Fahire Fersan, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde, 1 Ocak 1900 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen ve Türk sanat musikisi geleneğinde derin izler bırakmış seçkin bir kemençe sanatçısıdır. Hayatı boyunca müziğin içinde yaşayan sanatçı, kıymetli hocası Tanburî Cemil Bey'den kemençe dersleri alarak bu alanda ustalaşmıştır. Hem TRT radyolarında gerçekleştirdiği yayınlar hem de çıkardığı plaklarla sanat dünyasında yer edinen Fersan, uzun ve verimli ömrünün ardından 3 Ocak 1997 tarihinde yine doğduğu şehir olan İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur.
Saray Çevresinden Musiki Dolu Bir Yuvaya
Fahire Fersan'ın yetiştiği çevre, onun sanatla bağ kurmasını kolaylaştıran bir yapıya sahipti. Babası, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid'in mabeyincisi Faik Bey'di. Ailenin saraya yakınlığı, müzikle iç içe bir yaşamı beraberinde getirdi. Kız kardeşi Tanburî Faize Ergin de dönemin tanınmış musikişinasları arasında yer almaktaydı. Fahire Fersan, besteci Tanburî Refik Fersan ile evlenerek ailedeki sanatsal bağı daha da kuvvetlendirmiştir. Musiki eğitimine henüz küçük yaşlarda büyük ilgi duyan genç sanatçı, dönemin en nüfuzlu ustalarından Tanburî Cemil Bey'den kemençe dersleri almaya başlayarak profesyonel sanat yaşamının en önemli temelini bu sayede atmıştır.
Fahire Fersan'ın hem aile hayatında hem de sanat kariyerinde derin izler bırakmış olan başlıca isimler şunlardır:
- Padişah II. Abdülhamid'in mabeyincisi olan babası Faik Bey
- Kendisi gibi tanburî olan kız kardeşi Faize Ergin
- Yollarını birleştirdiği besteci ve tanburî eşi Refik Fersan
- Kemençe eğitimini aldığı büyük usta Tanburî Cemil Bey
- Konser ve plaklarında kendisine eşlik ettiği ses sanatçısı Münir Nurettin Selçuk
İsviçre Yılları ve Cemil Bey ile Yeniden Buluşma
Sanatçının eğitim hayatı, evlilik sebebiyle bir süre kesintiye uğramıştır. Eşi Refik Fersan ile dünya evine giren Fahire Fersan, evliliğinin ardından eşiyle birlikte İsviçre'ye yerleşmiştir. Yurt dışındaki bu dönem, İstanbul'daki kemençe derslerinden uzak kalmasına yol açmıştır. Ancak memleketine geri döndüğünde, yarım kalan musiki eğitimini tamamlama kararlılığı göstermiştir. Yurda dönünce hocasıyla derslerine hemen yeniden başladı. Bu özel çalışmalar Tanburî Cemil Bey'in vefatına kadar sürdü. Böylece Türk müziğinin köklü mirasını doğrudan kaynağından alarak icrasını olgunlaştırma fırsatı bulmuştur.
Radyo Yayınları, Plaklar ve Sahne Çalışmaları
Ülkesine dönüşüyle birlikte aktif sanat hayatına başlayan Fahire Fersan, geniş kitlelere ulaşan radyo programlarında yer almıştır. TRT İstanbul Radyosu ve TRT Ankara Radyosu bünyesinde uzun yıllar boyunca kemençe çalarak radyo dinleyicilerinin beğenisini kazanmıştır. Klasik musiki sanatını stýyo kayıtlarıyla da kalıcı hale getiren Fersan, kendisi gibi müzisyen olan değerli eşi Refik Fersan ile birlikte Türk müziği arşivine katkı sağlayan ortak plak çalışmaları gerçekleştirmiştir. Bu ikili çalışmaların yanı sıra dönemin efsanevi sesi Münir Nurettin Selçuk ile de yakın iş birliği içinde olmuştur. Selçuk'a çok sayıda konser organizasyonunda ve stýyoda doldurulan plak kayıtlarında kemençesiyle refakat etmiştir. Klasik Türk müziğinin yaylı çalgılardaki en önemli temsilcilerinden biri olarak tarihe geçmiştir.