başladı. Ancak çevresi onun bu düşüncelerini çılgınlık olarak görüyordu. Varlıklı bir çiftçi olan babası onu bu yoldan döndürmeye çalıştıysa da inatçı kızını bir türlü durduramadı.

Orleans Kuşatması ve Askeri Deha

On altı yaşına bastığında bölgesel yönetici Robert de Baudricourt'un şatosuna giderek kralın yanına gidebilmek için koruma talep etti. Sıradan bir asker olan Robert, bu genç kızın iddialarını başta gülünç buldu. Onu hemen köyüne geri gönderdi. Buna rağmen Jeanne hedefine ulaşmak için büyük bir azimle çalışmaya devam etti. Sonunda Robert'ı ikna etmeyi başaran kararlı genç kız, yanına verilen muhafız grubuyla birlikte 1429 yılında erkek kıyafetleri kuşanarak zorlu Chinon yollarına koyuldu. Çaresiz durumdaki Kral Şarl ile görüşen Jeanne, kendisinin kralın meÿru evladı olduğunu söyleyip onu etkilemeyi başardı. Hükümdar bu iddiaları din adamları kurulunda sınatmak istedi. Poitiers'deki zorlu sınavı başarıyla tamamlayan Jeanne, kendisini kanıtlayarak Orleans şehrini kurtarmak üzere dört bir yanından gelen dört bin kişilik bir ordunun komutasını devraldı. Beyaz zırhını kuşanıp beş haçlı kılıcını eline alarak ordusunun önüne geçti. Orleans önlerinde yorgun ve ümitsiz haldeki Fransız askerlerine katılarak onlara inanılmaz bir cesaret aşıladı. Onun sarsılmaz inancından güç alan ordu, İngilizlere karşı muazzam bir taarruz başlattı. Tourelles Kalesi'nin aşılmaz denilen surlarına hücum ederken merdivenleri en önde tırmanan cesur komutan askerlerine örnek teşkil etti. Bu olağanüstü zaferin ardından İngilizlerin morali tamamen çöktü. Fransız birlikleri ise bu genç kadının önderliğinde ardı ardına büyük zaferler kazanmaya başladı. Lyons halkı tarafından adeta kutsal bir azize gibi sevgi gösterileriyle karşılanan Jeanne, nihayet Kral Şarl'ı Rheims kentine götürerek onun geleneklere uygun görkemli bir törenle taç giymesine öncülük etti. VII. Şarl adıyla tahta çıkan hükümdarın önünde saygıyla eğilen genç kız, Tanrı'nın arzusunu yerine getirdiğini ilan etti.

Esaret Dönemi ve Engizisyon Yargılaması

Ancak kazanılan bu başarılara rağmen Paris hala düşman işgali altındaydı. Jeanne, başkenti kurtarmak için kraldan yeni bir ordu talep etti. Burgonya Dükü ile ilişkileri bozmaktan çekinen VII. Şarl, genç kıza kurnazca bir tuzak kurarak onu yetersiz bir kuvvetle savaşa gönderdi. Bu eşitsiz çatışmada ağır şekilde yaralanan Jeanne ile askerleri acı bir yenilgi aldı. Kral onun gönlünü almak için ailesine soyluluk unvanı verdi ve köylerini vergiden muaf tuttu. Fakat Jeanne'ın tek arzusu ülkesini özgürlüğe kavuşturmaktı. Compiegne şehrinin kuşatıldığını haber alınca hemen yardıma koştu. Ne var ki, şehir kapılarından dışarı adımını atar atmaz Lüksemburg dükünün askerleri tarafından esir alındı. İntikam ateşiyle kavrulan papaz Couchon, kahraman kızın engizisyon mahkemesi önüne çıkarılması için yoğun çaba sarf etti. Halkın zihninde bir kahraman olarak kalmasını önlemek amacıyla genç kıza büyücülük iftirası attılar. Erkek kıyafetleri giymesi ve kilise aracılığı olmadan Tanrı ile konuştuğunu iddia etmesi büyük suçlar olarak nitelendirildi. Kendisini yargılayan yargıca verdiği "Işık yalnız senin üzerinde parlamaz" yanıtı ise tarihe altın harflerle geçti. Uğradığı ağır psikolojik ve fiziksel baskılar sonucunda, kendisine yöneltilen tüm asılsız suçlamaları kabul ettiğini beyan eden bir belgeyi zorla imzalamak zorunda bırakıldı. Tarihler 30 Mayıs 1431'i gösterdiğinde, Rouen meydanında diri diri yakılarak feci şekilde idam edildi. Alevler narin bedenini sarmaya başlamadan hemen önce çevresindeki insanlardan yalvararak bir haç istedi. İki dal parçasını birleştirerek yapılan o basit haçı öpen genç kızın ağzından çıkan son söz ise "İsa" oldu.

Ölümsüzleşen Miras ve İade-i İtibar

Onun trajik ölümünden yirmi beş yıl sonra Kral Şarl, davayı yeniden açtırarak Jeanne D'arc'ın adını tamamen temize çıkardı. Aradan geçen asırların ardından, 1919 yılında Papa XIV. Benedict bu cesur kadını katolik kilisesinin azizeleri arasına dahil etti. Bugün Fransa'da her yıl 30 Mayıs günü onun anısına özel bir gün olarak coşkuyla kutlanmaktadır. Ayrıca onun bu etkileyici yaşam mücadelesi edebiyat dünyasında derin izler bırakmıştır.

Jeanne D'arc'ın tarihte bıraktığı en önemli etkiler ve onunla özdeşleşen nitelikler şu şekilde özetlenebilir:

  • Fransız askerlerine kazandırdığı yüksek askeri moral ve inanç dalgası,
  • Yüzyıl Savaşları'nın kaderini değiştirerek Fransa'nın bağımsızlık mücadelesini başarıya ulaştırması,
  • Askeri liderlik yeteneğiyle kadınların savaş meydanlarında oynayabileceği rollere dair öncü bir örnek sunması.