Ali Selim İleri, 30 Nisan 1949 tarihinde İstanbul'un tarihi semtlerinden Kadıköy'de dünyaya gözlerini açtı. Yazar, eleştirmen ve senarist kimliğiyle modern Türk kültür hayatında derin izler bıraktı. Usta yazar, 8 Ocak 2025 tarihinde İstanbul sınırları içerisinde hayata gözlerini yumdu. Ablası Meral İleri, ona Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'e ithafen bu adı yakıştırdı. Babası Hasan Hilmi İleri yüksek makine mühendisi, annesi Süheyla İleri ise ev hanımıydı. Babasının Almanya'daki geçici görevi sebebiyle çocukluğunun ilk yılları bu ülkede geçti. Aile, ilkokul çağında tekrar İstanbul'a dönüş yaptı. Galatasaray Lisesi'ndeki yatılı eğitiminin ardından Bakırköy ve Atatürk Erkek lisesine devam etti. Atatürk Erkek Lisesi sıralarındayken tanıştığı ünlü edebiyatçı Vedat Günyol ile yazar Rauf Mutluay, onun edebiyatla kurduğu güçlü bağın gelişmesinde en önemli pay sahibi olan rehberler haline geldi. Lise sıralarındayken yazdığı ilk romanı yayınevleri tarafından geri çevrilince çareyi taslağı yırtmakta buldu. Daha sonra yazdığı hikayelerle edebiyat dünyasına ilk resmi adımını attı. Günyol'un desteğiyle Temmuz 1967'de Yeni Ufuklar dergisinde Savaş Çiçekleri adlı öyküsü yayımlandı. Hemen ardından kaleme aldığı Bi Keman öyküsü de aynı dergide yer buldu. Sanatçı, ilk öykü derlemesi olan Cumartesi Yalnızlığı/Güz Notları eserini vefat eden babasına adadı. Hukuk eğitimini yarıda bırakarak tamamen edebiyat çalışmalarına odaklanmayı seçti.
Edebi Arayışlar ve İlk Eserler
Lise yıllarında Cumhuriyet gazetesine ulaştırdığı Karanlık Yüzlü Günün Aydınlığı adlı ilk romanı acemi bulunsa da yeteneği takdir gördü. Bir başka romanının Cumhuriyet gazetesi aracılığıyla Varlık Yayınları'na ulaştırmış olsa da Yaşar Nabi Nayır yerli roman basmadıklarını belirterek eseri incelemeden geri yolladı. Yazım serüveninde Remzi Kitabevi'nden de olumsuz yanıt alan İleri, hocası Günyol'un yönlendirmesiyle öykü yazmaya yöneldi. Yeni Ufuklar dergisi çatısı altında Cemil Meriç, Ferit Edgü, Nermi Uygur ve Orhan Şaik Gökyay gibi dönemin dev isimleriyle bir araya gelme şansı yakaladı. 1971'de yayımlanan Pastırma Yazı adlı ikinci öykü kitabı ise Peride Celal'in Gecenin Ucundaki Işık romanının derin izlerini taşısa da beklenen ilgiyi göremedi. Yazarın edebiyat incelemeleri ve diğer roman denemeleri de kariyerinin önemli halkalarını oluşturdu.
Sinema Dünyası ve Senaryo Yazarlığı
1970'lerin başında yönetmen Halit Refiğ ile tanışması, hayatında tamamen yeni bir sayfa açtı. Refiğ'in teşvikiyle sinemaya yönelen yazar, 1971'de Cennetin Kapısı adlı senaryoyu yazdı. Zeki Ökten tarafından sinemaya aktarılan Kadın Yapar filmi, İleri'nin başarılı bir uyarlama senaryosu olarak beyaz perdede izleyiciyle buluşurken, yazarın bu alandaki ilk özgün çalışması ise Bir Demet Menekşe oldu. Sanatçının sinema dünyasındaki diğer çalışmaları şunlardır:
- Seni Kalbime Gömdüm ve Göl filmlerinin senaryolarını tamamladı.
- Damsız Evler, Çürüme ve Düşman Gözler senaryoları filme aktarılamadı.
- Kendisinin yönettiği Hiçbir Gece filmi ise ön jüride elendi.
Başarılı sinema çalışmalarıyla dikkat çeken sanatçı, Kırık Bir Aşk Hikâyesi filmiyle 1982'de Sinema Yazarlar Birliği tarafından yılın en iyi senaryosu ödülüne layık görüldü.
Romancılık, Ödüller ve Yaşam Dönüm Noktaları
Yazarın ilk romanı olan Destan Gönüller, 1973 yılında okurlarla buluştu. Dostlukların Son Günü isimli öykü derlemesiyle Sait Faik Hikâye Armağanı'na layık görüldü. Attilâ İlhan'ın önerisiyle yazdığı Her Gece Bodrum romanı, edebiyat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Bu başarılı romanıyla 1977 yılında Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü elde etti. Eserlerine esin kaynağı bulmak amacıyla, 1977'de yaşanan Kanlı 1 Mayıs yürüyüşüne katıldı. Halid Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu romanının son kelimesinden esinlenerek adlandırdığı Yaşarken ve Ölürken eseri Milliyet Sanat tarafından yılın romanı seçildi. Aynı yıl Aşk-ı Memnû ya da Uzun Bir Kışın Siyah Günleri adında bir inceleme kitabını okurlara sundu. 1983 tarihli Ölünceye Kadar Seninim ve 1984 tarihli Yalancı Şafak romanları ise okurdan yeterli ilgiyi göremedi. 1985 yılında ise Saz Caz Düğün Varyete adlı yapıtını yayımladı.
Annesi Süheyla İleri'nin sekiz yıl boyunca mücadele ettiği alzheimer rahatsızlığı, yazarın hayata bakışını derinden etkilerken onun yazarlık anlayışında ve edebi tarzında da köklü değişimlerin yaşanmasına zemin hazırladı. Annesine duyduğu sevgiyi ve onun üzerindeki etkisini 1983'te çıkardığı anı kitabında paylaştı. Bu zorlu dönemde alkol kullanımı artan yazar, edebi çizgisine yeni bir yön verdi. Çağdaşlık Sorunları, Düşünce ve Duyarlık ile Seni Çok Özledim gibi inceleme kitaplarında edebiyat dünyasının güncel meselelerini eleştirel gözle inceledi. Askerlik bedelini ödemek amacıyla Hayal ve Istırap adlı romanını gazetede tefrika ettirmeyi seçti. Askerlik görevini 1987 yılında üç aylık süreyle tamamlayarak tekrar yazı masasına döndü. Eleştiri türündeki eserleriyle de edebiyattaki sorunlara nesnel yaklaşımlar getirdi. Edebi üretkenliğini yaşamının son demlerine dek sürdüren sanatçı, Türk edebiyatının unutulmaz isimleri arasına girdi.
