Cumhuriyet tarihinin en sıra dışı siyasi figürlerinden biri olan dâhiliye profesörü ve siyasetçi Mehmet Cezmi Türk, 1903 yılında İstanbul Rumeli Kavağı’nda dünyaya gözlerini açtı.
Hekimlik mesleğindeki büyük başarılarının yanı sıra TBMM kürsüsüdedeki rekor konuşmalarıyla tanınan Türk, ülkenin kaderini tayin eden kritik oylamalarda tek başına gösterdiği iradeyle adını tarihe yazdırdı.
Askeri tıp koridorlarından parlamentoya uzanan bu serüven, onun vatansever duruşunun en somut kanıtı oldu.
O, ilkeli duruşundan asla taviz vermedi.
Askeri Tıbbiyeden Brüksel ve Paris Kongrelerine
İlk ve ortaöğrenimini doğduğu şehirde tamamlayarak memleketine hizmet etme aşkıyla yanıp tutuşan genç Cezmi Türk, 7 Kasım 1921 tarihinde Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane kapısından içeri adım attı.
Eğitimini başarıyla sürdürerek 9 Temmuz 1926 günü tabip teğmen rütbesiyle mezuniyet hakkı kazandı.
Gülhane Hastanesi bünyesinde yaptığı zorunlu stajın ardından askeri hekim olarak Anadolu yollarına düştü.
Görev bilinciyle yurdun dört bir yanını gezen hekim; Diyarbakır Hastanesi, 17. Topçu Alayı ve Seyyar 3. Jandarma Alayı gibi farklı askeri birliklerde vatan nöbeti tutarak büyük tecrübe edindi.
Türk Silahlı Kuvvetleri adına 1935 yılında Brüksel'deki askeri tıp kongresine katılarak önemli bir dış deneyim kazandı.
Bu başarısı ona 1938 yılında Paris'teki ünlü Val-de-Grâce askeri hastanesinin kapılarını açtı.
Burada çalışmalarını sürdürürken İkinci Dünya Savaşı patlak verince vatan görevi için hemen ülkesine geri çağrıldı.
Yurda dönüşünde tabip binbaşılığa terfi ederek Millî Savunma Bakanlığı ve Edirne Askerî Hastanesinde klinik şefi olarak çalıştı.
Üstün hizmetlerinin ödülü olarak 1942 yılında Gülhane profesörlüğüne seçilerek akademik kariyerinin zirvesine ulaştı.
Ne yazık ki geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu kalça kemiği kırılınca bu onurlu görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
Ordudan 16 Haziran 1945'te kendi rızasıyla emekli oldu.
Ardından Adana'da serbest hekimliğe başladı.
Bu yeni dönem ona farklı kapılar açtı.
Burada sadece hastalarına şifa dağıtmakla yetinmedi, aynı zamanda gazetecilik ve yazarlık yaparak fikirlerini halkla paylaştı.
Demokrat Parti Yılları ve Meclis Kürsüsünün Rekortmeni
Adana'da sürdürdüğü serbest hekimlik yıllarında halkın sevgisini kazanan hekim, siyaset dünyasının da ilgisini çekti.
Yapılan genel seçimlerde Demokrat Parti listesinden Seyhan Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girmeyi başardı.
Parlamento çatısı altında Sağlık, Sosyal Yardım ve Bütçe komisyonlarında aktif roller üstlenerek tecrübesini yasa yapım süreçlerine aktardı.
Onun vekillik dönemine damga vuran en önemli özelliği ise kürsüdedeki inanılmaz performansıydı.
Genel Kurulda tam 147 farklı mevzuda söz alarak gerçekleştirdiği 434 konuşma, kırılması güç bir rekor olarak kayıtlara geçti.
Ancak parti içi gelişmeler onun bu çatı altında kalmasını zorlaştırdı.
DP Adana İl Kongresinde yaşanan gerilimlerin ardından partisinden istifa etme kararı aldı.
İstifasının hemen ardından, 19 Mayıs 1952 tarihinde Remzi Oğuz Arık ve Demokrat Parti'den ayrılan diğer arkadaşlarıyla omuz omuza vererek Türkiye Köylü Partisi'nin kurucu üyeleri arasında yer almayı seçti.
Bu yeni siyasi oluşumda üstlendiği sözcülük göreviyle partisinin sesini geniş kitlelere duyurmak için gece gündüz çalıştı.
Cezmi Türk’ün tıp ve siyaset hayatındaki bazı önemli kilometre taşları şunlardır:
- Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane mezuniyeti ve askeri tabiplik görevleri
- Gülhane'de üstlendiği dâhiliye profesörlüğü görevi
- Seyhan milletvekilliği dönemindeki 434 konuşmalık meclis rekoru
- Türkiye Köylü Partisi'nin kurucu üyeliği ve parti sözcülüğü
NATO Oylamasında Tek Başına Bir Duruş
Cezmi Türk'ün siyasi tarihimizdeki asıl unutulmaz anı, Türkiye'nin NATO üyeliği oylamasında yaşandı.
18 Şubat 1952 tarihindeki TBMM oturumunda, ülkenin kaderini etkileyecek olan bu kritik üyelik anlaşması masaya yatırılmıştı.
Oylama son derece heyecanlı bir atmosferde gerçekleşti.
Yalnızca tek bir ret oyu kullanıldı.
Bu oy Cezmi Türk'e aitti.
Karşı duruşunun gerekçelerini son derece rasyonel temellere oturtuyordu.
Konunun yeterince tartışılmadan aceleye getirildiğini savunuyor, ekonomik külfetlerin araştırılmamasını eleştiriyordu.
Ağır sorumlulukların millete tam açıklanmadığını düşünüyordu.
Ayrıca müzakerelerin rasyonel değil duygusal bir atmosferde yürütüldüğünü açıkça iddia ediyordu.
Bu tarihi muhalefetiyle parlamenter sistemde tek bir sesin bile ne kadar güçlü yankılanabileceğini tüm ülkeye gösterdi.
Babası İzmirli emekli kıdemli yüzbaşı Mehmet Emin Bey, annesi ise İstanbullu Fatma Bedriye Hanım olan Cezmi Türk, yaşamı boyunca kendisini sürekli geliştirerek üç yabancı dili akıcı şekilde konuşmayı başardı.
İngilizce, Fransızca ve Arapça dillerine hakimiyeti sayesinde küresel gelişmeleri yakından takip edebiliyordu.
Geniş ailesiyle de bilinen ünlü doktor, eşsiz kariyerinin arkasında tam dokuz çocuk büyüttü.
Bu başarılı ve ilkeli devlet adamı, 5 Ağustos 1972 tarihinde aramızdan ayrıldı.
Onun arkasında bıraktığı dürüst hekimlik mirası ve tavizsiz siyasi duruşu, genç nesillere örnek olmaya devam ediyor.
