Türk medyasının en renkli ve tartışılan isimlerinden biri olan Hıncal Uluç, 1 Kasım 1939 tarihinde Kilis'te dünyaya geldi. Gazeteci, yazar ve televizyon sunucusu olarak geniş kitlelere hitap eden usta kalem, kendine has üslubuyla spor ve sanat dünyasına yön verdi. Uzun yıllar süren meslek hayatı boyunca cesur eleştirileriyle tanınan Uluç, 21 Kasım 2022'de İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede 83 yaşında hayata gözlerini yumdu. Geride Türk basın tarihini derinden etkileyen devasa bir miras ve hafızalardan silinmeyecek televizyon programları bıraktı.
Kilis'ten Ankara'ya: Hareketli Bir Çocukluk Dönemi
Çerkez kökenli Hüseyin Bey'in torunu olan Uluç'un çocukluğu, subay babası Fuat Uluç'un tayinleri nedeniyle farklı şehirlerde geçti. Annesi Suat Hanım'ın ve Kilis Müftüsü olan dedesi Muharrem Kemal Bilgiç'in ailesinde büyüyen Hıncal, babasının İkinci Dünya Savaşı yıllarında Bulgaristan sınırındaki görevi sebebiyle üç yaşına kadar teyzesi ve anneannesiyle yaşadı. Aile daha sonra babasının yeni görev yeri olan Van'ın Çaldıran ilçesinde bir araya geldi. Burada 1945 yılında gerçekleşen büyük Van Depremi'ni bizzat yaşayan Uluç ailesi, ardından Bandırma'ya taşındı. İlkokul eğitimine bu liman kentinde başlayan Hıncal, babasının tayin trafiğiyle beraber Kilis'teki Kemaliye İlkokulu'nu tamamladı.
Kuzenleri arasında ünlü akademisyen ve siyasetçi Ahmet Taner Kışlalı da bulunan Uluç, eğitim hayatını sırasıyla Antakya ve Ankara'da sürdürdü. Ortaokula Antakya'da başlayıp liseyi Ankara'daki Kurtuluş Lisesi'nde bitirdi. Gençlik yıllarında ailesi onun tıp veya mühendislik okumasını düşlerken, kendisi hukukçu olmayı hayal ediyordu. Ancak yabancı dil öğrenme merakı onu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne yönlendirdi. Buradaki eğitimini tek sömestr sonra yarıda bırakarak Ankara'ya geri döndü. Spora ve siyasete duyduğu ilgiyle 1958 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girmeyi başardı.
Gazeteciliğe 17 Yaşında Atılan İlk Adımlar
Üniversite yıllarında gazetecilik dünyasıyla tanışan Uluç, henüz 17 yaşındayken Yenigün gazetesinde çalışmaya başladı. Gazetenin spor servisindeki kadronun topluca istifa etmesi üzerine, Mehmet Ali Kışlalı'nın davetiyle gazetenin spor sayfaları genç Hıncal'a teslim edildi. Sıkıyönetim şartlarında çıkan altı sayfalık bu gazetede sporun tüm yükünü omuzlayan genç yazar, dönemin ünlü sporcularıyla söyleşiler gerçekleştirerek meslekte hızla yükseldi. Askerlik görevini tecil ettirmek amacıyla üniversiteyi bilerek uzatan Uluç, annesinin ısrarları üzerine 1964 yılında Mülkiye'den mezun oldu. Ardından Mamak Muhabere Okulu'nda iki yıl süren vatani görevini tamamladı.
Bu dönemde Türk basını ve siyaseti, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesiyle çalkalanıyordu. Hıncal Uluç, Kızılay'daki protestoların ve öğrenci hareketlerinin içinde aktif bir şekilde yer aldı. Hukuk ve siyaset bilgisi sayesinde yazılarında yasal cezalardan kaçınmayı başardı. İlginç bir şekilde, babası Fuat Uluç da ihtilal sürecinin kilit isimlerinden Alparslan Türkeş'in en yakın çalışma arkadaşları arasındaydı. Darbe sonrasında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı'nda görev alan baba Uluç, ordudan istifa ederek siyasete atıldı ve CKMP Genel Sekreteri oldu. 1964'te Mardin milletvekili seçilen Fuat Uluç, 1968 yılında hayatını kaybetti.
Köşe Yazarlığından Televizyon Ekranlarına Uzanan Dönem
Askerlik sonrasında, 1967 yılında Yankı dergisinde çalışmaya başlayan Hıncal Uluç, aynı dönemde Cumhuriyet gazetesinde spor yazıları kaleme aldı. TRT'nin yayına başlamasıyla Cumhuriyet'te ilk televizyon eleştiri sayfasını hazırlayan isimlerden biri oldu. 1980 yılında Ercan Arıklı'nın teklifiyle Gelişim Yayınları'na geçiş yapan yazar, yayınevinin satılmasının ardından bir süre işsiz kaldı. Ancak 1990 yılında Zafer Mutlu'nun davetiyle katıldığı Sabah gazetesinde yazmaya başladığı köşe yazıları, onu Türk basınının en etkili figürlerinden biri haline getirdi.
Medya dünyasındaki başarısını televizyon ekranlarına da taşıyan Uluç, hafızalara kazınan birçok popüler programda yer aldı. Bu programlardan bazıları şunlardır:
- Şakamera
- Kale Arkası
- 90 Dakika
Farklı kurum ve derneklere üye olan Uluç, aynı zamanda şu kuruluşların da üyesiydi:
- Galatasaray Spor Kulübü
- Mülkiyeliler Birliği
- Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD)
- İstanbul Gazeteciler Cemiyeti
Özel hayatında da hareketli bir yaşam süren Uluç, 1977 yılında Amerikalı arkeolog Holly Hartquist ile evlendi ancak bu birliktelik 1983 yılında boşanmayla son buldu. Yaşamı boyunca bir daha evlenmeyen Uluç'un bu evlilikten çocuğu olmadı. Hayatı boyunca çeşitli hukuki ve fiziki saldırılarla da karşı karşıya kaldı; 1994 yılında silahlı bir saldırıda topuğundan yaralandı. Yazıları nedeniyle davalara ve hapis cezalarına çarptırılan Uluç, uzun yıllar süren entelektüel mücadelesini 21 Kasım 2022'de tamamlayarak aramızdan ayrıldı.
