Mustafa Âmil Artus, 1911 veya 1912 yılında İstanbul Gedikpaşa'da dünyaya geldi. Türk hukuk ve siyaset tarihinin önemli isimlerinden biri olan Artus, ülkemizin birçok dönemecine tanıklık etmiş büyük bir devlet adamıydı. Henüz bebeklik yıllarında ailesinin Bursa'ya taşınması, onun çocukluk döneminin bu tarihi kentte şekillenmesine yol açtı. Eski bir İttihatçı olan Kaymakam Osman Sabri Bey'in oğlu olan Artus, erken yaşta üst üste yaşadığı kayıplarla sarsıldı. Daha yedi yaşındayken babasını kaybeden küçük Âmil, on yaşına geldiğinde ise annesi Ayşe Zekiye Hanım'dan ayrılmak zorunda kaldı. Bursa'nın işgali ve ardından gelen kurtuluşun hemen akabinde babaannesini de yitirince, kız kardeşiyle birlikte tamamen yalnız kalmışlardı. Bu acı günlerde İstanbul'dan yardıma koşan dayısı, yetim kalan iki kardeşi yanına alarak onlara yeni bir hayat sundu.
İşgal Yıllarından Yüksek Eğitime Uzanan Yol
Eğitim yaşantısına Bursa'da başlayan Artus'un okul yılları, kentin Yunan ordusu tarafından işgaliyle sekteye uğradı. Hoca Alizade Mektebi'ndeki dersleri yarıda kalsa da, idealist öğretmenlerin kiraladığı bir köşkte derslerine devam etmeyi başardı. Dayısının yanında İstanbul'a taşındıktan sonra Büyük Reşid Paşa Numune Mektebi'nde eğitimini sürdürdü. Buradaki beşinci sınıftan başlayarak ilk tahsilini iki yıl içinde tamamladı. Yatılı olarak kaydolduğu Muallim Mektebi ise onun düşünce dünyasını zenginleştirdi. Dönemin saygın eğitimcisi İbrahim Alaettin Gövsa'nın müdürlük yaptığı bu yatılı okulda okurken Hilmi Ziya Ülken ve Sadrettin Celal Antel gibi Türk düşünce dünyasının önde gelen isimlerinden ders alma fırsatı buldu. 1929 yılında Düzce Azmi Milli Okulu'nda öğretmenliğe başladı. Mesleğine devam ederken lise dışarıdan bitirme sınavlarını başarıyla geçti. Edebiyat alanındaki uzmanlık sınavını kazanarak Eskişehir Lisesi'ne Türkçe öğretmeni olarak atandı. Askerlik döneminde kaydolduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, onun kariyerinde yepyeni bir sayfa açtı. Vatani görevini tamamladıktan sonra eğitimine devam etmek amacıyla İstanbul'a tayin istemesine rağmen ilk görev yeri olan Düzce'ye gönderilince, fakülteyi bitirebilmek için Bursa'daki evini satıp tamamen İstanbul'a yerleşti. Maddi sıkıntılar içinde boğuşurken Son Posta gazetesinde adliye muhabirliği yaparak hukuk eğitimini sürdürüp mezun olmayı başardı.
Avrupa'da Doktora ve Yargıda Yükseliş
Okulu bitirdikten hemen sonra Adalet Bakanlığı'nın düzenlediği yurt dışı eğitim sınavını başarıyla kazanarak Lozan'a gitme hakkı elde etti. Fakülteden arkadaşı Abdullah Pulat Gözübüyük ile birlikte İsviçre'de hukuk alanında doktora derecesini aldı. 1940 yılında ülkeye döner dönmez, Düzce'de tanıştığı ve uzun süredir nişanlı kaldığı meslektaşı Muammer Hanım ile evlendi. Kariyer basamaklarını hızla tırmanarak İstanbul'da icra memurluğu, hakim yardımcılığı ve asliye hukuk hakimliği rollerini üstlendi. Yine 1947 senesinde Hukuk Usulü Kanunu'nu hazırlamakla görevli komisyonda beş ay boyunca çalışan Artus, aynı yıl dönemin Adalet Bakanı Şinasi Devrim tarafından Adliye Vekâleti Hukuk İşleri Umum Müdürlüğü görevine tayin edildi. Uluslararası alanda da adından söz ettiren Artus, 1950 yılında UNESCO bünyesindeki Dünya Telif Hakları Komitesi'nde ülkemizi temsil etti. 1952 yılında ise Yargıtay üyesi seçildi. Bu üst düzey yargı görevini hiç ara vermeden sekiz yıl boyunca başarıyla yürüttü.
27 Mayıs Dönemi ve Siyasi Sorumluluklar
27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinin ardından, yeni dönemin hukuki altyapısını kuran bir numaralı kanunu hazırlayan dar kadroda yer aldı. Kurucu Meclis kabinesine seçilerek siyasete girdi. Burada Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı oldu. Yeni hükûmetin programını meclis kürsüsünde okuma görevi de bizzat kendisine tevdi edilmişti. Kabinedeki bazı değişikliklerin ardından, 27 Ağustos 1960 ile 5 Ocak 1961 tarihleri arasında Adalet Bakanı unvanıyla çalıştı. Parlamenter yaşantısına Cumhuriyet Senatosu çatısı altında devam eden tecrübeli hukukçu, cumhurbaşkanı tarafından seçilen kontenjan senatörü sıfatıyla 26 Ekim 1961 ile 2 Haziran 1968 tarihleri arasında yasama meclisinde büyük emek verdi.
Artus, ülkemize sunduğu hizmetler süresince şu kritik görevleri üstlenmiştir:
- Adliye Vekâleti Hukuk İşleri Umum Müdürlüğu,
- Yargıtay Üyeliği,
- Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığu,
- Adalet Bakanlığı,
- Cumhuriyet Senatosu Kontenjan Üyeliği.
Devlet kademelerindeki bu yoğun mesaisinin dışında, her zaman sakin ve gösterişsiz bir hayat yaşamayı amaçladı. Uzun boyu ve kıvırcık saçlarıyla bilinen hukukçunun en büyük keyifleri tiyatroya gitmek ve edebiyatla ilgilenmekti. Akşamları eşi Muammer Hanım'dan günlük basını dinlemekten büyük zevk alırdı. Eşinin 1973'teki vefatından sonra yalnızlaşan Artus, iki çocuk babasıydı. 1987 yılında darbe yđllarına dair yaşadığı anıları Milliyet gazetesinde tefrika halinde yayımlandı. Değerli siyasetçi 8 Haziran 1989'da vefat etti.
