Mühendislik dünyasının ve Türk akademi tarihinin en saygın isimlerinden biri olan Hilmi İleri, Kıbrıs'tan İstanbul'a uzanan hayat hikayesiyle bilim dünyasında derin izler bıraktı. 1907 yılında Lefkoşa'da dünyaya gelen bu değerli bilim insanı, İstanbul Teknik Üniversitesi'nin (İTÜ) modernleşme sürecinde ve Türkiye'de makine mühendisliği eğitiminin kurumsallaşmasında anahtar roller üstlendi. Seçkin bir akademisyen ve mühendis olarak ülkemize kazandırdığı akademik değerlerin yanı sıra, Türk edebiyatının usta yazarlarından Selim İleri'nin babası olarak da tanınmaktadır. Yaşamını bilimsel gelişmeye adamış olan İleri, 17 Eylül 1968 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumduğunda ardında devasa bir literatür ve binlerce öğrenci bıraktı.
Kıbrıs'tan İsviçre'ye Uzanan Eğitim Serüveni
Hilmi İleri'nin öğrenim hayatı Kıbrıs'ta başladı. Genç Hilmi, 1924 senesinde Kıbrıs Türk Lisesi'nden başarıyla mezun oldu. Mezuniyetin hemen ardından eğitimine devam etmek amacıyla İstanbul'a adım attı. Bu tarihi şehir, genç adamın bilimsel ve akademik kariyerinin temellerini atacağı en önemli merkez haline geldi. 1926 yılında Sultanahmet Sanat Okulu'nun elektrik şubesini tamamlayarak ilk teknik derecesini elde etti. Eğitim aşkıyla dolu olan genç mühendis adayı, aynı yıl vakit kaybetmeden İstanbul Yüksek Mühendis Okulu'na kayıt yaptırdı. Buradaki üstün başarısı, onun kaderini tamamen değiştirdi.
Akademik başarısıyla öne çıkan İleri, okulun üçüncü sınıfını tamamladığında devlet tarafından yurt dışına gönderildi. İsviçre'nin dünyaca ünlü eğitim kurumu Zürih Teknik Üniversitesi'nde (ETH) eğitimine devam etme hakkı kazandı. İsviçre'deki yoğun çalışmalarının meyvesini 1934 yılında aldı. Makine bölümünün tekstil kısmından başarıyla mezun olarak prestijli "Dipl. Ing. E.T.H." ünvanını gururla taşımaya hak kazandı. Bu üstün eğitim, ona gelecekteki büyük başarıların kapısını araladı.
Akademik Yükseliş ve İTÜ'nün Kuruluşundaki İmzası
Avrupa'da aldığı nitelikli eğitimin ardından vatanına dönen Hilmi İleri, 1936 yılında mezun olduğu Yüksek Mühendis Okulu'nda öğretmen yardımcısı olarak göreve başladı. Genç akademisyen, ülkede teknik eğitimin gelişmesi için büyük bir hevesle çalışıyordu. Bu doğrultuda 1938 ve 1939 yılları arasında Yıldız Teknik Okulu bünyesinde makine bölümünün sıfırdan kurulması çalışmalarında aktif olarak yer alarak kurumsal gelişim süreçlerine doğrudan katkı sağladı. Onun bu enerjisi ve planlama yeteneği, Türk yükseköğretiminde yeni bir dönemin kapısını aralayacaktı.
Ülke yükseköğretiminde tarihi bir dönüm noktası olan 1944 yılında, Yüksek Mühendis Okulu'nun İstanbul Teknik Üniversitesi'ne (İTÜ) dönüştürülmesi kararlaştırıldı. İleri, yeni kurulan İTÜ bünyesindeki Makine Fakültesi'nin akademik program hazırlıklarını bizzat üstlendi. Müfredatın uluslararası standartlara uygun şekilde hazırlanmasında yoğun emek harcadı. Aynı yıl gösterdiği bu muazzam katkılardan ötürü İTÜ Makine Fakültesi'nin Makine Elemanları Kürsüsü'ne profesör olarak atandı. O, artık Türkiye'nin teknik geleceğini inşa eden ana aktörlerden biriydi. Akademik vizyonunu sadece mühendislik dersleriyle sınırlamadı. İTÜ'nün küresel standartlara ulaşması amacıyla üniversite bünyesindeki ilk yabancı dil laboratuvarının kuruculuğunu da üstlenerek eğitime çok yönlü bir vizyon getirdi.
Almanya Yılları, Bilimsel Yayınlar ve Ölümsüz Miras
Akademik alanda sınırları aşan Hilmi İleri, 1953 yılında Aachen Teknik Üniversitesi'nden gelen davet üzerine Almanya'ya gitti. Burada misafir profesör sıfatıyla dersler veren ve araştırmalar yürüten İleri, aşınma konusu üzerine derinlemesine odaklandığı doktora çalışmasını tamamladı. Başarılı tez savunmasının ardından Almanca "doktor mühendis" anlamına gelen prestijli "Dr.- Ing." ünvanını kazandı. Yurt dışındaki bu akademik başarılarının ardından yurda döndüğünde çalışmaları takdirle karşılandı. Kendisi 1957 yılında Türkiye'deki akademik kariyerinin zirve noktası sayılan ordinaryüs profesörlük derecesine terfi ettirildi.
Değerli bilim insanı, arkasında çok geniş bir yazılı külliyat bıraktı. Üretken kariyeri boyunca yazdığı ve çevirdiği eserler şunlardır:
- 5 tanesi telif olmak üzere toplamda 14 adet bilimsel kitap,
- 2 adet monografi çalışması,
- Hem telif hem de tercümelerden oluşan 25 adet bilimsel makale,
- Almanya'da yayımlanmış olan 3 adet orijinal araştırma çalışması.
Onun bu zengin eser listesi, teknik literatürün zenginleşmesinde çok önemli bir kaynak vazifesi gördü.
Akademik üretkenliğini ömrünün sonuna kadar sürdüren ordinaryüs profesör, 17 Eylül 1968 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Onun bilime ve ülkesine sunduğu hizmetler, ölümünden sonra da unutulmadı. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), 1976 yılında kendisini "Hizmet Ödülü" ile onurlandırdı. Türkiye'nin yetiştirdiği en kıymetli mühendislerden biri olan Hilmi İleri, yetiştirdiği binlerce talebenin yanı sıra, edebiyat dünyamıza yön veren yazarlarımızdan Selim İleri'nin babası olarak da hafızalarda yaşamaya devam etmektedir.