Marcus Antonius, MÖ 14 Ocak 83’da Antik Roma’da dünyaya gelmiş bir Romalı general ve devlet adamıdır. Mark Antony olarak da bilinen bu isim; Roma Cumhuriyeti’nin çöküş sürecinde sahneye çıkmış, Julius Caesar’ın en yakın silah arkasḷ olmuş ve sonradan Mısır Kraliçesi Kleopatra ile yaşadığı romantik ve siyasi beraberliğiyle tarihin sayfalarına kazınmıştır. Hayatı MÖ 1 Ağustos 30’da İskenderiye’de kendi eliyle sona ermiştir; o tarihte 53 yaşındaydı.
Gençliği ve Yükselişi
Annesi Iulia, babası Creticus Antonius olan Marcus’un çocukluk yılları oldukça çalkantılı geçti. Babasının erken ölümünden sonra annesi Iulia, Cornelius Lentulus ile evlendi; ne var ki Lentulus, Catilina İsyanı’na katıldığı iddiasıyla dönemin konsulü Marcus Tullius Cicero tarafından idam ettirildi. Bu olay, Antonius ile Cicero arasındaki kının tohumunu attı; ancak dönemin pek çok tarihçisi, başta Plutarkhos olmak üzere, bu iddianın gerçeği yanlış yansıttığını ortaya koydu.
Genç Antonius, yirmili yaşlarını Roma sokaklarında kumarda ve sefa içinde geçirdi. Bu dönemde iki yüz elli talent borç biriktirip nihayetinde Yunanistan’a kaçtı; Atina’da felsefe ve retorik eğitimi aldı. Zamanla bu başbıboş yaşam tarzından uzaklaşan Antonius, arkadaşı Clodius’un dul eşi Fulvia ile evlendi ve askeri kariyerine yöneldi.
MÖ 58’de dönemin konsulü Gabinius onu sefere çağırdı. Judaea ve Mısır’da süvari komutanı olarak görev yaptıktan sonra MÖ 54’te Julius Caesar’ın Galya ordusuna katıldı. MÖ 49’da Pompey ile Caesar arasında alevlenen iç savaşta tamamen Caesar’ın saflarında yer aldı ve birkaç yıl içinde konsul unvanına ulaştı.
Caesar’ın Ölümü ve İktidar Mücadelesi
MÖ 15 Mart 44’te Julius Caesar, Brutus ve Cassius öncülüğündeki senatörler tarafından senatonun mermer zemininde hayatını kaybetti. Suikastin hemen ardından Antonius, Caesar’a ait hazineyi ve belgeleri ele geçirdi. Senato, Antonius’a Kuzey İtalya ile Galya’nın bir bölümünün yönetimini verdi; fakat Octavius (ilerleyen yıllarda Augustus unvanıyla tanınacak) bu düzenlemeye karşı çıktı.
Cicero, senatonun kürsüsünde MÖ 44’ün eylülünden MÖ 43’ün baharına dek Antonius’a karşı ateşli konuşmalar yaptı ve onu bir zorba olarak suçladı. Yeni konsullerin Mutina kenti önünde Antonius’a karşı savaş açmasıyla başlayan muharebe, bazı kayıplar vermesine karşın Antonius’un lejyonlarının bir kısmıyla sağ çıkmasıyla sonuçlandı. Octavianus’un Rubicon’u geçerek Roma’ya yürümesi senatoyu köşeye sıkıştırınca, üç güçlü isim bir araya geldi: Octavianus, Marcus Antonius ve Marcus Aemilius Lepidus birlikte İkinci Triumvirat’ı kurdu. Beş yıllık bu ittifak, imparatorluğu niyayet ikiye bölen bir paygı é yol açtı: doğunun yönetimi Antonius’a, batınınki Octavianus’a bırakıldı.
MÖ 42’de Yunanistan’ın Filippi kenti yakınlarında Brutus ve Gaius Cassius Longinus’un kuvvetleri, Antonius ile Octavianus’a bağlı birliklerle çarpıştı. Yenilgiye uğrayan Brutus, ıssız dağlara sığındı; yakalanıncağını anladığında intihar etti. Aynı dönemde triumvirþrin listelerine alınan ve Antonius’un özellikle ısrar ettiği Cicero’nun kesilen başı ve sağ eli Forum’daki kürsüye asıldı.
Kleopatra ile Bir Ömrün Aşkı ve Actium’daki Son
Doğunun yöneticisi sıfatıyla Antonius, Mısır’ın Roma’ya olan sadakatini sorgulamak amacıyla Kleopatra’yı Tarsus’a çağırdı. Kraliçe görkemli gemisiyle limana yananamayca, başlayan beraberlik yedi yıl sürece kti. İkili birlikte İskenderiye’yi üs haline getirdi; Kleopatra, Antonius’a asker ve hazine kazandırırken Antonius onun Ptolemaios Krallığı’nı yeniden ayakta tutmasına destek verdi. MÖ 37’de Antakya’da bir törenle evlenen çift, aynı yıl Ptolemy Philadelphus adını verdikleri oğullarını dünyaya getirdi. Daha önce de ikiz kızları olmuştu. Kleopatra’nın oğlu Sezarion’un Julius Caesar’dan olduğunu resmen tanıyarak onunla Kleopatra’nın müşterek häkümdarlığını ilan etti. Bu hamle, Octavianus ile arasında kopan son ipin kırılmasına yol açtı.
MÖ 32’de kesin olarak patlak veren gerilim, MÖ 2 Eylül 31’de Yunanistan’ın batı kıyılarındaki Actium açıklarında bir deniz muharebesine dönüştü. Amiral Marcus Vipsanius Agrippa komutasındaki Octavianus filosu, uzun süren bir muhasaranın ardından Antonius’un yorgun ve hasta düşmüş donanmasını çevreledi. Önceden kararlaştırılan çekilme planı çerçevesinde Kleopatra’nın gemileri hatları yararak Mısır’a yöneldi; Antonius da onu takip etti. Geri kalan filonun çoğu ya ateşe verildi ya da teslim oldu, en az beş bin asker hayatını kaybetti. Karadaki Canidius Crassus ise on dokuz lejyonuyla sessizce çekildi; kısa süre sonra bu ordu da teslim oldu.
MÖ 30’un yazında Octavianus’un ordusu Mısır’a girdi. İskenderiye hippodromunda son bir direniş gösteren Antonius, yenilginin kaçınılmaz olduğunu anlayınca MÖ 1 Ağustos 30’da intihar etti. Kleopatra birkaç gün sonra ona eşlik etti. Actium’da başlayan bu son, yalnızca iki triumvir üyesinin değil, Roma Cumhuriyeti’nin de fiilen çöküşünü simgeliyordu. Zaferden çıkan Octavianus, tarihçilerin “ilk Roma İmparatoru” olarak değlendirdiği Augustus unvanıyla MÖ 27’den itibaren tek lider konumuna ulaştı.
