Türk çok sesli müzik kültürünün inşasında devasa roller üstlenen Faik Canselen, Kırklareli sınırlarında 1908 yılında dünyaya gözlerini açtı. Balkan Savaşı'nın zorlu koşullarında doğan sanatçı, ömrünü eğitime ve besteciliğe adayarak 17 Eylül 2009 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği en kıymetli sanatçılardan biri olan Canselen, özellikle nesiller boyu dillerden düşmeyen ünlü "İleri Marşı" bestesiyle tüm ülkenin kalbinde taht kurdu. Küçük yaşta annesini kaybetmesi ve babasının Çanakkale cephesine gitmesiyle şefkat yurdunda büyüyen yetim bir çocuğun, azimle müzik dehasına dönüşmesinin hikayesidir bu. Cumhuriyet'in müzik devrimine yön veren bu büyük isim, arkasında silinmez izler bırakan koro ve orkestra eserleri miras koydu.
Zorlu Bir Çocukluktan Musiki Muallim Mektebi'ne
Trakya göçmeni bir ailenin ferdi olan Faik Canselen, çocukluk yıllarında hayatın en ağır yüzüyle erkenden karşılaştı. Balkan Harbi'nin gölgesinde dünyaya gelen küçük Faik, annesini henüz bebek denecek yaşta yitirmenin acısını yaşadı. Hemen ardından babasının da Çanakkale Savaşları için cepheye çağrılması üzerine, İstanbul'daki kimsesiz çocuklar yurduna yerleştirilerek burada büyüdü. Yaşadığı tüm imkansızlıklara rağmen hayata tutunmayı başaran çocuk, ilkokul eğitimini İstanbul sınırlarında tamamladı. Müzik yeteneğinin fark edilmesiyle birlikte 1926 yılında, dönemin en saygın eğitim kurumlarından biri olan Musiki Muallim Mektebi kapılarını ardına kadar araladı. Burada aldığı nitelikli eğitim, onun içindeki yaratıcı gücü ortaya çıkaran en büyük basamak oldu. Henüz 15 yaşında genç bir çocukken ilk beste denemelerini yapmaya başlayan Canselen, melodilerin dünyasında hızla yol aldı. Sadece iki yıl sonra, 17 yaşındayken Celal Emrem'in kaleme aldığı ünlü "Yürü, bu yol şeref zafer yolu" dizelerini notalara dökerek ölümsüz "İleri Marşı"nı hayata geçirdi. Kısa sürede vatanın dört bir yanına yayılan ve halk tarafından büyük bir coşkuyla benimsenen bu eser, onun adını tüm Türkiye'ye duyurdu.
Atatürk'ün Yarışması, Cemal Reşit Rey ve Paris Yılları
Okulunun ilk mezunlarından biri olarak 1931 yılında diplomasını aldıktan sonra, müzik öğretmenliği mesleğine adım attı. Onun kariyerindeki en büyük dönüm noktalarından biri ise 1934 yılında gerçekleşti. Çok sesli müziği yaygınlaştırmak amacıyla bizzat Mustafa Kemal Atatürk'ün yönlendirmesiyle Cumhuriyet Gazetesi tarafından açılan kompozisyon yarışmasına katıldı. Canselen, bu prestijli yarışmada sonradan süit formuna dönüştüreceği "Köy Düğünü" isimli eseriyle birincilik ödülüne layık görüldü. Yarışmanın ardından Türk müzik tarihinin dev isimlerinden Cemal Reşit Rey ile tanışan sanatçı, bu dostluk sayesinde bestecilik kariyerinde yepyeni pencereler açtı. Rey'in kendisini teşvik etmesiyle çalışmalarına daha da sarılarak 1938 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı bünyesine dahil oldu. Konservatuvarda Ferit Alnar gibi değerli bir ustanın öğrencisi olma şerefine erişti. Eğitim hayatı sürerken aynı zamanda Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde armoni dersleri vererek öğretmenlik vasfını pekiştirdi. Konservatuvarın İleri Kompozisyon ve Orkestra Yönetimi bölümlerini başarıyla bitirdikten sonra, 1947 yılında devlet bursu kazanarak müzik dünyasının kalbi sayılan Fransa'ya gönderildi. Paris'te kaldığı süreçte Paris Ulusal Konservatuvarı ile Cesar Franck Müzik Yüksek Okulu gibi dünyaca ünlü kurumlarda eğitim alarak müzikal vizyonunu uluslararası düzeye taşıdı.
Yurda Dönüş, Eğitim Aşkı ve Ölümsüz Eserler
Avrupa'daki eğitimini 1951 yılında tamamlayarak vatanına geri dönen kıymetli besteci, uzun yıllar boyunca Askeri Mızıka Okulu çatısı altında armoni öğretmenliği görevini yürüttü. Bu süreçte sadece öğrenciler yetiştirmekle kalmadı, aynı zamanda müzik eğitimi ders kitapları kaleme alarak Türk eğitim sistemine kalıcı katkılar sundu. Çeşitli çalgı toplulukları ve korolar kurup yöneten sanatçı, çok sesli müziğin geniş kitlelere ulaşması için durmaksızın çalıştı. Hayatı boyunca pek çok değerli eseri müzik kütüphanemize kazandıran bestecinin öne çıkan çalışmalarından bazıları şunlardır:
- Türk halk ezgilerinden beslenen nefis orkestrasyonuyla Gelin Ayşe Türküsü
- Kahramanlık ve coşku ruhunu yansıtan Akıncılar eseri
- Genç nesillere ilham veren dinamik yapısıyla Gençlik Marşı
- Milli duyguların ses bulduğu Bayrak marşı
- Atatürk'ün izinden giden nesiller için bestelediği İzindeyiz yapıtı
- Ustanın geç dönem yaratıcılığının en olgun meyvelerinden biri olan 6. Süit
Müziğe ve eğitime adanmış bu asırlık yaşam, sanat camiası tarafından da çeşitli ödüllerle taçlandırıldı. Değerli besteci, 2003 yılında Sevda Cenap And Vakfı tarafından Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirildi. Ertesi yıl, 2004'te Erdoğan Okyay'ın titiz çalışmasıyla hazırlanan "Faik Canselen, Eğitime Tutkulu Bir Besteci" adlı biyografik kitap okuyucuyla buluştu. Hayatının son demlerinde dahi eserlerinin seslendirilişine tanıklık eden Canselen'in "6. Süit" adlı kıymetli eseri, 26 Ekim 2008 tarihinde şef Burak Tüzün yönetimindeki Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası tarafından dünya prömiyeri olarak icra edildi. Bir asrı aşan ömrünü Türk müziğinin çağdaşlaşmasına adayan usta sanatçı, geride bıraktığı zengin kültürel mirasla yaşamaya devam ediyor.