1883 yılında Bolu'da dünyaya gelen ve 3 Aralık 1935'te İstanbul'da hayatını kaybeden Mehmed Cevdet İnançalp, eğitimci, yazar, kütüphaneci ve bibliyograf kimliğiyle Türk kültür tarihine damga vurmuş mümtaz bir şahsiyettir. Cumhuriyetin ilk yıllarında tarihi belgelerin korunması, düzenlenmesi ve tasnif edilmesi süreçlerinde üstlendiği öncü roller sayesinde ülkemizde Türk arşivciliğinin kurucuları arasında anılmaktadır. Niş kökenli bir ailenin ferdi olan İnançalp, dedesinin tekke şeyhliği ve babasının askerlik mesleği gibi farklı kültürel dinamiklerin harmanlandığı bir aile ortamında yetişerek, eğitim hayatında elde ettiği başarılarla adını Muallim Cevdet olarak tarihe yazdırmıştır.
Eğitim Hayatı ve Fikri Gelişimi
İlk öğrenimini doğduğu şehir Bolu'da gerçekleştiren Cevdet İnançalp, eğitim yolculuğuna daha sonra Kastamonu'da devam etti. Yükseköğrenim gayesiyle 1901 senesinde İstanbul'a adım attı ve payitahtta ilk olarak Mekteb-i Hukuk'ta hukuk dersleri almaya başladı. Ancak asıl eğilimi edebiyat ve öğretmenlik alanında olduğu için Dâr-ül Fünûn Yüksek Öğretmen Okulu edebiyat şubesine geçiş yaptı. Buradaki eğitimini üstün bir başarıyla, birincilikle bitirdi. Muallimlik vasfını kazandıktan sonra dönemin en seçkin eğitim kurumlarında öğretmenlik vazifelerini yürüttü:
- Darüşşafaka
- Robert Lisesi
- İstanbul Erkek Lisesi
Muallim Cevdet, dillere karşı muazzam bir ilgi ve yeteneğe sahipti. Genç yaşlarında şu dilleri son derece ileri düzeyde öğrendi:
- Arapça
- Farsça
- Fransızca
- Almanca
Bunların yanı sıra farklı Türk lehçelerine derinlemesine vakıf olan aydın, bir dönem Bakü İslâm Cemaati tarafından Azerbaycan'a davet edildi. Bu davet üzerine gittiği Bakü'de yerel eğitim sisteminin modernleşmesi yönünde kritik faaliyetlerde bulundu. Bölgedeki çalışmaları esnasında Rusça lisanını da öğrenerek Moskova seyahatinde dünyaca ünlü yazar Lev Tolstoy ile bir araya gelip sohbet etti.
1908 senesinde Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'a dönen tecrübeli eğitimci, burada ders vermeye devam etti. Bilgi birikimini daha da artırmak amacıyla rotasını Avrupa'ya çeviren aydın; İsviçre'de Cenevre Üniversitesi ile Fransa'da Sorbonne Koleji'nde pedagoji ve tarih derslerini takip ederken sosyolojinin kurucusu Émile Durkheim'in konferanslarına da iştirak etti. Bununla birlikte, ünlü filozof Henri Bergson'un felsefi fikirlerinden ve yaklaşımlarından da son derece önemli ölçüde etkilendi.
Arşivcilik Serüveni ve Cumhuriyet Dönemi Katkıları
Böylece Batı'daki modern eğitim metotlarını yerinde inceleme fırsatı bulan Muallim Cevdet, 1910 ile 1931 yılları arasında İstanbul'daki çeşitli okullarda öğretmenlik mesleğini sürdürdü. Geniş kitlelerce tanınması ve takdir görmesi de işte bu uzun öğretmenlik yıllarına dayanmaktadır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti döneminde ise kütüphanecilik alanındaki kıymetli çalışmalarıyla öne çıktı. Dönemin bazı resmi kurumlarında kütüphaneci unvanıyla kritik görevler üstlendi. Özellikle Osmanlı döneminden kalan ve yurt dışına satılan veya kaybolan değerli arşiv belgelerinin ülkeye geri kazandırılması için yoğun mücadele verdi. Bu kıymetli vesikaların tasnifi ve korunması meseleleriyle bizzat alakadar oldu. Gösterdiği bu üstün gayretlerden ötürü, modern Türk arşivciliğinin kurucu mimarları arasında gösterilmektedir.
Vefatı, Mezarı ve Korunan Mirası
Büyük hizmetlerin ardından Muallim Cevdet, 3 Aralık 1935 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Edirnekapı Şehitliği'nde toprağa verildi. 1970'li yıllara gelindiğinde ise tıp tarihçisi Süheyl Ünver'in çabaları ve girişimleriyle naaşı nakledildi. Yeni kabri, yakın dostu Babanzade Ahmed Naim'in mezarının hemen yanındaki alana taşındı. Süheyl Ünver, sadece mezar nakliyle kalmayıp, yazarın zengin külliyatının korunmasında da kilit rol üstlendi. Onun çabaları sayesinde Muallim Cevdet'in kişisel arşiv belgeleri ve nadide kitap koleksiyonu eksiksiz bir biçimde günümüze kadar ulaşabildi. Bu paha biçilemez koleksiyon günümüzde Atatürk Kitaplığı bünyesinde araştırmacıların ve okurların hizmetine sunulmaktadır.
Muallim Cevdet'in adı günümüzde pek çok farklı eğitim kurumu ve mekanda yaşatılmaktadır. Onun hatırasını canlı tutmak adına Bolu'da bir sokağa ismi verilmiştir. Ayrıca İstanbul Beyoğlu'nda bir okul ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Kartal'da bulunan bir kütüphane de onun şerefli ismini gururla taşımaktadır.
