Milli Mücadele'nin askeri dehalarından biri olan Türk asker ve siyasetçisi Âsım Gündüz, 1880 yılında Kütahya'da başladığı yaşam yolculuğunu 14 Ocak 1970'te İstanbul'da tamamlamıştır. Müftü Hacı İsmailoğulları ailesinden Ömer Bey'in oğlu olan Gündüz, 1921'de Anadolu'ya geçerek katıldığı Kurtuluş Savaşı'nda Batı Cephesi Kurmay Başkanlığı görevini üstlenmiş ve Büyük Taarruz planlarının çizilmesinde kilit rol oynamıştır. Cephe gerisinde stratejik kararlar alan kahraman komutan, Cumhuriyet'in ilanından sonra da parlamentoda Kütahya milletvekili sıfatıyla milletine hizmet etmeyi sürdürmüştür.
İlk öğrenimini bitirdiği Kütahya Rüştiyesi'nin ardından Kuleli Askerî Lisesi'nde eğitim gördü. Yeteneğiyle sıyrılan genç subay adayı, 1905 yılında Harp Akademisi'ni kurmay yüzbaşı rütbesiyle tamamladı. Bu köklü kurumda Mustafa Kemal, Ali Fuat ve Ali İhsan gibi tarihi isimlerle aynı sınıfta okudu. Akademideki bu yoldaşlık, gelecekte vatan savunmasında kurulacak büyük ortaklığın adeta ilk temellerini attı.
Askeri vizyonunu geliştirmek amacıyla 1909-1911 yılları arasında Alman Harp Akademisi'nde eğitim alarak Alman Genelkurmayında staj yaptı. Yurda dönüşünde, 27 Kasım 1911'de binbaşı rütbesine terfi etti. Bu rütbeyle sırasıyla 10. Kolordu 1. Şube Müdürlüğü ve Genelkurmay 3. Şube görevlerini yürüttü. 4 Haziran 1912'de ise geçici olarak Harp Okulu'nda tabiye öğretmenliği yaptı.
Osmanlı Devleti'nin en zorlu dönemlerinde şu kritik askeri sorumlulukları üstlenmiştir:
- Balkan Savaşı boyunca Genel Karargâh Harekât Şube Müdürü Yardımcılığı,
- Harp Akademisi'nde istihkâm öğretmenliği yapan Veber Paşa'nın yardımcılığı,
- İstihkâm Kıtaları ve Müstahkem Mevkiler Müfettişliği Kurmay Başkanlığı ve Müfettiş Vekilliği,
- 14 Eylül 1915'te kaymakam (yarbay) rütbesine terfi ederek Genel Karargâh 12. Şube Müdürlüğü,
- Birinci Dünya Savaşı'nda 3. Kolordu ve Sina Cephesi kurmay başkanlıkları ile 48. Tümen Komutanlığı.
Savaş yıllarında gösterdiği üstün başarılarının ardından 25 Mayıs 1918'de miralay (albay) rütbesini kazandı. Yıldırım Ordular Grubu'nun talebiyle 48. Tümen Komutanlığı görevinde bırakılsa da, 2 Ekim 1918'de Şam yakınlarında İngiliz kuvvetlerine esir düştü. Bir yıllık esaretin ardından 4 Ağustos 1919'da İstanbul'a dönerek Harp Akademisi'nde tabiye öğretmenliği ve şehzade eğitmenliği yaptı.
Milli Mücadele ve Büyük Taarruz Planları
Anadolu'da yanan bağımsızlık meşalesi, Albay Âsım Bey'i derinden etkiledi. İstanbul'daki konforunu bırakıp 3 Ağustos 1921'de gizlice Anadolu'ya geçerek Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Ankara Hükümeti tarafından hemen 30 Ağustos 1921'de Batı Cephesi Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevine getirildi. Bu hayati vazifesinde, işgal güçlerini vatan topraklarından temizleyen Büyük Taarruz harekât planlarının hazırlanmasında birincil düzeyde rol oynadı.
Sahada kazanılan görkemli askeri zaferin akabinde, 31 Ağustos 1922'de mirliva (tuğgeneral) rütbesine terfi ederek paşalık unvanını aldı. Ülkenin kaderini baştan yazan bu zafer, onun adını askeri tarihe altın harflerle kazıdı. 2 Eylül 1923'te Genelkurmay II. Başkanlığı makamına atanan Âsım Paşa, sonrasında 8. ve 9. Kolordu Komutanlığı görevlerini başarıyla icra etti. 1926 yılında ise ferik (korgeneral) rütbesine yükseltildi.
Cumhuriyet Yılları ve Hatay Görüşmeleri
5. Kolordu Komutanı olarak görevini sürdürürken, 5 Ocak 1929'da yeniden Genelkurmay II. Başkanlığı görevine atandı. Bu stratejik koltukta uzun yıllar görev alarak Türk ordusunun gelişiminde etkin roller oynadı. 1937'deki meşhur Trakya Manevraları'na katılan deneyimli komutan, aynı yılın 30 Ağustos günü orgeneral rütbesine layık görüldü. Görevi esnasında, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak'ın en yakın çalışma arkadaşı ve yardımcısı oldu.
Âsım Gündüz Paşa'nın askeri başarılarının yanında, tarihe geçen diplomatik zaferleri de bulunuyordu. 1938 yılında, Hatay'ın Türkiye'ye katılması amacıyla gerçekleştirilen kritik görüşmelerde Türk Askerî Heyeti'nin başkanlığını üstlendi. Fransız muhataplarıyla yürüttüğü başarılı müzakereler, Hatay'ın anavatana katılma sürecini hızlandırdı. 1 Aralık 1943'te Yüksek Askerî Şûra üyeliğine atandıktan sonra, 3 Ağustos 1945'te yaş haddinden emekliye ayrıldı.
Milletvekilliği Dönemi ve Son Yılları
Askeri üniformasına veda etmesi, onun milletine hizmet aşkını dindirmedi. Sivil hayatta da sorumluluk alarak VIII. ve IX. dönemlerde TBMM bünyesinde Kütahya Milletvekili seçildi. Parlamento çatısı altındaki görevini 1954 yılına dek büyük bir özveriyle sürdürdü. Yasama faaliyetlerinin 1954'te tamamlanmasıyla beraber Kadıköy Bahariye semtinde yer alan köşküne çekilmiş, yaşamının son yıllarını oğlu Ferruh Gündüz ile birlikte huzur içinde istirahat ederek geçirmiştir.
Onurlu ve başarılarla dolu bir ömrün ardından, 14 Ocak 1970 tarihinde yaşama gözlerini yumdu. İstanbul Garnizon Komutanlığı'nın düzenlediği üst düzey askeri törenle cenazesi Bahariye'deki evinden alınarak sırasıyla Kadıköy, Dolmabahçe ve Harbiye güzergâhı üzerinden büyük bir kalabalıkla Şişli Camii'ne nakledilmiştir. Kılınan namazın akabinde, Zincirlikuyu'daki aile kabristanında 25 yıl önce ebediyete uğurladığı eşinin yanına huzurla defnedildi.
