Türk tıp dünyasının ve edebiyat semasının en müstesna simalarından biri olan Hasan Hüsrev Hatemi, 12 Aralık 1938 tarihinde İstanbul'un tarihi Şişli semtinde hayata gözlerini açmıştır. Yaşamı boyunca tıp bilimi ile sanatı harmanlayan hekim, 2 Nisan 2026 günü yine doğduğu şehir olan İstanbul'da 88 yaşında aramızdan ayrılmıştır. Hekimlik kariyerinde endokrinoloji alanında çığır açan çalışmalara imza atarken, edebiyat dünyasına da kıymetli şiir ve deneme eserleri kazandırmıştır. Bu çift yönlü entelektüel duruşu, onu modern Türkiye'nin yetiştirdiği en özgün tıp insanları ve yazarlar arasına yerleştirmiştir. Hem uzun yıllar görev yaptığı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde yetiştirdiği binlerce tıp öğrencisiyle hem de geride bıraktığı zengin edebi ve kültürel mirasla Türkiye'nin bilimsel gelişimine kalıcı olarak yön vermiştir.
Tıpta ve Akademide Uzmanlaşma Yılları
Eğitim hayatına Talatpaşa İlkokulu'nda başlayan Hüsrev Hatemi, ardından Şişli Ortaokulu'nu tamamlamıştır. Liseyi ise tarihi İstanbul Beyoğlu Atatürk Erkek Lisesi'nde okumuş ve buradan 1956 senesinde başarıyla mezun olmuştur. Yükseköğrenim için adım attığı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1962 yılında pratisyen hekim unvanıyla diplomasını almıştır. Mezuniyetinin akabinde ihtisas sürecine odaklanan genç hekim, 1966 yılında hazırladığı "Diabet ve Koagülasyon" başlıklı teziyle İç Hastalıkları Uzmanı olmuştur. Bilimsel vizyonunu genişletmek amacıyla 1969'da Almanya'ya giderek Hamburg Saar Tıp Fakültesi bünyesindeki radyoimmunoassay laboratuvarında çalışmalar yürütmüştür. Türkiye'ye döndükten sonra akademik basamakları hızla tırmanmıştır. Nitekim 1971 senesinde biguanidlerin epinefrin ile tetiklenen lipoliz fenomenine etkilerini inceleyen çalışmasıyla doçentlik unvanını kazanmıştır. Aynı dönemde gut hastalığının teşhisinde intravenöz fruktoz testinin önemini ortaya koyan teziyle "Metabolizma Uzmanı" derecesine hak kazanmıştır.
1972 yılında endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları alanında tam yetkinlik kazanan Hatemi, 1978 yılına gelindiğinde tiroid hastalarında glikoz toleransı ile insülin salınımı üzerine sunduğu teziyle profesörlük kadrosuna atanmıştır. Bu parlak akademik yürüyüşün ortasında, vatan görevini ifa etmek üzere Eylül 1972'de üniversiteden geçici olarak ayrılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne katılarak 1973 yılında Eskişehir 800 Yataklı Hava Hastanesi'nde İç Hastalıkları Uzmanı olarak hekimlik yapmıştır. Askerlik vazifesinin 1974 yılının Mart ayında nihayete ermesiyle birlikte sevdalısı olduğu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ndeki öğretim üyeliği görevine geri dönmüştür. Bilimsel gelişimini sürdürmek adına 1977 ve 1986 yıllarında İngiltere'de bulunan Londra Hammersmith Postgraduate okulunda ileri düzey endokrinoloji eğitimlerine katılmıştır. Bu çalışmalarının meyvesini ise 1986'da "Endokrinoloji ve Metabolizma İleri Uzmanlığı" diplomasını alarak toplamıştır.
Sağlık Kurumlarındaki Liderliği ve Araştırma Alanları
Hatemi, idari görevlerde de büyük yetkinlik göstermiştir. Cerrahpaşa bünyesinde İç Hastalıkları Anabilim Dalı'ndaki asıl görevini sürdürürken, 1982 ile 1986 yılları arasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı sorumluluğunu üstlenmiştir. Yıllar sonra, 1999 ve 2002 seneleri arasında ise aynı fakültenin İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı koltuğuna oturarak kurumuna yön vermiştir. Yaş haddinden dolayı Ocak 2006 tarihinde resmi görevinden emekliye ayrılmıştır. Fakat mesleki aşkı sönmemiş, İstanbul Universal Group bünyesindeki Alman Hastanesi çatısı altında iç hastalıkları ile endokrinoloji alanlarında hasta kabul etmeye devam etmiştir.
Tıp camiasındaki örgütlenmelere de büyük katkılar sağlayan Hatemi, pek çok saygın kuruluşun yönetiminde lider roller oynamıştır. Bu rollerden bazıları şunlardır:
- Endokrinoloji Derneği: 1975-1988 yılları arasında genel sekreterlik, 1988-1990 yılları arasında ise başkanlık yapmıştır.
- Balkan Tıp Birliği Türkiye Komitesi: 1974-1984 yılları arasında yönetim kurulunda aktif görev almıştır.
- Türk Tıp Tarihi Kurumu: 1990-2000 yılları arasında aralıksız başkanlık görevini yürütmüştür.
- Türkiye Tıp Akademisi: 2001-2005 yılları arasında başkanlık unvanını taşımıştır.
- Türk Diabet Cemiyeti ve Vakfı: 2001-2006 yılları arasında derneğin genel sekreterliğini yürütmüş, aynı yıllarda Türk Diabet ve Obezite Vakfı'nda yönetim kurulu üyeliği yapmıştır.
Hekimlik hayatı boyunca geniş bir yelpazede araştırmalar yürüten profesör, bilhassa şu tıbbi konulara yoğunlaşmıştır:
- Diyabet ve Obezite: 1964 yılından itibaren diyabet ve komplikasyonları, 1975'ten itibaren diyabet epidemiyolojisi ve 2000'den beri obezite epidemiyolojisi üzerine araştırmalar yapmıştır.
- Tiroid ve Endokrin Sistem: 1975'ten itibaren tiroid hastalıkları ile bunların epidemiyolojisi, 1975'ten beri adrenal bezler ve 1977'den itibaren prolaktin fizyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır.
- Diğer Tıbbi Alanlar: 1964-1974 yılları arasında myasthenia gravis, 1971-1974 yılları arasında Behçet hastalığı, 1976'dan itibaren akromegali ile hipertansiyon ve endotel fizyopatolojisi, 1998'den itibaren ise osteoporoz konularında çalışmıştır.
Edebi Kimliği ve Aile Hayatı
Tıp dünyasındaki büyük başarılarının yanı sıra Hüsrev Hatemi, Türk edebiyatında da derin izler bırakan entelektüel bir kaleme sahipti. Kendisi sadece bir bilim insanı değil, aynı zamanda şair ve deneme yazarıdır. Henüz 1968 senesinde yayımladığı Eski Kentte Bir Gece isimli yapıtıyla şiir dünyasına adım atmış, ardından 1973 yılında Akşam Gümrükçüleri ile edebi duruşunu perçinlemiştir. Şair, tüm şiirlerini 1990 yılındaki kitabında toplamıştır. Edebi üretimini nesir alanına da kaydırarak toplumsal ve felsefi meseleleri masaya yatırmıştır. Bu bağlamda 1988'de Yozlaşmadan Uzlaşmak, 1989'da Hoşça Bak Zatına, 1990'da Çelebi Bizi Unutma ve 1991'de kaleme aldığı Türk Aydını-Dünü Bugünü isimli eserleriyle entelektüel dünyada büyük yankı uyandırmıştır. Yazılarında sergilediği bilgece tavır ve akıcı dil, onu döneminin aranan fikir insanlarından biri kılmıştır.
Özel yaşantısında ise köklü aile bağlarına sahipti. Babası İran kökenli Ali Asgar Hatemi, annesi ise Azerbaycan'dan göç eden Cemile Hanım'dır. Kendisiyle aynı akademik ve entelektüel hassasiyeti paylaşan ikiz kardeşi Hüseyin Hatemi de Türkiye'nin tanınmış hukuk profesörlerindendir. Ailenin diğer fertleri ise Nadir ve Güzin adlarındaki kardeşleridir. Hüsrev Hatemi, hayat arkadaşı Sezer Göze ile tıp fakültesinde eğitim gördüğü 1959 yılında tanışmıştır. Çift, dört yıllık arkadaşlığın ardından 1963 senesinde dünya evine girmiştir. Bu mutlu evlilikten Aybike Hatemi Teubes ile İbrahim Hatemi ismini verdikleri iki evlatları dünyaya gelmiştir. Hem modern tıp tarihine hem de Türk edebiyat dünyasına adını altın harflerle yazdıran Hüsrev Hatemi, 2 Nisan 2026 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumarak gerisinde muazzam bir bilimsel ve kültürel miras bırakmıştır.
