Türk tiyatro tarihinin en parlak yıldızlarından biri olan usta oyuncu ve yönetmen Engin Cezzar, 25 Mart 1935'te İstanbul'da dünyaya geldi ve ömrünü adadığı sahne sanatlarına yön vererek 26 Ocak 2017'de yine doğduğu şehirde hayata gözlerini yumdu. Dünyanın en genç Hamlet'i unvanıyla henüz gencecik bir yaşta büyük başarı yakalayan sanatçı, sergilediği eşsiz performansıyla hem yurt içinde hem de yurt dışında adını altın harflerle yazdırdı. Tiyatro sahnesinde sergilediği devleşen performanslarının yanı sıra sinema ve televizyon dünyasında da kalıcı izler bıraktı.
Robert Kolej'den Yale'e Uzanan Eğitim Yılları
Geniş ve varlıklı bir aile yapısı içinde dünyaya gelen sanatçının babası, eğitim dünyasının köklü kurumlarından Fevziye Mektepleri'nin kurucu kadrosunda bulunuyordu. Aynı zamanda tanınan gazeteci ve siyaset insanı İsmail Cem'in annesi Rikkat İpekçi de usta oyuncunun öz halasıydı. İlkokul eğitim hayatının bitişiyle birlikte Robert Kolej sıralarında okumaya başlayan genç Engin için sanat dolu yıllar burada filizlendi. Tiyatro sahnesine adım atma arzusu bu dönemde belirdi. İçindeki oyunculuk sevdası onu Atlas Okyanusu'nun öteki ucuna, yani Amerika Birleşik Devletleri'ne sürükledi. Amerika'da Yale Üniversitesi bünyesindeki Tiyatro bölümüne girerek akademik kariyerine başladı. Eğitimine daha sonra yine Amerika'da yer alan meşhur Actors Studio Tiyatro Okulu'nda hız kesmeden devam etti. Buradaki eğitimi esnasında efsanevi tiyatro insanı Lee Strasberg'den özel dersler alarak sahne tekniğini geliştirdi. İlk profesyonel sahne deneyimini ise 1958 senesinde gerçekleştirdi. Piscator Workshop tiyatrosunda dünya prömiyeri gerçekleştirilen Franz Kafka eseri Mezar Bekçisi oyununda başrolde sahne aldı.
Gülriz Sururi ile Ortak Bir Ömür ve Sahne Aşkı
Türkiye'ye dönüş kararı ise tiyatromuzun kurucu isimlerinden Muhsin Ertuğrul'dan gelen çağrı üzerine 1959 yılında alındı. Yurda adım atar atmaz İstanbul Şehir Tiyatroları kadrosuna dahil olan Cezzar, efsanevi Hamlet rolünü oynamaya başladı. Sergilediği müthiş performansla adını tüm ülkeye duyuran sanatçı, dünyada Hamlet'i canlandıran en genç oyuncu olma şerefine erişti. Temsili tam 169 defa tekrarlayarak bu zorlu karakteri dünyada en uzun zaman boyunca oynayan az sayıdaki kişiden biri oldu. Özel hayatında da büyük bir dönüm noktası yaşayan usta aktör, takvimler 1961 yılını gösterdiğinde Türk tiyatrosunun en önemli ve unutulmaz simalarından biri olan Gülriz Sururi ile dünyaevine girdi. Karı koca el ele vererek 1962 senesinde kendi özel tiyatrolarını hayata geçirdiler. Kurdukları bu özel sahneye Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosu adını verdiler. Topluluğun sahnelediği başlıca oyunlar şunlardır:
- Keşanlı Ali Destanı
- Othello
- Kaldırım Serçesi
- Tütün Yolu
- Çikolata Sevgilim
- Aklın Oyunu
Haldun Taner tarafından kaleme alınan Keşanlı Ali Destanı müzikalindeki Keşanlı Ali tiplemesi, usta sanatçının kariyerinde adeta bir dönüm noktasıydı. Oynadığı bu ikonik karakter zaman içinde Cezzar'ın adıyla tamamen bütünleşti. Kendi kurduğu topluluk dışında Dormen Tiyatrosu, Devekuşu Kabare, İstanbul Devlet Tiyatrosu ve Antalya Devlet Tiyatrosu bünyesinde de sahne aldı. Yönetmenlik kariyerindeki son işi ise eşi Gülriz Sururi'nin yazıp yönettiği Ayşe Opereti'nin yönetmenliğini yapması oldu. Cezzar'ın anılarında yer alan bilgilere göre, yakın dostu ünlü Amerikalı yazar James Baldwin, 1962 basımlı Bir Başka Ülke (Another Country) isimli tanınmış romanını çiftin İstanbul'daki evinde misafir olduğu sırada tamamlamıştı.
Televizyon Yapımları ve Unutulmaz Ödüller
Sahne dışındaki yeteneklerini de sergilemek isteyen sanatçı, sinema dünyasıyla birlikte televizyon projelerinde de boy gösterdi. TRT ekranları için 1985 yılında çekilen televizyon dizisi Bay Alkolü Takdimimdir yapımında önemli bir karakteri canlandırdı. Tarihler 1989 yılını gösterdiğinde ise ekranlara gelen Kaldırım Serçesi adlı televizyon dizisinde çok daha büyük sorumluluklar aldı. Yapımda hem yönetmenlik hem yapımcılık üstlendi. Bu titiz çalışmasının karşılığı olarak prestijli Sedat Simavi Radyo-Televizyon Ödülü kazanmayı başardı. Türk tiyatro sanatına yaşam boyu sunduğu katkılar nedeniyle eşi Gülriz Sururi ile birlikte büyük ödüllere layık görüldü. Çift, 2003 yılında Afife Tiyatro Ödülleri Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü'nü kucakladı. Sanat dünyasındaki bu takdir süreci 2008 yılındaki Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali Onur Ödülü ile taçlandırıldı. Tiyatroya adanmış bu koca ömür, ardında bıraktığı silinmez izlerle yeni nesil sanatçılara ilham olmayı sürdürmektedir.