Kerim Sadi ya da gerçek adıyla Ahmet Nevzat Cerrahoğlu, 1900 yılında İstanbul'da doğan ve 12 Ağustos 1977'de yine aynı şehirde hayatını kaybeden, Türkiye'deki erken dönem sol düşünce tarihine ışık tutan araştırmalarıyla tanınan üretken bir yazardır. Ülkenin sosyalist hareketine dair kaleme aldığı özgün incelemelerle bilinen isim, tıp öğrenimini yarıda bırakarak yaşamını tamamen yayıncılığa, çeviri faaliyetlerine ve entelektüel tartışmalara adamıştır. Dönemin önde gelen yayın organlarındaki makaleleri ve kurduğu yayıneviyle Türkiye'de Marksist teorinin anlaşılmasında öncü bir rol oynamıştır.
Eğitim Yılları ve Moskova Dönemi
Gençlik yıllarında köklü bir eğitimden geçen yazar, 1919 senesinde bugünkü adıyla İstanbul Lisesi olan İstanbul Sultanisi'ni başarıyla bitirdi. Mezuniyetin ardından hekimlik yapma amacıyla tıp eğitimine başladı. Ancak toplumsal meselelere karşı duyduğu yoğun ilgi nedeniyle bu tıp eğitimini yarıda bıraktı. Eğitimini sürdürmek ve yeni dünyaları keşfetmek amacıyla Moskova'ya gitti. Bu seyahat onun ideolojik çizgisini tamamen netleştirdi. Sovyetler Birliği'nde kaldığı süre zarfında Türkiye Komünist Partisi saflarına katıldı. Burada edindiği teorik altyapı, ülkeye döndüğünde yapacağı tüm yazınsal çalışmaların ana omurgasını oluşturdu.
Basın Hayatı, Siyasi Tutukluluk ve Öğretmenlik Yılları
Yazınsal faaliyetlerine İzmir'de çıkan Ahenk dergisinde yayımlanan ilk makalesiyle adım atan yazar, daha sonraları İstanbul basınında aktif bir figür haline geldi. Düşüncelerini yaygınlaştırmak amacıyla şu önemli dergilerde yazılar kaleme aldı:
- Aydınlık
- Resimli Ay
- Yeni Adam
Özellikle Aydınlık dergisinin hazırladığı ve dönemin gençlik hareketleri açısından önem taşıyan Fevkalâde Gençlik Nüshası adı özel sayının basım ve dağıtım aşamalarında aktif roller üstlendi. Ancak bu etkin siyasi duruşu uzun sürmedi. 1925 yılında emniyet güçlerince gerçekleştirilen geniş çaplı Türkiye Komünist Partisi operasyonunda tutuklandı. Yargılamalar esnasında sol hareketin lider isimlerinden Şefik Hüsnü Deymer ile örgütsel ve düşünsel bağları olduğu iddia edildi. Mahkeme heyeti tarafından suçlu bulunarak tam dört yıl hapis cezasına mahkum edildi. Zorlu geçen dört yıllık hapis sürecini tamamlayıp özgürlüğüne yeniden kavuştuktan sonra, geçimini sağlamak amacıyla İzmir Yetimler Mektebi bünyesinde kısa bir dönem boyunca öğretmenlik mesleğini icra etmek durumunda kaldı.
Yayıncılık Dünyası: Bozkurt Yayınları ve İnsaniyet Kütüphanesi
Yayıncılık faaliyetlerine ara vermeyen Cerrahoğlu, 1930 ile 1941 yılları arasında İstanbul'da faaliyet yürüten Bozkurt Yayınları kanalıyla çeşitli kitapçıklar neşretti. Ardından 1932 senesinde kendi bağımsız platformu olan İnsaniyet Kütüphanesi isimli yayın projesini kurdu ve buradan ardı ardına broşürler çıkarmaya başladı. Bu broşürler vasıtasıyla ülkenin tanınmış pek çok edebiyatçısı ve yazarıyla sert fikir tartışmalarına girdi. Onların tarih tezlerini, edebi yaklaşımlarını ve yabancı eserlere getirdikleri tercüme metotlarını kıyasıya eleştirdi. Bu teorik mücadelelerin yanında, dünya sol literatürünün başyapıtlarını Türkçeye kazandırmak için çevirmenlik yaptı. Başta Karl Marx ve Friedrich Engels'in ortak eseri olan Komünist Parti Manifestosu olmak üzere, Marksist-Leninist kuramcıların eserlerini ana dilimize kazandırdı.
Aziz Nesin'in Kaleminden Kerim Sadi
Kerim Sadi'nin hayatının bilinmeyen insani yönlerini ortaya koyan en önemli kaynaklardan biri, yazar Aziz Nesin ile birlikte paylaştıkları ortak evdir. Bu yakın arkadaşlık sebebiyle Sadi'nin ismi, Nesin'in meşhur otobiyografik eseri Bir Sürgünün Anıları'nda sıkça zikredilmektedir. Nesin, söz konusu kitabında Kerim Sadi'nin entelektüel birikimini, muazzam okuma tutkusunu ve kültürel donanımını hakkıyla teslim etmektedir. Ancak bununla yetinmeyip yazarın günlük hayattaki bencil, kibirli ve kendini beğenmiş karakter yapısını da keskin bir dille eleştirmektedir. Nesin'in trajikomik Bursa anılarına göre Sadi, kendi sağlığına ve refahına aşırı derecede, adeta hastalık derecesinde düşkündür. Nesin, o dondurucu soğukta kapıyı açmak için sıcak yatağından kalkmayı nezle olma ihtimali nedeniyle reddeden bu kibirli aydın profilini hicveder. Kendi dehasına ve entelektüel önemine o denli büyük bir inanç beslemiştir ki, kendisinin ufacık bir nezle tehlikesiyle karşı karşıya kalmasındansa, sıradan insanların dondurucu sokakta gecelemesini çok daha makul ve kabul edilebilir bulmuştur.
