Klasik Türk müziğinin en seçkin kadın sanatçılarından biri olan Faize Ergin, 1894 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiş, tambur virtüözlüğü ve bestekarlığıyla müzik tarihimize adını yazdırmıştır. Saray çevresinden gelen köklü bir ailede yetişen sanatçı, dönemin en büyük ustalarından dersler alarak kendi özgün ekolünü oluşturmuştur. Yaşamı boyunca musiki meclislerinin vazgeçilmez bir parçası oldu. Ayrıca eğitim kurumlarında da aktif roller üstlendi.
Saray Çevresinden Tanburi Cemil Bey'in Rahle-i Tedrisine
Tanburi Faize Hanım, Mabeyinci Faik Bey ile şeminur Hanım'ın kızı olarak dünyaya gözlerini açtı. Aile içindeki sanat sevgisi, onun ve kız kardeşi Fahire Fersan'ın yollarını küçük yaşta şekillendirdi. Çocukluk yıllarında saray terbiyesi ve özel eğitim alarak donanımlı bir şekilde büyütüldü. Babasının en yakın dostlarından olan efsanevi müzisyen Tanburi Cemil Bey, küçük Faize'nin yeteneğini hemen fark etti. Cemil Bey'den aldığı tanbur ve musiki dersleri, onun sanatsal kimliğinin temel taşını oluşturdu.
Darülelhan Yılları ve Sanatının Olgunlaşması
Eğitime ve gelişime doymayan genç Faize Hanım, musiki bilgisini derinleştirmek için dönemin önde gelen hocalarına yöneldi. Bunun yanı sıra, dönemin önde gelen değerli isimlerinden Enderuni Hafız Hüsnü ile İsmail Hakkı Bey gibi üstatlardan pek çok klasik eseri meşk ederek mevcut repertuvarını günden güne zenginleştirmiştir. Biriktirdiği bu eşsiz birikimi sonraki nesillere aktarmayı bir görev bildi. Bu amaçla Darülelhan'da ders vermiş, aynı zamanda farklı musiki cemiyetlerinde tanbur öğretmenliği yapmıştır. Dönemin maarif müfettişlerinden Ruhi Bey ile hayatını birleştiren sanatçı, eşinin büyük desteğini gördü. Ruhi Bey'in teşvik edici tavrı sayesinde içindeki beste yapma arzusunu ortaya çıkardı.
Az ve Öz Eserlerle Ölümsüzleşen Bir Miras
Sanatçı Faize Ergin, nicelikten ziyade niteliğe önem veren son derece seçkin bir müzik anlayışına sahipti. Bu yüzden ardında az sayıda fakat her biri sanat değeri son derece yüksek eserler bırakmıştır. Klasik Türk sanat müziği repertuvarına kazandırdığı başlıca popüler şaheserler şunlardır:
- Nikriz makamında bestelediği "Gönül ne için ateşlere yansın"
- Acemaşiran makamının nağmeleriyle örülü "Kime halim diyeyim, kime rüsva olayım"
- Şeddiaraban makamındaki "Bade-i vuslat içilsin kase-i fağfurdan"
- Nihavent makamının sevilen eseri "Kız sen geldin Çerkeş'ten"
Müzik dünyasında böylesine derin izler bırakan bu büyük sanatkârın ömrünün son demleri maalesef hüzünlü geçti. Hayatının son yıllarında oldukça büyük bir maddi sıkıntıya düşen ve kimsesizliğin getirdiği derin bir yalnızlığa sürüklenen değerli sanatçı Ergin, 21 Şubat 1954 tarihinde İstanbul'da sessizce hayata gözlerini yumdu. Geride bıraktığı asil duruşu ve ruhumuza dokunan melodileri, Türk sanat müziğinin en nadide köşesinde yaşamaya devam etmektedir.