İsrail'in 12. başbakanı olarak ülkesini kritik bir dönemde yöneten Ehud Olmert, 30 Eylül 1945 tarihinde İngiliz mandası dönemindeki Filistin topraklarında yer alan Binyamina yakınlarında doğdu. Siyonist kökenli bir aileden gelmesine rağmen zamanla merkez sağın ılımlı yüzü haline gelen tecrübeli devlet adamı, Ariel Şaron'un 2006'daki ani rahatsızlığının ardından başbakanlık görevini üstlenerek barış yanlısı politikalarıyla dikkat çekti. Hem parlamento tarihinin en genç milletvekili hem de Kudüs'ün iki dönem belediye başkanlığını yürüten Olmert, hukuk ve felsefe eğitiminin ardından siyasette derin izler bıraktı.
Genç Bir Vekilin Parlamento Yolculuğu ve Bakanlık Yılları
Olmert'in politik kimliği, İrgun Grubu'nun kurucu ortaklarından olan babasının gölgesinde, sağcı gençlik yapılanmalarında aktif roller üstlenerek şekillenmeye başladı. Kudüs Musevi Üniversitesi'nde psikoloji, felsefe ve hukuk alanlarında yükseköğrenimini tamamlayan Olmert, askerlik vazifesini Golani birliği ile Ordu Basımevi bünyesinde yerine getirdi. Henüz 28 yaşındayken Likud Partisi listesinden meclise girmeyi başardı. Knesset çatısı altındaki bu erken başlangıç, ona İsrail parlamento tarihinin en genç milletvekili unvanını kazandırdı.
Meclisteki ilk yıllarının ardından yerel yönetimde de iddialı bir sınav veren Olmert, 1993 ile 2003 yılları arasında on yıl boyunca Yeruşalayim Belediye Başkanlığı yaptı. Bu uzun ve kritik belediye başkanlığı döneminden sonra ulusal siyasetteki yükselişini sürdürdü. 2003 genel seçimlerinin ardından kurulan hükümette Başbakan Yardımcılığı koltuğuna oturdu. Ayrıca kabinede Endüstri, Ticaret, Ulaştırma ve Çalışma Bakanı olarak çok yönlü sorumluluklar üstlendi.
Bu kritik görevler, onun devlet yönetimindeki tecrübesini pekiştirdi.
Kadima Hareketi ve Başbakanlık Dönemi
Ariel Şaron'un ikinci başbakanlık döneminde onun en sadık yol arkadaşlarından biri olan Olmert, sağ siyasetten kopuş sürecinde de liderinin yanında yer aldı. Şaron Likud'dan ayrılarak yeni bir merkez partisi olan Kadima'yı kurduğunda, bu yeni oluşuma katılan ilk isimlerden biri de oydu. Şaron'un 4 Ocak 2006'da beyin kanaması geçirerek komaya girmesiyyle birlikte, İsrail siyasetinde yeni bir dönem başladı. Olmert, 16 Ocak'ta Kadima'nın yeni lideri seçildi. 28 Mart seçimlerinin ardından da 14 Nisan 2006'da resmen ülkenin 12. başbakanı oldu.
Başbakanlık makamına oturduktan sonra Şaron'un çizdiği yoldan ilerleyeceğini duyuran Olmert, barışçıl ve yenilikçi bir vizyon ortaya koydu. Seçim zaferinin ardından yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, azınlık haklarının güvence altına alınacağı, eğitim, kültür ve bilime öncelik verileceği mesajını verdi. En önemlisi de Filistinliler ile kalıcı bir uzlaşı arayışında olacağını tüm dünyaya ilan etti. Olmert'in geleneksel sağ dogmalardan sıyrılarak bu ılımlı çizgiye kayması, siyaset analizcileri tarafından ailesindeki renkli ve muhalif seslere bağlanmaktadır.
Aile İçindeki Fikir Çeşitliliği ve Siyasi Etkiler
Ehud Olmert'in siyasi dönüşümünde, sol görüşleri ve sanatçı kimliğiyle tanınan, Barış Şimdi Hareketi üyesi eşi Aliza ile olan evliliğinin payı büyüktür. Beş çocuk sahibi olan Olmert ailesi, her biri farklı duruşlara sahip bireylerden oluşmaktadır. Bu fikir çeşitliliği, Olmert'in kendi ifadesiyle evdeki tartışmaları ve fikir alışverişlerini beslemiş, onun sert politik çizgisini yumuşatmıştır. Aile fertlerinin profilleri şu şekildedir:
- En büyük kızları Michal, psikoloji alanında yüksek lisans yaparak yaratıcı düşünce seminerleri düzenlemektedir.
- Edebiyat doçenti olan kızları Danna, Tel-Aviv Üniversitesi'nde görev yapmakta, lezbiyen partneriyle yaşamakta ve Filistinlilere yönelik kötü muameleleri izleyen insan hakları örgütlerinde çalışmaktadır.
- Oğulları Shaul, New York'ta yaşayan sol görüşlü bir sanatçıdır ve babasının desteklediği Beitar Yeruşalayim futbol kulübünün sözcülüğünü yapmıştır.
- En küçük oğulları Ariel, Paris Sorbonne Üniversitesi'nde edebiyat okumakta olup, İsrail'de nadir görülen bir kararla askerlik yapmayı reddetmiştir.
- Evlat edindikleri kızları Shuli ise ailenin bir diğer sevgi bağıdır.
Farklı dünya görüşlerine sahip çocuklarıyla gurur duyan Olmert, aile içindeki bu fikir ayrılıklarının kendi üzerindeki etkisini gizlememiş ve "Aramızda çok fazla anlaşmazlık ve öfke var. Benim üzerimde etkileri oldu ve bundan gurur duyuyorum. Onların üzerinde de benim bir etkimin olduğunu düşünmek isterim." sözleriyle bu zenginliği sahiplenmiştir.
.png?width=640)