MÖ 460 yılında Kos adasında doğan Hipokrat, antik dünyanın en büyük hekimidir. Tıbbı batıl inançlardan arındırarak rasyonel temellere oturtmuştur. Hekim babası tarafından yetiştirilen bilgin, hastalıkların doğaüstü cezalar olmadığını savunmuştur. Ege kıyılarından Makedonya'ya uzanan seyahatlerinde binlerce hastaya şifa vermiştir. Onun gözleme dayalı kliniği ve etik ilkeleri, bugün bile tıbbın yolunu aydınlatmaktadır.
Altın Çağın Hekimi ve Rasyonel Tıp Kuramı
Hipokrat'ın yaşadığı dönem, sanat ve felsefenin zirveye çıktığı Yunan altın çağıydı. Hekim olan babası Heraklides, oğluna mesleğin tüm sırlarını bizzat öğretti. Babasıyla birlikte çalışan genç hekim, antik dünyanın birçok yerinde mesleğini icra etti. Dönemin batıl inanışlarına karşı cesur bir duruş sergiledi. Hastalıkların tanrıların gazabından değil, tamamen fiziksel nedenlerden kaynaklandığı fikrini savundu. Tedavileri gözlemlere dayandırarak tıbbı hem bilim hem de sanata dönüştürdü.
Seyyah Bir Bilge: Antik Dünyada Şifa Arayışı
Gezgin bir yaşam süren Hipokrat, eski Yunan dünyasını karış karış dolaştı. Kimi kaynaklar, onun erken yaşta Mısır'a gittiğini yazar. Orada Imhotep'e atfedilen kadim tıp metinlerini incelemiştir. Uzun yıllar Atina'da yaşayan ünlü hekim, Tesalya, Makedonya ve Anadolu'ya önemli geziler düzenlemiştir. Makedonya hükümdarı Percidas'ı tedavi ederek sarayda büyük saygınlık kazandı. Şöhreti o kadar yayıldı ki Pers hükümdarı Serhas kendisini ülkesine davet etti. Ancak Hipokrat, vatanının düşmanı olduğu için Pers kralının zengin hediyelerle süslü bu teklifini reddetti. Trakya seyahatinde ise Abdera halkının deli sandığı ünlü filozof Demokritos ile tanıştı. Onun bir deli olmadığını, aksine devrin en büyük düşünürü olduğunu herkese ilan etti.
Kos Tıp Okulu ve Klinik Keşifler
Seyahatlerinin ardından doğduğu topraklara dönen büyük hekim, Kos adasında bir tıp okulu kurdu. Akla ve bilme dayanan bu kurum, onun tıbbın babası sayılmasının temel nedenidir. Hipokrat, insan sağlığına dair çığır açıcı bilimsel keşiflerde bulunarak bazı hastalıkları ilk kez tanımlamıştır:
- Hipokratik parmaklar (çomak parmak)
- Akciğer kanseri ve akciğer hastalıkları
- Siyanotik kalp hastalığı
- Zatürre ve çocuklardaki epilepsi (sara) belirtileri
Duygu ve düşüncelerin kalpten değil, beyinden kaynaklandığını öne süren ilk kişidir. Ünlü filozof Eflatun, Protagoras isimli yapıtında kendisinden 'Koslu Asklepiades' olarak bahsederken, Phaedrus isimli diyalogunda da onu saygıyla anmıştır. Aristoteles'in öğrencisi Menon da tıp kitabında onun görüşlerine geniş yer ayırmıştır. Menon'a göre Hipokrat, yanlış beslenmenin sindirilemeyen artıklar ürettiğini ve bu buharların hastalıklara yol açtığına inanıyordu.
Ölümsüz Miras: Hekimlik Etiği ve Hipokrat Yemini
Hipokrat'ın kurduğu tıp okulunun öğretileri, ahlaki ve etik değerler üzerine kuruluydu. Tıbbın en bilinen evrensel kuralı olan 'Primum non nocere' yani 'Önce zarar verme!' ilkesi onun en büyük mirasıdır. O dönemde hekimler Asklepiadlar adı verilen loncalarda toplanır, mesleği babadan oğula aktarırlardı. Hipokrat da iki oğlu Thessalus ve Dracon'a hekimliği bizzat öğretti. Kızların hekim olamadığı o çağda, kızı ünlü hekim Polybe ile evlenerek aile geleneğini korudu. Soyundan gelen birçok torunu da aynı okulda hekimlik yaptı. Hekimlerin ettiği meşhur Hipokrat Yemini, muhtemelen kendisi tarafından değil, öğrencileri veya oğlu tarafından MÖ 5. yüzyılda yazılmıştır. Bu andın günümüzdeki versiyonları kutsal değerlere dayanırken, eski yemin tıp tanrısı Asklepios adına ediliyordu. Yemin metni; hocasını babası gibi tanımayı, rızkını paylaşmayı ve çocuklarına tıp sanatını ücretsiz öğretmeyi emreder. Ayrıca hastaya zehir vermemeyi, düşük ilacı tavsiye etmemeyi, cerrahi taş ameliyatlarını ehline bırakmayı ve hasta sırlarını saklamayı şart koşar. Değerli hekimin kaleme aldığı 70 civarındaki eser, 18. yüzyıla kadar tıp dünyasında klasik ders kitabı olarak okutulmuştur. Tıbbın kurucusu, yaklaşık MÖ 377 yılında Yunanistan'ın Larissa kentinde, 83 yaşında hayata gözlerini yummuştur.
