Jül Sezar, MÖ Temmuz 100 yılında Roma, İtalya’da dünyaya gelmiş; yüzyıllar boyunca siyasi liderlik, askeri dahi ve yazarlık vasflarını tek bir kişide harmanlayan Romalı bir devlet adamıdır. Annesi Aurelia Cotta, babası Gaius Julius’tır. Ömür boyu diktatörlük elde ettikten kısa süre sonra, MÖ 15 Mart 44 tarihinde bir Senato toplantısında suikaste kurban giden Sezar, Batı medeniyetinin belleğine kazanmış birkaç isimden biridir.
Adının kökenine dair ilginç bir rivayet de vardır: Annesinin doğum sırasında hayatını kaybettiği ve bebeğin karnı yarılarak alındığı söylenir; bu yüzden “kesilerek alınan” anlamına gelen Caesar adını aldığı iddia edilir. Böylece bugün modern tıpta kullanılan “sezaryen” kelimesinin de isim babası olmuştur.
Gençlik Yılları ve İlk Siyasi Adımlar
MÖ 83 yılında Marius yanlılarından Lucius Cornelius Cinna’nın kızı Cornelia ile evlenmesi, Sezar’ı doğrudan Roma’nın en kızışkı siyasi atışmalarının içine çekti. Sulla ile Marius taraftarları arasındaki derin çatışma, onu Roma’yı terk etmek zorunda bıraktı. Sulla’nın MÖ 78’deki ölümünün ardından şehre geri dönen Sezar, söylev sanatını geliştirmek amacıyla Rodos’a yelken açtı; orada Cicero’nun da ders aldığı ünlü hatip Apollonius Molo’nun yanında eğitim gördü.
Rodos yolculuğu beklenmedik bir maceraya dönüştü: Ege Denizi’nde korsanlar tarafından yakalandı. Korsanlar yirmi talent fidye önerdiklerinde Sezar öfkeyle hayıflandı; onlara elli talent ödeteceğini ve serbest kalır kalmaz hepsini astıracağını söyledi. Esirliği boyunca korsanlarla şiir okuyup oyunlar oynayarak geçirdiği otuz sekiz günün sonunda fidye ödenip serbest bırakılınca Milet’e gitti, gemiler tedarik etti ve korsanları Antalya açıklarında yakalayarak Bergama’ya getirip hepsini çarmıha gerdirdi.
MÖ 80’de genç Sezar, Bitinya Kralı IV. Nikomedes’in sarayında elçi olarak bulundu. İkisi arasındaki ilişkiye dair dedikodular yıllarca peşini bırakmadı; siyasi rakipleri ona “Bitinya Kralıçesi” lakabını yakıştırdı.
Triumvirlik, Gallia Seferi ve Roma’nın Tek Häkimı
MÖ 68’de Cornelia’nın ölümünün ardından Pompeia ile evlenen Sezar, MÖ 66’da praetorluk makamına yükselerek sürdürdüğü yolculuğun hızını iyice artırdı. MÖ 59’da konsüllüğe seçilen Sezar aynı yıl Pompeius ve Crassus ile bir araya gelerek tarihte Birinci Triumvirlik olarak anılan ittifakı kurdu. Üçlü iktidar ortağlığının sağladığı güçle Senato’yu ikinci plana atan Sezar, yoksul vatandaşlara toprak dağıttı, vergileri hafifletti ve byk komutanları kendi saflarına çekti.
MÖ 58’de başlayan ve sekiz yıl süren Gallia seferi, Roma tarihinin dönüm noktalarından biri oldu. Ren Nehri’nden Pireneler’e uzanan geniş coğrafyayı fethedince hem hazinesini zenginleştirdi hem de ordusunun sadakatini pekiştirdi. MÖ 53’te Crassus’un ölümceyeyle Triumvirlik dağıldı; Pompeius ise Senato’nun yanına geçti. Senatörler orduyu terhis etmesini isteyince Sezar, MÖ 49’da ünlü Rubico ırmağını geçti; bu hareket fiilen içsavaşın fitilini yaktı. Altmış günlük savaşın sonunda İtalya’nın tamamı hkimiyeti altına girdi.
Peşinden Yunanistan’a kadar sürelen Pompeius, MÖ 48’de Pharsalus muharebesiyle kesin yenilgiye uğrattı. Kazanı Pompeius Mısır’da İskenderiye’de öldürüldü. Mısır’a varan Sezar, Kleopatra ile kız kardeşi arasındaki taht kavgasını Kleopatra’nın lehine çöze kavuşturdu. Anadolu’ya geçtiğinde Pontos Kralı Pharnakes’i yenerek tarihe geçen “Veni, Vidi, Vici” — Geldim, Gördüm, Yendim — mesajını Senato’ya iletti. MÖ 46’da Kuzey Afrika’da, MÖ 45’te İspanya’da ard arda zaferler kazanan Sezar, Roma’nın tek ve sorgulanamaz efendisi häline geldi.
Diktatörlük, Reformlar ve Ölümsüz Son
Ömür boyu diktatör ünvanını alan Sezar’a imperator lakabı da verildi; Quirinus Tapınağı’na heykeli dikildi ve bir ayın adı onun şerefına Julius (Temmuz) olarak belirlendi. Bu güç birikimini yalnızca kendi çıkarı için kullanmadı; İtalya kentlerinin hukuki statüsünü düzenledi, eyalet halklarına vatandaşlık ve Sena güyesi hakkı tanıdı, borç yasalarını hafiflettp Kartaca ile Korent’te yoksullar için koloniler kurulmasının önünü açtı. Tüm bu reformlar kabalıkla Senato’nun yetkisini buduyordu.
MÖ 45’in Şubatında kızı Tullia’yı kaybettiği bu günler, Sezar’ın en karanlık dönemlerinden biri sayılır; çevresindekiler bu acıdan bir türlü tam anlamıyla kurtulamadığını gözlemledi. Monarşiye doğru kaymakta olduğunu sezen Brutus ve Cassius öncülüğünde bir grup aristokrat gizlice örgütlendi. MÖ 44, 15 Mart’ta Sezar Senato toplantısına giderken çevresini saran suikastçılar hançerlerini çekti. Aracında en sevdiği dostunun da bulunduğunu gören Sezar’ın son sözleri “Et tu, Brute?” yani “Sen de mi, Brutus?” oldu. 56 yaşında, Roma’da hayatını kaybeden Jül Sezar, arkasında yüzyıllar boyunca örnek alınan bir devlet modeli, unutulmaz sözler ve küresel bir isim mirası bıraktı.
Kişisel Yaşamı
Sezar’ın resmi evlilikleri üç farklı kadınla sürdü:
- Cornelia Cinna Minor (MÖ 84–MÖ 68)
- Pompeia (MÖ 68–MÖ 63)
- Calpurnia Pisonis (MÖ 59–MÖ 44)
Öte yandan hayatının farklı dönemlerinde VII. Kleopatra, Servilia Caepionis (Brutus’un annesi) ve Eunoë (Moritanya Kraliçesi) ile yakınlıkları olduğuna dair kaynaklar mevcuttur. Çocukları arasında Julia Caesaris (MÖ 83/82–54) ve Kleopatra’dan doğan Caesarion (MÖ 47–30) sayılır; Caesarion, on yedi yaşında evlat edinilen Octavianus (Augustus) tarafından öldürtüldü.
%20(cropped).jpg?width=640)