M.Ö. 483 yılında, dönemin bir Yunan kolonisi olan İtalya'nın Sicilya adasındaki Lentini kentinde doğan Gorgias, hitabet sanatındaki eşsiz ustalığı ve sarsıcı felsefi yaklaşımlarıyla antik dünyaya yön vermiş bir düşünürdür. Sicilya doğumlu bu büyük bilge, M.Ö. 427 yılındaki Pelaponez Savaşı esnasında Atina'ya gelerek entelektüel sahneye adım atmıştır. Kendisinden önceki doğa felsefesi geleneklerine karşı duran radikal fikirleriyle tanınan antik çağ ustası, Larissa kentinde M.Ö. 376 yılında 107 yaşında hayata veda edene dek felsefe tarihinde derin izler bırakmıştır.
Empedokles'ten Atina Sahnelerine Retorik Yolculuğu
Gorgias, gençlik yıllarında ünlü düşünür Empedokles'in öğrencisi olmuştur. Ondan hem doğa felsefesini hem de hitabet sanatını öğrenmiştir. Ancak edindiği doğa bilimleri birikimini doğrudan kabullenmek yerine, bu felsefe koluna karşıt fikirler geliştirmeyi tercih etmiştir. Bu dönemde ayrıca Elea Okulu'nun diyalektik yöntemi ve düşünce biçimi üzerinde de derin etkiler yarattığı bilinmektedir. Dolayısıyla felsefi kimliğini çok genç yaşlardan itibaren sorgulayıcı bir zemin üzerine inşa etmiştir.
Pelaponez Savaşı sırasında Atina'ya ulaşan düşünür, kısa sürede şehirde büyük bir yankı uyandırmıştır. Meclislerde ve meydanlarda gerçekleştirdiği büyüleyici konuşmalar, halkın ve yöneticilerin onu üstün bir hatip olarak tanımasını sağladı. Bu sanat dalındaki eşsiz ustalığı sayesinde Atina'daki entelektüel hayatı derinden sarsmayı başaran bilge, hitabetin antik çağdaki en önemli kurucularından ve geliştiricilerinden biri konumuna yükselmiştir. Ünlü filozof Platon da bu duruma sessiz kalmamıştır. Retoriğin özünü ve değerini incelediği ünlü Gorgias diyaloğunda, filozofun retorik alanındaki yüksek becerisini övgü dolu cümlelerle ele almıştır.
Hiççilik ve Bilginin İmkansızlığı
Gorgias, düşünce dünyasını sadece yüzeysel bir görecelikle sınırlı tutmamıştır. O, gerçek bir hiççilik ve kuşkuculuk anlayışını sonuna kadar savunarak felsefede benzersiz bir çığır açmıştır. Ona göre mutlak değerler yoktur. Dolayısıyla doğru bilgiye ulaşmak da imkansızdır. İnsanların mutlak bilgiden tamamen yoksun olduğunu belirten düşünür, ikna etme yöntemlerine devasa bir kıymet vermiştir. Sözün adeta terbiye edilip en yüksek mertebeye ulaştırılmasını savunan bilge, insanlara söz söyleme becerisi vasıtasıyla her şeyin inandırılabileceğini öne sürmüştür.
Felsefe tarihinin en sarsıcı ve akıllarda kalıcı tezlerinden biri doğrudan ona aittir: 'Hiç bir şey yoktur; bir şey varsa bile bilinemez; bilinse bile başkalarına bildirilemez.' Kendisi bu radikal çıkışıyla doğru bilginin imkansızlığını en net biçimde ilan etmiştir. Ortaya koyduğu bu görüşler, felsefe tarihinde Septisizm yani şüphecilik olarak adlandırılan büyük okulun başlamasına da çok elverişli bir düşünsel ortam hazırlamıştır.
Retorik alanında adeta devrim niteliğinde çalışmalar yapan düşünür, şiirle rekabet edebilecek kadar güçlü bir düzyazı formu üretmeye çabalamıştır. Bu büyük hedefine ulaşmak amacıyla, üslup ve dil çalışmalarını retorik disiplininin en vazgeçilmez bölümlerinden biri durumuna getirmiştir. Gorgias'ın felsefi duruşunu ve hitabet gücünü simgeleyen belli başlı çalışmalar ve eser ilişkileri şunlardır:
- Yokluk Üstüne: Filozofun hiççi ve kuşkucu yaklaşımlarını temellendirdiği ana çalışmasıdır.
- Helen'e Övgü: Söz söyleme ve ikna sanatındaki üstün yeteneğini sergilediği önemli eseridir.
- Gorgias Diyaloğu: Platon'un retoriğin temel doğasını sorgularken onun konuşma ustası yanını övdüğü meşhur yapıttır.
Larissa'da Son Bulan Asırlık Miras
Hayatı boyunca doğrunun göreceliğini, sözlerin etkileme gücünü ve hiçliğin felsefesini sorgulayan bilge, yaşamıyla da hayranlık uyandırmıştır. Yaşamının son evrelerini Yunanistan topraklarında geçiren büyük hatip, M.Ö. 376 yılında Larissa kentinde hayata gözlerini yummuştur. Öldüğünde tam 107 yaşındaydı. Arkasında bıraktığı bu asırlık ve zengin entelektüel miras, günümüzde de felsefe dünyasını meşgul etmeye, tartışmalara ilham vermeye devam etmektedir.
