Türk sinemasının emektar isimlerinden biri olan Haydar Karaer, 1 Haziran 1920 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Ortaokul eğitimini tamamladıktan sonra öğrenim hayatına devam etmeme kararı alan sanatçı, 1951 yapımı İstanbul Kan Ağlarken filmiyle oyunculuk kariyerine adım attı. Oyunculuk tutkusuyla yola çıkan Karaer, uzun yıllar boyunca Türk sinemasında çok sayıda filmde karakter oyuncusu olarak başarıyla görev aldı.
Sinemaya İlk Adım ve Karakter Rolleri
Sanatçının eğitim hayatı ortaokul düzeyinde son buldu. Öğrenimini sürdürmemeyi seçen genç adam, içindeki sanat sevgisiyle birlikte sinema dünyasının kapılarını araladı. Onun bu kararı, Türk sinemasının unutulmaz karakter oyuncularından birini kazanmasını sağladı. 1951 yılında izleyiciyle buluşan İstanbul Kan Ağlarken adlı sinema yapıtı, oyuncunun profesyonel kariyerinin resmi başlangıcı oldu. Bu ilk deneyimin ardından Karaer, beyaz perdede sergilediği performanslarla yapımcıların ve yönetmenlerin dikkatini çekti. Çok sayıdaki filmde üstlendiği rollerle beğeni topladı.
Yeşilçam'ın Dev İsimleriyle Kamera Arkası
Ortaokuldan mezun olduktan sonra eğitimine devam etmeyerek genç yaşta sinemaya adım atan Haydar Karaer, yarım asrı aşan kariyeri boyunca Yeşilçam'ın en parlak starlarıyla birlikte sayısız yapımda yan yana rol alma şansına sahip oldu. Aralarında Türkan Şoray, Ediz Hun, Yılmaz Güney ve Kemal Sunal gibi yıldızların yer aldığı dev kadrolarla aynı sahneleri paylaştı. Değerli starlarla kamera karşısına geçen emektar oyuncu, aynı zamanda sinema tarihimizin en kıymetli dönemlerine tanıklık etti.
Sanatıçının beyaz perdede birlikte rol aldığı sinema devlerinden bazıları şunlardır:
Vefatı ve Kilyos Mezarlığı
Sanatıçı sinema tutkusunu hiç kaybetmedi. Takvimler 19 Şubat 2014 tarihini gösterdiğinde, doğup büyüdüğü şehir olan İstanbul'da 94 yaşında hayata veda etti. Yeşilçam emektarının vefatı, sinema camiasında derin bir üzüntüyle karşılandı. Değerli sanatıçının naaşı, düzenlenen törenin ardından Kilyos Mezarlığı'nda toprağa verilerek son yolculuğuna uğurlandı. Ortaokul eğitiminden sonra başladığı ve ömrünün neredeyse tamamını adadığı bu meşakkatli sinema yolculuğu, sanatıçının geride bıraktığı benzersiz karakter kompozisyonları ve canlandırdığı roller sayesinde Türk kültür tarihinde sonsuza dek yaşamaya devam edecektir.
