Türkiye’de modern bilimsel çalışmaların temellerini atan Ordinaryüs Profesör Kerim Erim, ülkemizin ilk doktoralı matematikçisi unvanıyla akademik tarihe adını yazdırmış öncü bir bilim insanıdır. 31 Ocak 1894 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelen bu değerli şahsiyet, yüksek matematik öğretiminin Anadolu topraklarında kök salmasında hayati bir rol üstlenmiştir. Yaşamı boyunca mekanik bilimini sağlam matematiksel temellere oturtan ünlü akademisyen, aynı zamanda ülkede matematik alanında doktora tezi yöneten ilk kişi olmuştur. Cumhuriyet döneminin yükseköğretim hamlelerinde ve 1933 yılındaki büyük üniversite reformunda da aktif görev alarak modern üniversite yapısının kurulmasını sağlamıştır.
Eğitim Hayatı ve Berlin Yılları
Asıl adı Abdülkerim olan Kerim Erim, Buharalı Molla Ahmed Zade Mirliva Arif Paşa ile Kazan Şeyhül Müderrisi Kerim Hazretzade Ferik Abdürrahman Paşa'nın kızı Naciye Hanım'ın evladı olarak dünyaya gözlerini açtı. Çocukluk yıllarında babasının görevi nedeniyle ilköğrenimini Halep’te tamamlayan Erim, ortaöğrenimini ise kısmen özel hocalar eşliğinde evde, kısmen de Hendese-i Mülkiye okulunun ilk sınıflarında tamamladı. Üstün yeteneğiyle dikkat çeken genç, yükseköğrenim için İstanbul’daki Yüksek Mühendis Mektebi’ne kaydoldu ve buradan 1914 yılında başarıyla mezun oldu. Matematiğe duyduğu derin tutku ve araştırma arzusu, onu daha ileri düzeyde çalışmalar yapması için Almanya'ya yönlendirdi. Berlin Üniversitesi’nde yüksek matematik eğitimi almak üzere yola çıkan genç araştırmacı, burada dönemin seçkin matematikçileriyle bir araya gelerek ufkunu genişletti. Nihayet 1919 yılında Erlangen kentindeki Frederich-Alexanders Üniversitesi’nde cebir üzerine hazırladığı teziyle doktora derecesini alarak yurda döndü.
Akademik Yükseliş ve Üniversite Reformu
Almanya’daki başarılı çalışmalarının ardından İstanbul'a dönen Kerim Erim, mezun olduğu Yüksek Mühendis Mektebi'nde hemen ders vermeye başladı. Genç dimağlara matematik, analitik geometri, kozmoğrafya ve mekanik dersleri anlatarak ülkenin teknik kadrosunun yetişmesine katkıda bulundu. Akademik basamakları hızla tırmanan başarılı matematikçi, 1929 senesinde doçent unvanını almaya hak kazandı. Cumhuriyet’in ilanından sonra yükseköğretimde köklü değişiklikler hedeflenirken, Kerim Erim de 1933 yılında gerçekleştirilen meşhur Üniversite Reformu’nu hazırlayan komisyonda yer aldı. Bu tarihi dönüm noktasında aktif görev üstlenirken, yeni açılan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi bünyesinde analiz profesörlüğü ve kurucu dekanlık vazifelerini yürüttü. Dekanlık görevinden kısa bir süre sonra ayrılsa da her iki güzide kurumda dersler vererek eğitim meşalesini taşımaya devam etti.
Matematik Dünyasına Bıraktığı Miras
Seçkin bilim insanı Richard von Mises'in Türkiye'den ayrılmasının ardından, 1940 yılında İstanbul Üniversitesi Matematik Enstitüsü başkanlığına Kerim Erim getirildi. Bu prestijli görevi vefat ettiği 1952 yılına kadar büyük bir başarıyla yürüten Erim, enstitünün uluslararası standartlara ulaşması için yoğun mesai harcadı. 1946 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen çift üniversitede çalışma yasağı nedeniyle İstanbul Teknik Üniversitesi'ndeki görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Ancak İstanbul Üniversitesi bünyesindeki faaliyetlerine ara vermeden devam etti. Fen Fakültesi'ne 1948 yılında yeniden dekan seçilerek bu makamda iki yıl daha hizmet verdi. Kerim Erim, ömrünü adadığı bilim dünyasında özellikle şu alanlarda çığır açan çalışmalar gerçekleştirdi:
- Diferansiyel geometri ve fonksiyonlar teorisi alanında özgün araştırmalar yapmak
- Elastisite ve plastisite kuramlarının ülkemizde tanınmasını sağlamak
- Matematik ile fiziğin felsefi boyutlarını ele alan Almanca ve Türkçe eserler kaleme almak
Ünlü bilim insanının yetiştirdiği çok sayıda akademisyen arasında, mekanik alanında dünya çapında üne kavuşan Mustafa İnan da yer almaktadır. Ülkenin çağdaş matematik vizyonunu şekillendiren bu ulu çınar, 28 Aralık 1952 tarihinde vefat etti.
