Bursa topraklarında 1925 yılında dünyaya gözlerini açan, tasarladığı anıtsal ibadethanelerle Türkiye'nin mimari çehresine kalıcı imzalar atan ünlü Türk mimar Hüsrev Tayla, 17 Mart 2014 tarihinde İstanbul'da aramızdan ayrılmıştır. Cumhuriyet döneminin en tartışmalı ve en çok konuşulan cami tasarımlarını hayata geçiren usta sanatçı, geleneksel ile modern üslubun kesişim noktasında duran özgün yaklaşımıyla tanınmaktadır. Yaşamı boyunca ağırlıklı olarak iki kadim şehir olan İstanbul ve Bursa sınırları içinde mesleğini icra eden Tayla, ardında mimarlık tarihi açısından derin izler barındıran zengin bir miras bırakmıştır.
Akademiden Kültür Mirasına Uzanan Eğitim Yılları
İlk ve ortaöğrenim hayatını doğduğu şehir olan Bursa'da tamamlayan Tayla, yükseköğrenim için İstanbul'un yolunu tutmuştur. Yıl 1942 olduğunda, dönemin en saygın sanat okullarından biri olan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne adım atmıştır. Başarılı geçen eğitim sürecinin ardından 1948 senesinde buradan mezun olarak mimarlık unvanını resmen almıştır. Ancak onun öğrenme tutkusu sadece pratik tasarımla sınırlı kalmamıştır. Sanatın geçmişini ve teorisini derinlemesine kavramak amacıyla 1952 ile 1953 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nde de eğitim alarak entelektüel birikimini güçlendirmiştir.
Kamudan Serbest Mimarlığa Çeşitlenen Bir Kariyer
Meslek hayatında teoriyi pratikle birleştiren usta mimar, kamu kurumlarında son derece önemli idari ve teknik sorumluluklar üstlenmiştir. Sırasıyla görev aldığı başlıca kurumlar şunlardır:
- Milli Eğitim Müdürlüğü,
- İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü,
- İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi,
- İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü.
Bu resmi kurumlarının yanı sıra, akademik alanda da birikimini genç nesillere aktarmaktan geri durmamıştır. Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde 1972-1974 yılları arasında öğretim görevlisi olarak dersler vermiştir. Aynı dönemde serbest mimarlık faaliyetlerini de aktif şekilde sürdürmüştür. Pek çok ulusal mimarlık yarışmasına katılarak tasarımlarını yarıştırmıştır. Tarihsel dokunun korunmasına büyük önem veren Tayla; çok sayıda kervansaray, hamam, türbe, konak ve cami projesinin rölövelerini çıkararak eski eserlerin geleceğe taşınmasına öncülük etmiştir.
Kocatepe ve Şakirin Camii ile Zirve Yılları
Hüsrev Tayla'nın mimarlık kariyerindeki en belirgin izler, tasarladığı büyük ölçekli cami projelerinde kendisini göstermektedir. İstanbul'da yükselen Şirinevler Camisi ve Maltepe Camisi ile Adana sınırlarında yer alan Paktaş Fabrikası Camii, onun bu alandaki başarılı uygulamaları arasındadır. Ancak mimarın adını tüm Türkiye'ye duyuran ve mimarlık camiasında büyük fırtınalar koparan projesi, başkentte inşa edilen Kocatepe Camii olmuştur.
Bu devasa yapının hikayesi, geleneksel çizgiler ile modern anlayışın amansız mücadelesini gözler önüne sermektedir. Sürecin başlangıcı 1957 yılına uzanmaktadır. Büyük bir yarışma düzenlenmiştir. Yarışmayı ise modern tasarımıyla Vedat Dalokay ve Nejat Tekelioğlu kazanmıştır. Temeli 1962 yılında atılan bu öncü projenin yapımı, ilerleyen süreçte camiyi inşa ettiren dernek yönetimi tarafından durdurulmuştur. Tarihler 1967'yi gösterdiğinde dernek, yeni bir yarışma açmadan işi doğrudan sipariş yöntemiyle Hüsrev Tayla ve Fatin Uluengin ikilisine devretmiştir. 1967'de inşasına yeniden başlanan ve tam yirmi yıl sonra, 1987'de kapılarını açan yeni cami, klasik Osmanlı mimari çizgilerine yakın tarzıyla inşa edilmiştir. Bu köklü tasarım değişikliği, Türkiye'nin mimarlık tartışmalarında hem olumlu hem de olumsuz çok sayıda eleştiriyi beraberinde getirmiştir.
Ustanın son dönemdeki büyük projesi Şakirin Camii'dir. Karacaahmet Mezarlığı girişinde konumlanan bu ibadethane, 2005 ile 2009 yılları arasında inşa edilmiştir. Bu özgün ibadethane, Tayla'nın geniş kitleler tarafından takdir edilen son dönem başyapıtları arasında yerini almıştır.
