17 Kasım 1966'da Kaliforniya'nın Anaheim kentinde dünyaya gelen Jeff Buckley, 1990'ların müzik sahnesine damga vuran Amerikalı bir besteci, müzisyen ve ses sanatçısıdır. Eşsiz vokal yeteneği ve derin söz yazarlığıyla tanınan genç yetenek, müzik dünyasında kalıcı bir iz bıraktı. 1994 yılında çıkardığı çığır açıcı ilk albümü Grace ile büyük bir çıkış yakalayan sanatçı, ne yazık ki kariyerinin en verimli döneminde, 29 Mayıs 1997 tarihinde Memphis'te geçirdiğı talihsiz bir nehir kazası sonucu henüz 31 yaşındayken aramızdan ayrıldı.
Jeffrey Scott Buckley, 1960'ların ünlü folk rock figürü Tim Buckley ile klasik piyano eğitimi almış Mary Guibert çiftinin evlilik dışı çocuğu olarak hayata gözlerini açtı. Yunan, Panama ve Fransız köklerine sahip olan annesi, Ron Moorhead ile evlendikten sonra aile Güney Kaliforniya'ya yerleşti. Çocukluk yıllarında "Scotty Moorhead" olarak çağrılan genç yetenek, üvey babasının vefatının ardından öz babasının soyadını benimsemeyi tercih etti. Led Zeppelin, Pink Floyd ve Jimi Hendrix dinleyen Jeff, aynı zamanda çok küçük yaşlardan itibaren melodilere ilgi duyuyordu. Henüz beş yaşındayken dolapta bulduğu eski gitarı çalmaya çalışıyordu. On iki yaşında kesin olarak müzisyen olmaya karar verdi. On dört yaşına bastığında ise ilk elektro gitarı olan Gibson Les Paul modeline kavuştu.
Anaheim'dan New York Sahne Işıklarına İlk Adımlar
Liseden mezun olduktan sonra Los Angeles'taki Müzisyen Enstitüsü'ne kaydolan Buckley, buradaki teorik eğitimi zaman kaybı olarak nitelendirdi. Bir otelde çalışırken jazz, reggae ve heavy metal gibi farklı türlerde çalan gruplarla sahne aldı. Altı yıl boyunca arka planda kalarak sadece geri vokallik yapan sanatçı, 1990 yılında New York'a taşındı. New York'un sunduğu bu yeni sanatsal çevre, genç müzisyenin ufkunu oldukça genişletti. Burada Qawwali adı verilen sufi müzik türüyle ve efsanevi Nusret Fateh Ali Khan ile tanışarak onu kendine idol edindi. Babasının eski menajeri Herb Cohen'in desteğiyle ilk demosunu hazırlayan genç müzisyen, 1991'de Brooklyn'de babası adına düzenlenen anma konserinde sergilediğı çarpıcı performansla dikkatleri üzerine çekti.
Efsanevi Bir Başyapıtın Doğuşu: Grace
Gitarist Gary Lucas ile ortaklık kurarak Grace ve Mojo Pin gibi ikonik şarkıları yazan Buckley, East Village'daki küçük Sin-e kulübünün vazgeçilmez ismi oldu. Kendini adeta çanlı bir müzik kutusu gibi hissediyordu. Plak şirketlerinin kısa sürede radarına giren sanatçı, 1992'de Columbia Records ile profesyonel bir sözleşme imzaladı. 1993 yılının sıcak yaz aylarında yapımcı Andy Wallace ile ilk stüdyo albümünün kayıtlarına başladı. Bearsville Stüdyoları'nda Mick Grondahl ve Matt Johnson eşliğinde kaydedilen Grace albümü, 23 Ağustos 1994 tarihinde piyasaya çıktı. Büyük yankı uyandıran bu çalışmanın ardından, iki yıldan fazla süren yorucu bir dünya turnesi başladı.
Bu dönemde sanatçının sahne aldığı ve müzikal sınırlarını genişlettiği başlıca mekanlar ile turlar şunlardır:
- East Village'daki ünlü Sin-e kulübü
- Fransa'nın prestijli sahnesi Paris Olympia
- Phantom Solo Tour kapsamındaki çeşitli yerel kafeler
Memphis Günleri ve Wolf River'daki Trajik Veda
İkinci stüdyo albüm hazırlıkları için 1997'de Memphis'te çalışmalarına devam eden Jeff Buckley, Wolf River kıyısında bir ev kiralayarak yeni demolar kaydetti. Arkadaşlarının yanına geleceği gün, Wolf River sularında serinlemek isteyen müzisyen akıntıya kapılarak gözden kayboldu. Bir hafta süren aramaların ardından cansız bedenine ulaşıldı. Yapılan incelemelerde kanında alkol ya da uyuşturucu maddeye rastlanmadı. Genç yaşta gelen bu beklenmedik kayıp, müzik dünyasında derin bir boşluk bıraktı. Geride bıraktığı tamamlanmamış kayıtlar, sevenleri için ölümsüz birer mirasa dönüştü.
.jpg?width=640)