Modern bilimin öncülerinden olan ve elementlerin keşfiyle adını tarihe yazdıran İngiliz kimyager, fizikçi ve mucit Humphry Davy, 17 Aralık 1778 tarihinde İngiltere'nin Cornwall bölgesindeki Penzance kasabasında yoksul bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya geldi. Elektrik enerjisini bileşikleri çözmek için kullanan ilk bilim insanlarından biri olarak kimya tarihinde devrim yarattı. Beş çocuklu yoksul bir oduncu ailesinin en büyüğü olarak başlayan hayat mücadelesini, bilimin zirvesine tırmanarak taçlandırdı. O, yaptığı deneyler ve geliştirdiği cihazlarla hem endüstrinin hem de günlük yaşamın seyrini kökten değiştirdi.
Eczacılıktan Laboratuvarlara Uzanan Gençlik Yılları
Babası Robert Davy'yi 1794 yılında kaybettikten sonra ailesinin geçim sorumluluğu omuzlarına bindi. Eşinin vefatıyla beş çocuğuyla yalnız kalan annesi Grace Millett, genç Humphry'yi hem bir meslek edinmesi hem de aile bütçesine katkıda bulunması amacıyla bir eczacının yanına çırak olarak yerleştirdi. Eczanedeki havan sesleri arasında kimyaya olan merakı uyandı ve kendi kendini eğitmeye başladı. Yerel bir rahipten Fransızca dersleri alarak dil becerisini geliştirdi. 1797 yılında Fransız kimyacı Antoine Lavoisier'in temel kimya kitabını okuması, onun bilimsel vizyonunu tamamen şekillendirdi. Genç araştırmacı, bilime olan katkılarını içeren ilk yazılarını tıp dergisi çıkaran Dr. Thomas Beddoes'a gönderdi. Beddoes bu parlak zekayı fark etmekte gecikmedi. Davy, 1798'de Bristol'deki akciğer hastalarının tedavi edildiği bir sağlık merkezine çağrılarak burada göreve başladı.
Elektriğin Gücü ve Keşfedilen Yeni Elementler
Bristol'de gazlar üzerine yoğunlaşan Davy, 1799 yılında azot protoksit gazının güldürücü etkisini keşsetti. Farklı gazların insan vücudundaki fizyolojik etkilerini anlamak amacıyla kendi üzerinde tehlikeli deneyler gerçekleştirdi. Bu cesur çalışmalarının ardından 1802 yılında, döneminin en yüksek güce sahip elektrik pilini imal etti. Geliştirdiği bu devasa pille platin tel üzerinden akım geçirerek tarihteki ilk elektrik ark lambasını yaptı. Bu buluş, modern elektrikli aydınlatmanın ilk atası olarak kabul edilmektedir. Yüksek sıcaklıklarda eriyen platin telin eşsiz özelliklerinden faydalanarak tasarlanan bu elektrik ark lambası, ticari anlamda henüz yeterince uzun ömürlü olmasa da yapay aydınlatma teknolojilerinin geleceğine giden yolu sonuna kadar aydınlattı. 75 yıl sonra Thomas Edison'un ticari başarı elde edecek ampulü tasarlamasına büyük bir zemin hazırladı.
Davy'nin bu sıra dışı başarıları, Londra'daki Kraliyet Enstitüsü kurucularının dikkatini çekti. Kurumda kimya dersleri vermek amacıyla başkente çağrıldı ve 1803'te Royal Society üyesi oldu. Zamanla bu saygın kurumun başkanlığına kadar yükselen Davy, 1807 yılında laboratuvarında erimiş külden elektrik akımı geçirerek potasyum elementini saf halde elde etmeyi başardı. Sodadan sodyum elementini ayrıştırmasının hemen ardından, iki ülke arasındaki savaşa rağmen Napolyon Bonapart tarafından 1807 yılında kendisine prestijli Prix du galvanisme ödülü layık görüldü. Genç dahi, araştırmalarına hız kesmeden devam ederek şu başarıları elde etti:
- 1808 yılında baryum, stronsiyum ve kalsiyum elementlerini keşsetti.
- Asitlerin yapısında hidrojen bulunduğunu saptayarak Lavoisier'in teorisini geliştirdi.
- Elektroliz sürecine dair hassas ölçümler gerçekleştirerek doğru elektrik yayını tespit etti.
- Klor gazının oksijen içermeyen bağımsız bir element olduğunu kanıtlayarak ona Yunanca yeşil-sarı anlamına gelen adını verdi.
Bilim Yolculuğu ve Madenlerin Koruyucu Lambası
Davy, 1812 yılında şövalyelik unvanı aldı ve aynı dönemde zengin bir dul olan Jane Apreece ile evlendi. Bir sonraki yıl, gelecekte kendisi gibi büyük bir fizikçi olacak Michael Faraday'ı asistanı olarak işe kabul etti. Ekim 1813 ile Nisan 1815 tarihleri arasında yanına asistanı Faraday'ı da sekreter olarak alan Davy, savaş döneminin getirdiği zorluklara rağmen Fransa, İtalya ve İsviçre'yi kapsayan ve kariyerinde önemli izler bırakan uzun bir Avrupa seyahatine çıktı. Bu gezide Paris'te Andre Marie Ampere, Milano'da ise Alessandro Volta gibi dönemin en parlak beyinleriyle bir araya geldi. Vezüv Yanardağı'nı ziyaret edip çeşitli kristal örnekleri toplayan bilim insanı, 1815'te İngiltere'ye dönmesinin ardından maden ocaklarındaki grizu tehlikesine odaklandı. Grizu patlamalarını önlemek amacıyla madencilerin güvenle kullanabileceği tel kafesli bir emniyet lambası icat etti. Bu hayat kurtaran buluş, onun mühendislik dehasının en somut kanıtı oldu. 1820 yılında yardımcısı Faraday yanından ayrılsa da Davy, araştırmalarını sürdürdü. Yaşamının son yıllarında Herculaneum kazılarına katıldı ve Salmonia takma adıyla edebi eserler kaleme aldı. 20 Şubat 1829'da felç geçiren büyük mucit, 29 Mayıs 1829'da İsviçre'nin Cenevre kentinde 51 yaşında hayata gözlerini yumdu.
