1951 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Engin Ergönültaş, yarattığı efsanevi tiplemeler ve yazdığı edebi eserlerle Türkiye'nin kültürel dünyasında derin izler bırakmıştır.
Henüz lise sıralarındayken çizim yeteneğiyle öne çıkan sanatçı, dönemin popüler yayın organı olan Hayat mecmuasında ilk karikatürlerini yayımlatarak profesyonel kariyerinin ilk adımını atmıştır.
Yükseköğrenimini 1981 senesinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde tamamlayan usta çizer, akademik birikimini çizimlerindeki toplumsal gözlemlerle harmanlamıştır.
Genç yaşta katıldığı çizgifilm atölyelerinden aldığı ilhamla, mizah dergilerinde sosyolojik derinliği olan benzersiz karakterlere hayat vermiştir.
Efsane Karakterlerin Babası: Gırgır ve Mikrop Yılları
Sanatçı, henüz on altı yaşındayken Yalçın Çetin'in Stüdyo Çizgi adlı atölyesinde çizgifilm çalışmalarına katılarak yeteneğini geliştirdi.
Bu deneyim, onun gelecekteki büyük başarılarının zeminini hazırlamıştı.
1972 yılından itibaren efsanevi Gırgır dergisinde çalışmaya başlayan Ergönültaş, burada “Zalim Şevki” ve “Kelek Osman” gibi unutulmaz karakterlerin maceralarını kaleme alıp çizdi.
Bu karakterler kısa sürede okuyucuların sevgilisi haline geldi.
1976 sonrasında da Gırgır ve Fırt dergilerinde yoğun şekilde üretmeye devam eden usta isim, aynı süreçte Milliyet gazetesine karikatürler çizdi.
Ayrıca Politika gazetesine hazırladığı siyasi karikatürler ve yarım sayfalık deneysel makale bantları, onun çok yönlü sanatçı kişiliğini ortaya koyuyordu.
Sanat Emeği dergisinde yayımlanan sanat içerikli makaleleri ise entelektüel kimliğinin bir başka yansımasıydı.
1978 yılında, Gırgır dergisinden ayrılan arkadaşlarıyla bir araya gelerek alternatif bir mizah rüzgarı estirmeyi hedefledi.
Bu amaç doğrultusunda İrfan Sayar, Hasan Kaçan, Behiç Pek, Şevket Yalaz, Sarkis Paçacı, Atilla Atalay ve Latif Demirci gibi usta isimlerin yer aldığı güçlü bir kadro kurdu.
Bu öncü kadro, 23 Mart 1978 ile 5 Temmuz 1979 tarihleri arasında toplam altmış sekiz sayı yayımlanan efsanevi Mikrop dergisini okuyucularla buluşturdu.
Mikrop dergisi yayın hayatına veda ettikten sonra, bu yaratıcı ekip eski yuvaları olan Gırgır dergisine geri dönerek çalışmalarını kaldığı yerden sürdürdü.
Dönemin kültür ve sanat dergilerinde minibüs kültürü, arabeskleşme, gülmece ve sanat üzerine kaleme aldığı derinlikli inceleme yazıları da geniş kitlelere ulaştı.
Avrupa Sahnesi ve Sinemadan Edebiyata Uzanan Yolculuk
Ergönültaş'ın başarıları Türkiye sınırlarını aşarak Avrupa'ya ulaştı.
Seksenli yılların başında dört sene boyunca yurt dışında yaşayan sanatçı, 1985 ve 1986 yıllarında Fransa'nın en popüler iki çizgi roman dergisi olan Metal Hurlant ve L'Echo des Savanes için renkli kısa öyküler hazırladı.
Bu prestijli dergilerde çizgileri yayımlanan tek Türk çizer olma unvanını elde ederek ülkemizi uluslararası alanda gururla temsil etti.
Fransa macerasının ardından ülkeye dönen Ergönültaş, Fırt ve Fırfır dergilerinde “İşsiz Ali” başlığı altında popüler çizimler yapmayı sürdürdü.
1989 yılında ise Dıgıl dergisinde efsanevi karakteri Zalim Şevki'nin yepyeni öyküleriyle okuyucularının karşısına tekrar çıktı.
Sanatçı, çizgi dünyasındaki başarısını sinema ekranlarına da taşımayı bildi.
Türk sinemasının usta yönetmeni Atıf Yılmaz'ın “Hayallerim, Aşkım ve Sen” adlı filminin sanat yönetmenliğini üstlenerek sinema dünyasında adından söz ettirdi.
Yine Atıf Yılmaz için kaleme aldığı “Terso” adlı özgün senaryoyu daha sonra çizgi romana dönüştürerek yayımladı.
1990 yılından itibaren, Behiç Pek'in de yönetiminde on yıl boyunca kendisine destek verdiği Pişmiş Kelle mizah dergisinde uzun süre en unutulmaz çizgi roman kahramanı olan Zalim Şevki'nin yepyeni maceralarını okuyucuyla buluşturdu.
Aynı dergide “Bülbülcan” ve “İşsiz Ali” serilerini çizerken, Kemal Aratan ile birlikte “Kesin Bulamam” ve “Pembe Düşler” gibi çalşmalara imza attı.
Doksanlı yıllarda film senaryoları yazmaya devam eden sanatçı, aynı zamanda yönetmenlik denemeleriyle sinema alanındaki arayışlarını sürdürdü.
Beş yıllık titiz bir hazırlık sürecinin ardından kaleme aldığı Minare Gölgesi adlı ilk romanı, 2013 yılının Mart ayında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.
Kitabın kapağını Ara Güler'in siyah beyaz bir fotoğrafı süsliyordu.
Bu yapıt büyük ilgi topladı.
Ergönültaş, 2015 yılından itibaren ise Uykusuz dergisinde yazmaya başlayarak üretkenliğini sürdürdü.
