Mustafa İsmet İnönü, 24 Eylül 1884 tarihinde İzmir'de Reşit Efendi ile Cevriye Temelli Hanım'ın ikinci oğulları olarak dünyaya gözlerini açtı. Kökeni Malatya'nın köklü ailelerinden Kürümoğullarına dayanan genç İsmet, askeri eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra cephelerde gösterdiği üstün başarılarla modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasında başat rol oynadı. İmparatorluğun son dönemlerinde kurmay subaylık basamaklarını hızla tırmanan bu yetenekli komutan, cumhuriyetin ilanından sonra ilk başbakan ve ikinci cumhurbaşkanı sıfatlarıyla ülkenin geleceğini şekillendirdi. Siyasi ve askeri mücadelelerin tam merkezinde geçen uzun yaşamı, 25 Aralık 1973'te 89 yaşında Ankara'da son buldu.
Babası Hacı Reşit Bey'in devlet görevleri dolayısıyla ilk ve ortaöğrenimini Sivas'ta tamamlayan İsmet, 1892'de Askeri Rüştiye'ye kaydoldu. Sivas Mülkiye İdadisinde de bir yıl okudu. Halıcıoğlu'ndaki askeri liseye kaydını yaptırdı. 1901 yılında girdiği Mühendishane-i Berri-i Hümayun topçu okulunu 1903'te teğmen rütbesiyle sınıf birincisi olarak bitirmeyi başardı. Üç yıl sonra Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni de birincilik derecesiyle tamamlayarak kurmay yüzbaşı rütbesini aldı. Edirne'de başlayan askeri kariyerinde İttihat ve Terakki Cemiyetine katıldı. 31 Mart Vakası ayaklanmasını bastıran Hareket Ordusu'nda kurmay görevler alarak askeri kariyerinde dikkatleri üzerine çekti. Yemen İsyanı'nın bastırılması sürecinde İmam Yahya ile yapılan kritik anlaşma görüşmelerine katılarak isyanların son bulmasını sağladı. Yemen'deki başarıları üzerine binbaşılığa terfi etti.
Kurtuluş Savaşı ve Lozan Kahramanı
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Kafkas Cephesi'nde Kolordu Komutanı olarak Mustafa Kemal Atatürk ile omuz omuza çalıştı. Bu cephedeki ortak mesai, ömür boyu sürecek dostluğun ve devletin geleceğine dair ortak vizyonların şekillendiği önemli bir süreçti. Suriye Cephesi'nde de savaşan İsmet Bey, Mondros Mütarekesi sonrasında İstanbul'a dönerek Harbiye Nezareti müsteşarlığına atandı. İstanbul Hükümeti bünyesindeki askeri kurullarda görev alsa da Anadolu'daki kurtuluş mücadelesini desteklemek üzere Ankara'ya geçti. İstanbul'la tüm resmi bağlarını kopardı. Ankara'da Genelkurmay Başkanlığı görevine getirildi. İstanbul'daki mahkeme tarafından idama çarptırıldı.
Batı Cephesi Komutanlığı sırasında Birinci İnönü Muharebesi zaferini kazanarak tuğgeneralliğe yükselen İsmet Paşa, İkinci İnönü zaferiyle adını tarihe yazdı. Kütahya-Eskişehir mağlubiyetinin ardından genelkurmaylık görevinden ayrılmak zorunda kalsa da cephedeki mücadelesini azimle sürdürdü. Büyük zaferin kazanılmasıyla birlikte Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde Ankara Hükümeti'ni temsil ederek diplomatik başarılara imza attı. Dışişleri Bakanı olarak katıldığı Lozan Barış Konferansı'nda yeni Türkiye devletinin egemenlik haklarını titizlikle korudu. Antlaşmayı imzalayarak Türkiye'nin bağımsızlığını tescilledi. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte ilk başbakan unvanını aldı ve halifeliğin kaldırılması ile eğitim birliği gibi köklü reformların öncüsü oldu.
Milli Şef Dönemi ve İkinci Dünya Savaşı Yılları
Uzun yıllar başbakanlık makamında oturan İsmet İnönü, 1937 yılında Dersim olayları ve İtalya gezisi raporuna dair Atatürk ile yaşadığı fikir ayrılıkları neticesinde görevinden ayrıldı. Ancak 1938 yılında büyük liderin ebediyete intikal etmesiyle birlikte meclis tarafından Türkiye'nin ikinci cumhurbaşkanı olarak seçildi. Cumhuriyet Halk Partisi kurultayında kendisine Milli Şef sıfatı ve "değişmez genel başkan" unvanı layık görüldü. Bu dönemde paralara kendi portresi basıldı. Hemen ardından patlak veren İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıcı etkilerinden Türkiye'yi uzak tutmak için yoğun bir diplomasi yürüttü. Ülkeyi savaşın dışında tutarken, yurt içinde Varlık Vergisi gibi ağır ekonomik önlemler aldı ve eğitimde devrim niteliğindeki Köy Enstitülerü modelini başlattı.
Çok Partili Hayata Geçiş ve Son Yılları
Savaşın bitmesiyle birlikte Sovyetler Birliği'nin toprak talepleri karşısında dış politikada dengeyi sağlamak amacıyla adımlar attı. Truman Doktrini çerçevesinde Amerika'dan askeri ve ekonomik destek alınırken, müttefiklerin beklentileri doğrultusunda ülkede serbest seçimlere dayanan çok partili demokratik parlamenter sistemin kurulması yönünde adımlar atıldı. 1950 genel seçimlerinin ardından iktidarı barışçıl yollarla kazanan Demokrat Parti'ye devrederek cumhurbaşkanlığı makamından ayrıldı. Yaklaşık on yıl boyunca ana muhalefet lideri olarak aktif siyaset yürüten İnönü, 1960 askeri müdahalesi sonrasındaki Kurucu Meclis üyeliğinin akabinde cumhurbaşkanı tarafından yeniden başbakan olarak görevlendirildi. 1972 yılındaki kurultayda genel başkanlığı Bülent Ecevit'e devrettikten sonra parti üyeliğinden ve milletvekilliğinden çekildi. Siyasi ve askeri dehasıyla tarihe geçen bu büyük devlet adamının yayımlanmış başlıca eserleri şunlardır:
- Hatıralarım, Genç Subaylık Yılları, 1884-1918 (1968)
- İsmet Paşa'nın Siyasi ve İçtimai Nutukları, 1920-1933 (1933)
- İnönü Diyor ki (1944)
- İnönü'nün Söylev ve Demeçleri I, 1920-1946 (1946)
.jpg?width=640)