Ahmet Asım Arar, 1890 yılında dünyaya gelen ve Türkiye'nin modern tıp ile sağlık sisteminin kuruluşunda etkin roller üstlenen önemli bir bulaşıcı hastalıklar doktorudur. Genç yaşta aldığı tıp eğitiminin ardından, savaş yıllarında salgın hastalıklarla mücadele ederek ülkenin sağlık politikasını şekillendiren kadrolarda yer almıştır. Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde Kızılay Genel Sekreterliği ve Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı gibi makamlarda bulunarak toplumsal sağlığı korumak amacıyla büyük hizmetler vermiştir. Milli Mücadele yıllarında Anadolu'ya geçişi ve kritik kamu görevlerindeki özverili çalışmalarıyla ülkenin gelişimine yön vermiştir. Kariyeri boyunca gösterdiği başarılar onu devletin en üst düzey isimlerinin özel hekimliğine kadar taşımıştır. Bu yönüyle o, saygın bir şahsiyettir.
Eğitim Hayatı ve İlk Mesleki Deneyimleri
Asım Arar'ın ilim dünyasıyla tanışması aile ortamında başlamıştır. İlk ve orta öğrenimini, babası olan son devir Osmanlı alimlerinden Manastırlı İsmail Hakkı'nın kurduğu okulda tamamlayan Asım Arar, lise eğitimi için ise dönemin en saygın eğitim kurumlarından Vefa Lisesi'ni tercih etmiştir. Buradaki başarılı öğrencilik yıllarının ardından tıp eğitimine yönelerek Darülfünun Tıp Fakültesi'ne kaydolmuştur. 1911 yılında bu fakülteden mezun olduktan hemen sonra dahiliye asistanı olarak akademik ve pratik kariyerine adım atmıştır. Tıbbi bilgisini daha da ileri taşımak isteyen Arar, eğitimine devam etmek üzere Almanya'ya gitmeye karar vermiştir. Avrupa'daki bu dönemde, dahiliye uzmanlığının yanı sıra halk sağlığının temel taşı olan hıfzıssıhha alanında kapsamlı eğitimler almıştır. Almanya'da kazandığı modern tıbbi birikim, onun ileride ülkesinde yapacağı büyük reformların da fikri zeminini oluşturmuştur. Yurda döndüğünde şartlar son derece ağırdı. Çünkü o yıllarda ülke, ardı arkası kesilmeyen büyük savaşların ve salgın hastalıkların pençesinde kıvranmaktadır. Arar, yurda dönüşüyle birlikte savaş yıllarının getirdiği olağanüstü koşullar altında çeşitli tıbbi çalışmalara katılmıştır. Bu zorlu süreçte edindiği tecrübeler, onun salgın hastalıklar konusundaki uzmanlığını pekiştirmiştir.
Milli Mücadele Dönemi ve Ühstlendiği Kritik Görevler
Anadolu'da bağımsızlık ateşi yanmaya başladığında, vatansever bir aydın olan Asım Arar da bu harekete kayıtsız kalmamıştır. Kurtuluş Savaşı'nın başlamasıyla beraber, hekimlik bilgisiyle mücadeleye katkı sunmak amacıyla Anadolu topraklarına geçiş yapmıştır. Milli Mücadele sürecinde askeri ve sivil alandaki sağlık organizasyonlarında etkin görevler üstlenmiştir. Bu süreç oldukça meşakkatli geçmiştir. Savaşın kazanılmasının ve yeni devletin kurulmasının ardından, sağlık sistemini kurumsallaştırmak için yoğun bir mesai harcamıştır. Dr. Asım Arar kariyeri boyunca şu önemli kamu görevlerini yürütmüştür:
- Hıfzıssıhha Genel Müdürlüğü
- Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı
- Kızılay Genel Sekreterliği
Bu görevlerin her birinde, ülkenin sağlık politikalarının belirlenmesinde ve kurumsal altyapının şekillenmesinde doğrudan söz sahibi olmuştur. Ayrıca 1926 ile 1946 yılları arasında tam yirmi yıl boyunca Kızılay Genel Sekreterliği görevini kesintisiz yürütmüştür. İki büyük dünya savaşı arasındaki o son derece sancılı ve zorlu tarihi dönemde, Kızılay bünyesinde hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki tüm insani yardım faaliyetlerini büyük bir hassasiyetle koordine etmiştir. Onun döneminde Kızılay, kurumsal yapısını güçlendirerek modern bir yardım kuruluşu kimliği kazanmıştır. Sağlık idaresinde geçirdiği bu uzun yıllar boyunca aldığı kararlar, genç cumhuriyetin tıp altyapısını güçlendirmiştir. Buradaki çalışmaları uzun yıllar devam etti.
Atatürk Ailesinin Hekimliği ve Aile Mirası
Asım Arar, mesleki başarısı ve güvenilir kişiliği sayesinde devletin zirvesinin de takdirini kazanmıştır. Bu güvenin en somut göstergesi, kendisinin Mustafa Kemal Atatürk ve ailesinin doktorluğuna getirilmesi olmuştur. Henüz Milli Mücadele'nin sıcak günlerinin yaşandığı 1920 yılında, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın hekimliğini üstlenmiştir. Cumhuriyet'in ilanından sonra ise bu özel görevi daha da genişlemiştir. 1925 yılında başlayan süreçle bizzat Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün ve onun eşi Latife Hanım'ın doktorluğunu yapmaya başlamıştır. Ühstlendiği bu kritik hekimlik görevi, onun mesleki başarısının yanı sıra yeni kurulan devletin en üst ricali nezdinde ne kadar yüksek bir itibara sahip olduğunu da açıkça kanıtlamaktadır. Dr. Asım Arar'ın ülkeye hizmet aşkı, kendi yaşamıyla sınırlı kalmamış ve yetiştirdiği nesillerle devam etmiştir. Kendisi gibi devletine hizmet etmeyi amaç edinen oğlu İsmail Hakkı Arar da ilerleyen yıllarda siyasete girerek Türkiye Cumhuriyet'inde Adalet, Devlet ve Millî Eğitim bakanıkları gibi son derece mühim makamlarda görev almıştır. Ayrıca torunu Ahmet Asım Arar da diplomasi alanında ilerlemiş ve ülkesini yurt dışında Büyükelçi olarak temsil etmiştir. Böylece Arar ailesi, tıp dünyasından diplomasiye ve siyasete uzanan geniş bir yelpazede ülkenin kaderinde rol oynamıştır. Ömrünü halk sağlığına ve devlet hizmetine adayan Dr. Ahmet Asım Arar, 16 Haziran 1955 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir. Kendisi her zaman saygıyla anılacaktır.