İsviçre'nin sakin kasabası Konolfingen'de 5 Ocak 1921 tarihinde dünyaya gelen Friedrich Dürrenmatt, modern tiyatro edebiyatına yön veren en özgün kalemlerden biri olarak tarihe geçti. Protestan bir din adamının oğlu olarak dünyaya gözlerini açan yazar, Zürih'te başladığı yükseköğrenimini yarıda kesip Bern'de felsefe, doğa bilimleri ve edebiyat okumaya yöneldi. Bern'de geçirdiği yıllarda felsefi derinliğini şekillendiren Aristophanes, Kierkegaard ve George Helm gibi düşünürlerin eserleriyle tanıştı. Tiyatro sahnesine adım atmak için sabırsızlanan genç yazar, "Komedi" isimli ilk oyun denemesini kaleme alsa da bu eser ne basılabildi ne de tiyatro salonlarında sahne yüzü görebildi. Başarısızlıkla yılmayan sanatçı, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki kaotik atmosferde ilk büyük çıkışını gerçekleştireceği "Kayıtta Var" oyununu yazarak adını duyurmayı başardı. 14 Aralık 1990'da Neuchâtel'de hayata gözlerini yuman dahi sanatçı, geride bıraktığı derin felsefi tiyatro mirasıyla modern dünyanın çelişkilerini sahne ışıkları altında sorgulamaya devam ediyor.
Trajediden Komediye Uzanan Tiyatro Serüveni
Dürrenmatt, tiyatro dünyasındaki asıl çıkışını dramatik formların sınırlarını zorlayarak yaptı. Yazarın 1948 yılında sahnelenen ikinci büyük oyunu "Kör", dini metinlerin ve İncil dilinin belirgin etkilerini taşıyordu. Aynı yıl kaleme aldığı ancak basılması on yılı bulan "Büyük Romulus" ile rotasını tamamen güldürüye çeviren yazar, gücün ve otoritenin anlamsızlığını komedi unsurlarıyla harmanlamaya başladı. Bu arayışını 1952 yılında seyirciyle buluşan "Bay Mississippi’nin Evliliği" ile sürdürerek dönemin baskın dinsel ve Marksist ideolojilerinin içini boşaltmayı hedefledi. 1954'te yazdığı "Babil’e Bir Melek İniyor" oyununun ardından, yazarın ismini küresel tiyatro tarihine altın harflerle yazdıracak olan o ünlü başyapıt geldi: Yaşlı Kadının Ziyareti. 1956 tarihli bu oyun Dürrenmatt'a küresel bir şöhret kazandırdı. Bu muazzam başarıyı takip eden dönemde kaleme alınan önemli eserler şunlardır:
- 5. Frank (1960)
- Fizikçiler (1962)
- Gök taşı (1966)
- Bir Gezegen’in Portresi (1970)
- Bay Korbes’in Daveti (1959)
Bu zengin külliyatın yanı sıra yazar, edebiyat dünyasına "Midas Ya da Siyah Perde" ve "Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemcisi" gibi derinlikli kitaplar da armağan etti. Her eseriyle insan doğasının çelişkilerini masaya yatırdı.
Grotesk ve Komedinin Felsefi Gücü
Modern çağın insanını sadece trajedinin sınırları içinde anlatmanın imkansızlığına inanan İsviçreli usta, güldürünün sarsıcı gücünü savundu. Antik tiyatrodaki gibi aile simgeleri üzerinden devlet yapısının anlatılamayacağı modern dünyada, insan gerçeğinin ancak güldürüyle yansıtılabileceğini iddia etti. Dürrenmatt'a göre modern insan karmaşık, çelişkili ve ancak mizahi formlarla ifade edilebilen bir varlıktı. Tiyatro anlayışında Bertolt Brecht ile derin fikir ayrılıkları yaşadı. İlk dönemlerinde Brecht'ten etkilense de kendisini en çok etkileyen yazarın Aristophanes olduğunu gururla dile getirdi. Brecht'in aksine, tiyatronun toplumsal sorunlara hazır çözümler sunma görevi olmadığını, asıl amacın dünyadaki çarpıklıkları tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermek olduğunu savundu.
Usta yazar, seyirciyi sahneyle özdeşleştirmek yerine yabancılaştırma yöntemini kullanarak onları bir gerilimin içine çekti. 20. yüzyılın karmaşık sosyal yapısını ve bireysel iradeyi aşan olaylar silsilesini yansıtmak için grotesk anlatımı bir zorunluluk olarak gördü. Groteskin sunduğu çarpıtılmış dünya, seyircide alışılmadık bir haz uyandırırken aynı zamanda ürkütücü bir tedirginlik de yaratıyordu. Komedi türünü seçmesinin arkasındaki yegane amaç, seyircinin sahnede olup bitenlerle duygusal özdeşleşme yaşamasını engellemekti. Sahnede cereyan eden olaylara gülerek yaklaşan seyirci, karakterlerin düştüğü gülünç durumlardan uzaklaşarak olaylara daha geniş bir açıdan bakma fırsatı buluyordu.
