Türk askeri tarihinin en çok konuşulan liderlerinden biri olan eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Turgut Bitlis, 1 Nisan 1933 tarihinde dünyaya geldi. Mesleğine ömrünü adayan yüksek rütbeli subay, 17 Şubat 1993 günü askeri uçağın henüz aydınlatılamayan bir sebeple düşmesiyle yaşamını yitirdi. Komutanın ani vefatı ülkede derin izler bıraktı. Görev süresi boyunca Türkiye'nin güvenliği için sergilediği dik duruşla tanınan asker, milli çıkarları her zaman ön planda tuttu.
Askeri Eğitimi ve Kıbrıs'taki Tarihi Görevleri
Başarılı askeri öğrenicilik yıllarının ardından 1952 yılında Kara Harp Okulu diplomasını almayı başarıyla gerçekleştirdi. Eğitimine hız kesmeden devam ederek 1954 senesinde Polatlı Topçu Okulu'nu bitirdi ve teğmen rütbesiyle mezun oldu. Mesleki gelişimine büyük önem veren genç subay, 1966 yılında Kara Harp Akademisi'ni tamamladı. Askeri dil eğitimi ve tecrübesini artırmak üzere Almanya'ya dil okulu eğitimi almak için gönderildi. Buradaki dil eğitiminin hemen akabinde, 1969 yılında Türk Silahlı Kuvvetler Akademisi'nden mezun oldu. Askeri eğitim basamaklarını hızla tırmanarak 1973 senesinde Alman Harp Akademisi'ni başarıyla tamamladı. Bu başarılı eğitim döneminden sonra, Kara Harp Akademisi bünyesinde bir yıl başöğretmenlik yaptı.
Askeri sahadaki en büyük başarısını 1974 yılında gerçekleşen Kıbrıs Harekâtı esnasında gösterme şansı buldu. O dönem albay rütbesiyle görev yapmaktaydı. Kıbrıs Türk Alayı Komutanlığı'na atanan Bitlis'in sevk ve idaresindeki birlikler, karşılarındaki Kıbrıs Yunan Alayı'nı tamamen imha etti. Bu harekâttaki üstün hizmetlerinin ödülü olarak 1978 yılında Tuğgeneral rütbesine terfi ettirildi. Hemen ardından kritik öneme sahip olan Bolu Komando Tugay Komutanlığı görevini üstlendi. Kariyerindeki yükselişini sürdüren başarılı komutan, 1982 senesinde Tümgeneral rütbesine yükseldi. Bu unvanla yeniden adaya dönerek Kıbrıs 28'inci Tümen Komutanı olarak vazife yaptı. 1986'da Korgeneral rütbesine terfi etti. 1988 yılında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı görevini başarıyla yürüttü. Nihayet 1990 senesinde ordu içindeki en prestijli rütbelerden biri olan Orgeneralliğe terfi ettirildikten sonra, vatan hizmetini taçlandıracak şekilde Jandarma Genel Komutanlığı görevine resmen atandı.
Bölgesel Güvenlik Duruşu ve Çekiç Güç Karşıtlığı
Jandarma Genel Komutanlığı koltuğuna oturduktan sonra bölgedeki dış müdahalelere karşı tavizsiz duruşuyla dikkat çeken Bitlis, özellikle Çekiç Güç'ün Türkiye sınırlarından gitmesi gerektiğini savunuyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nin Kuzey Irak sınırları dahilinde kurmayı planladığı Kürt Devleti oluşumunun, Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve milli çıkarlarına telafi edilemez büyük zararlar getireceğini her mecrada açıkça savunuyordu. Bu net fikirleri sebebiyle ABD Büyükelçiliği tarafından hükümete defalarca şikayet edildiği iddia edildi. Gerilim, 17 Aralık 1992 günü Selahaddin şehrine giden helikopterine, önceden haber verilmesine rağmen Amerikan uçaklarının taciz uçuşu yapıp zorla inişe mecbur bırakmasıyla zirveye ulaştı. Bitlis, JİTEM bünyesinde gerçekleştirilen yargısız infazlara da her fırsatta kararlılıkla karşı çıktı. Kurum içindeki uyuşturucu ve silah kaçakçılığı faaliyetlerine karşı açık bir tavırla cephe aldı.
Şüpheli Uçak Kazası ve 1993 Yılının Karanlık Tablosu
Ölümünden yedi ay evvel, kendisini gelecekte Genelkurmay Başkanı olarak görmek isteyen Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a son mektubunu yazdı. Tarihi nitelikteki bu mektupta, ülkeyi uzun süredir meşgul eden Kürt sorununun barışçıl çözüm yollarına ve bölgedeki stratejik gelişmelere dair son derece hayati tespitlerini paylaştı. Hemen ardından 7 Şubat 1993 tarihinde, İncirlik Üssü'nden kalkan Amerika Birleşik Devletleri askeri uçaklarının bölgedeki terör örgütüne havadan yardım dağıttığını çok net ifadelerle kamuoyuna açıkladı. Bu büyük iddiadan tam on gün sonra, bindiği askeri uçağın düşmesi sonucu can verdi. Feci kaza tüm Türkiye kamuoyunu sarstı. Uçağın şüpheli şekilde düşmesi, beraberinde günümüze kadar sürìecek çok büyük soru işaretlerini de getirdi.
Kazadan sonra olay yerini inceleyen Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, uçağın buzlanma nedeniyle düştüğünü söyledi. Buna karşın, ertesi gün Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, kazaya dair henüz hiçbir bilirkişi heyeti ve teknik raporun bulunmadığı kamuoyuna açıkça duyuruldu. Buna rağmen, kazadan yarım saat sonra hazırlanan bilirkişi raporunda ilk açıklama aynen tekrarlandı. Bu rapor Tuğgeneral Armağan Kuloğlu tarafından dökümantasyon edilmişti. Bitlis'in vefatıyla başlayan süreç, 1993 yılı boyunca ülkeyi sarsan peş peşe felaketlerin ilk halkasıydı. Ülke tarihine karanlık dönem olarak geçen bu süreçte yaşanan diğer olaylar şöyle sıralandı:
- Cumhurbaşkanı Turgut Özal şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
- Bitlis'in ekibindeki subaylardan Rıdvan Özden ve Bahtiyar Aydın görevi başında vefat etti.
- Yazar Uğur Mumcu ve eski bakan Adnan Kahveci karanlık suikastlarla haince katledildi.
- Bingöl karayolunda yolları haince kesilen silahsız otuz üç askeri personel şehit edildi.
- Sivas ve Başbağlar bölgelerindeki katliamlarla ülke yasa boğuldu.
- Tuğgeneral Bahtiyar Aydın Lice'de suikastla vuruldu.
Cumhuriyet tarihinin en sarsıcı dönemi olan 1993 yılındaki bu faili meçhul ölüm silsilesi, Orgeneral Eşref Bitlis'in şüpheli vefatıyla başlayan karanlık zincirin önemli parçalarıdır.
