Osmanlı İmparatorluğu'nun bilim ve sanat dünyasında derin izler bırakan çok yönlü dehası Matrakçı Nasuh, 1480 yılında Saraybosna'da dünyaya gelmiştir. Kendisi; matematik, geometri, tarih, kartografi ve minyatür alanlarındaki eserleriyle tanınan büyük bir Osmanlı bilginidir. Eğitimini II. Bayezid döneminde girdiği Enderun'da tamamladı. Bu okulda olağanüstü yeteneklerini geliştirdi. Saray çevresinde hızla yükseldi. Kendine özgü minyatür tarzı, keşfettiği matematiksel metotlar ve silahşorluktaki benzersiz yeteneğiyle tarihin akışına yön veren bilge şahsiyet, 28 Nisan 1564 tarihinde 84 yaşında vefat etmiştir. Onun bıraktığı miras, Osmanlı medeniyetinin ulaştığı seviyeyi simgeler.
Enderun'dan Saraya Uzanan Bir Yaşam ve Matrakçı Lakabı
Enderun Mektebi, Osmanlı'nın en parlak zekalarını yetiştiren bir eğitim kurumuydu. Saraybosna doğumlu genç Nasuh da II. Bayezid döneminde bu seçkin çatı altında yerini aldı. Zekasıyla ve öğrenme arzusuyla öne çıkan genç adam, kısa sürede sarayın gözde figürlerinden biri haline geldi. Onun çok yönlü kişiliği sadece bilimsel çalışmalarla sınırlı kalmamıştı. Nasuh, kendi döneminde popüler bir spor olan matrak oyununda eşsiz bir ustalık sergiliyordu. Bu oyundaki olağanüstü yeteneği ve kıvrak zekası, çevresindekilerin dikkatinden kaçmadı. Arkadaşları ve saray eşrafı ona sevgilerini ve hayranlıklarını göstermek amacıyla "Matrakçı" lakabını uygun gördü. Bu lakap onun adıyla bütünleşti. Nasuh, sadece bu eğlenceli oyunda değil, savaş aletlerini kullanmada da döneminin en iyilerindendi. Silah kullanmadaki olağanüstü becerileri, sarayda büyük bir hayranlık uyarındırıyordu. Nitekim Kanuni Sultan Süleyman, 1530 yılında Nasuh'a resmi bir beratla "silah üstadı" unvanını verdi. Bu unvan, onun askeri yeteneklerinin saray nezdinde en üst düzeyde tescil edilmesi anlamına geliyordu. Nasuh, bu alandaki derin tecrübelere dayanan askeri yeteneklerini gelecek nesillere aktarmak amacıyla, farklı türdeki savaş aletlerinin ve silahların kullanım şekillerini son derece detaylı bir biçimde anlatan "Gazilere Armağan" isimli eserini kaleme alşıtır. Bu eser askeri literatür için çok değerli bir kaynak oldu.
Matematikte Çığır Açan Deha ve Napier'i Aşan Yöntemler
Matrakçı Nasuh'un dehası, sadece fiziksel güç ve savaş sanatıyla sınırlı kalmamış, matematik ve geometri alanında da çığır açmıştır. Bilimsel kariyerine büyük bir ciddiyetle eğilenNasuh, Osmanlı bilim dünyasına yön veren eserler kazandırmıştır. Yavuz Sultan Selim'e 1517 yılında takdim ettiği ve "Aritmetiğin İlkesi" olarak bilinen ilk yapıtı, onun bu alandaki yetkinliğini açıkça ortaya koymuştur. Bu kıymetli matematik eseri, taşıdığı pratik ve teorik bilgiler sayesinde medreselerde çok uzun yıllar boyunca temel ders kitabı olarak okutulmuştur. Nasuh, geometri ve matematik üzerine yaptığı derin araştırmaları daha sonra da sürdürmüştür. Nasuh'un kaleme aldığı başlıca matematik ve geometri kitapları şunlardır:
- Cemâlü'l-Küttâb (Matematik ve geometri çalışmasıdır)
- Kemalü'l-Hisâb (Yavuz Sultan Selim'e adadığı diğer önemli yapıttır)
- Umdetü'l-Hisâb (Tarihe yön veren keşifleri barındıran eseri)
Bu eserlerin barındırdığı sırlar, modern dönemde yapılan araştırmalarla daha net anlaşılmıştır. Umdetü'l-Hisâb üzerine yapılan yakın tarihli bir bilimsel çalışma, Matrakçı Nasuh'un matematik dünyasına tamamen kendine özgü bazı çarpma yöntemleri kazandırdığını ortaya koymuştur. Kitapta yer alan en heyecan verici bulgulardan biri, bugün dünya genelinde "kafes çarpım yöntemi" olarak adlandırılan tekniğin Enderun'da yaygın bir biçimde kullanılıyor olmasıdır. İşin en şaşırtıcı ve gurur verici yanı ise bu modern metodun, ünlü İskoç matematikçi John Napier'in Avrupa kıtasına yöntemi tekrar tanıtmasından yaklaşık 50 yıl önce Enderun Mektebi'nde Nasuh tarafından pratik şekilde uygulanmış olmasıdır. Bu durum, Nasuh'un matematiksel düşüncede çağının ne kadar ilerisinde olduğunu kanıtlamaktadır.
Tarih Yazıcılığı ve Haritacılığı Buluşturan Muhteşem Minyatürler
Matrakçı Nasuh, bilimsel kimliğinin yanı sıra Osmanlı tarihini belgeleme konusunda da devasa bir misyon üstlenmiştir. Tarih sahasındaki ilk önemli adımı, ünlü İslam tarihçisi Taberî'nin dev yapıtı "Taberi Tarihi"ni Türkçeye çevirmek olmuştur. Nasuh, bu büyük çeviriyi "Mecmaü't-Tevârih" adıyla kültür dünyamıza kazandırmıştır. Bu ilk çalışmanın ardından, doğrudan Osmanlı tarihini kayıt altına alan özgün eserler üretmeye yönelmiştir. Kendi gözlemlerini ve devletin geçmişini içeren bu kitaplar, II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim dönemlerini detaylıca ele alır. Aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman'dın saltanatının ilk otuz yılını (1520-1550) da kapsayan geniş kapsamlı bir kronoloji sunar. Nasuh'un kaleme aldığı başlıca tarih eserleri şunlardır:
- Süleymannâme (Üç nüsha halinde yayınlanan; 1520-1537, 1542-1543 ve 1543-1551 yıllarını anlatan dev eser)
- Fetihname-i Karabuğdan (Kanuni Sultan Süleyman'ın İran seferini konu alan eser)
Nasuh'u asıl unutulmaz kılan ve ona haklı bir şöhret kazandıran yönü ise tarih kitaplarını süsleyen minyatürleri olmuştur. O, klasik minyatür sanatını haritacılıkla birleştirerek eşine az rastlanır bir üslup geliştirmiştir. Padişahın Bağdat Seferi’ni resmettiği eseri, bu tarzın en kusursuz örneğidir. Kitapta, ordunun geçtiği tüm kent ve kasabalar, konaklama alanları adeta birer harita gibi detaylandırılmıştır. Vadiler, tepeler, akarsular, limanlar, surlar, camiler, köprüler ve saraylar inanılmaz bir hassasiyetle çizilmiştir. Bu çizimler, kentlerin o yüzyıldaki mimari yapılarını ve coğrafi görünümlerini günümüze ulaştıran paha biçilemez tarihi vesikalardır. Sanatının yanı sıra divanı yazıda da üstün beceriye sahip usta bir hattattır. Nasuh'un elinden çıkan bu nadide şaşeserler, günümüzde başta Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi ve Süleymaniye Kütüphanesi olmak üzere, yerli ve yabancı birçok seçkin kitaplığın en değerli koleksiyonları arasında özenle muhafaza edilmektedir.
