Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde hekim, yazar ve siyasetçi olarak önemli roller üstlenen Arif İsmet Bey, 1870 yılında babasının memuriyeti vesilesiyle bulunduğu Kerkük'te dünyaya gözlerini açtı. Hayatı boyunca hem tıp alanında halka hizmet eden hem de Meclis-i Mebusan'da halkın sesi olan bu aydın şahsiyet, 18 Ocak 1911 tarihinde İstanbul'da meclis kürsüsünde geçirdiği ani bir rahatsızlık sonucu vefat etti. Kaleme aldığı eserler ve gazetelerde yayımladığı makalelerle döneminin toplumsal yapısına ışık tutan yazar, özellikle göçmenlerin yaşamını anlattığı eseriyle kültürel tarihe katkıda bulundu. Aktif bir İttihat ve Terakki Fırkası üyesi olmasına rağmen haksızlıklara karşı durmaktan çekinmeyen vatansever hekim, ardında derin izler bırakan fırtınalı bir yaşam hikayesi bıraktı.
Kerkük'ten İstanbul'a Uzanan Eğitim ve İlk Eserler
Gelibolu'nun tanınmış ailelerinden İsmail Hakkı İsmet Efendi'nin oğlu olan Arif İsmet Bey, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını babasının görev yeri olan Yemen'de geçirdi. Yükseköğrenim çağına kadar eğitimini bu bölgede tamamladıktan sonra tıp okumak amacıyla imparatorluğun payitahtı İstanbul'a geldi. Burada Mekteb-i Mülkiye-i Tıbbiye'ye girdi. Dönemin zorlu eğitim şartlarında tıp tahsilini sürdürürken, yazarlığa ve araştırmacılığa olan ilgisini de kaybetmedi. Mezuniyet yılı olan 1894'e yaklaşırken Samsun seyahatine çıktı. Amacı annesinin akrabalarını ziyaret etmekti. Bu seyahat, onun yazarlık kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri oldu.
Samsun'un Çarşamba ilçesine bağlı Muslubey köyünde geçirdiği günler, genç tıp öğrencisinin gözlemleriyle birleşerek tarihi bir vesikaya dönüştü. Köydeki Gürcü muhacirlerin sosyal durumlarını, kültürel alışkanlıklarını ve günlük yaşamlarını titizlikle kaleme aldı. Bu kıymetli sosyolojik tespitleri ilk olarak Tarik gazetesinde dizi yazılar halinde kamuoyuna sundu. Büyük ilgi uyandıran bu tefrika, 1894 senesinin ocak ayında İsmetzade Doktor Mehmed Arif imzasıyla Gürcü Köyleri adıyla kitaplaştırıldı. Bu önemli eserden hemen bir yıl önce ise gökyüzü olaylarını, kasırgaları, rüzgârları ve barometre gibi fiziksel ölçümleri konu edinen Asuman adlı pozitif bilim kitabını neşretti. Yazar, bilimsel analizlerini Kuran-ı Kerim'den ayetlerle harmanladığı bu çalışmasıyla da dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Ayrıca Mirza Abdürrahim Efendi'ye ait bir eseri Amerika'da İslamiyet başlığı altında Osmanlı Türkçesine kazandırdı.
Taşra Hekimliği ve İttihat Terakki Yılları
Tıp fakültesinden başarıyla mezun olan Doktor Mehmed Arif, meslek hayatına adım attıktan sonra ülkenin farklı coğrafyalarında belediye tabibi olarak görev aldı. Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde şifa dağıtan hekimin görev yaptığı yerler arasında şunlar bulunmaktadır:
- Lapseki
- Ünye
- Fatsa
- Konya
- Biga
Fatsa'da bulunduğu dönemde sadece hekimlik yapmakla yetinmeyerek bir süre kaymakam vekilliği vazifesini de yürüttü. Taşradaki hizmetlerini tamamladıktan sonra İstanbul'a dönen başarılı hekim, Şehremaneti bünyesinde tıp doktoru olarak çalışmalarını sürdürdü. Çalkantılı siyasi ortam, vatansever hekimi aktif siyasete yöneltti. İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesinin ardından, 1908 yılında yapılan seçimlerde İttihat ve Terakki Fırkası listesinden Biga mebusu olarak parlamentoya girdi. Meclis-i Mebusan çatısı altında oldukça faal ve ateşli bir parlamenter portresi çizdi. Sıkı bir İttihatçı kimliğe sahip olmasına rağmen, kendi partisine mensup yöneticilerin hatalarını ve yolsuzluk iddialarını eleştirmekten asla geri durmadı. Hasan Fehmi Bey suikastı ve tarihi 31 Mart Vakası gibi ülkeyi sarsan kritik olayların ardından meclis kürsüsünden muhalifleriyle çok sert tartışmalara girdi. Fikirlerini savunurken gösterdiği bu cesur duruş, onu döneminin en saygın siyasetçilerinden biri yaptı. 1910 yılında, dönemin güçlü figürü olan Dahiliye Nazırı Talat Paşa'yı meclis genel kurulunda açıkça ve sert bir dille eleştirmesi, onun tavizsiz ahlaki ve siyasi karakterinin en belirgin göstergesi oldu.
Mebusan Kürsüsünde Son Nefes ve Edebi Miras
Fikirlerini korkusuzca dile getirmesiyle tanınan Arif İsmet Bey, yaklaşık on beş yıl boyunca aralıksız olarak basın dünyasında da faaliyet gösterdi. Dönemin en saygın yayın organlarında yazılar yazarak toplumsal bilincin gelişmesine katkı sağladı. Yazılarıyla katkıda bulunduğu başlıca gazeteler şunlardır:
- Tarik
- Sabah
- İkdam
- Şura-yı Ümmet
Hem hekimlik hem yazarlık hem de milletvekilliği görevlerini bir arada yürüten bu aydın şahsiyet, ülkesine hizmet aşkıyla çalışırken sağlığını da ihmal etti. Tarihler 18 Ocak 1911'i gösterdiğinde, Meclis-i Mebusan'da yine yoğun tartışmaların yaşandığı bir oturum gerçekleştiriliyordu. Arif İsmet Bey, milletin haklarını savunmak için katıldığı bu oturum esnasında aniden rahatsızlandı. Geçirdiği şiddetli kalp krizi neticesinde, meclis salonunda hayata gözlerini yumdu. Genç yaşta gelen bu zamansız ölüm, hem tıp camiasını hem de siyaset dünyasını yasa boğdu. Onun vefatının ardından, bğraktığı kıymetli edebi miras uzun süre unutulmadı. Özellikle göçmen Gürcülerin yerel entegrasyonu ve yaşam koşulları hakkında başka hiçbir kaynakta yer almayan özgün gözlemler sunan çalışmaları, tarihçiler için eşsiz birer kaynak haline geldi. Yazarın kaleme aldığı Asuman, Amerika'da İslamiyet tercümesi ve meşhur Gürcü Köyleri kitapları, 2019 yılında tek bir cilt altında bir araya getirilerek yeni nesil okurlarla buluşturuldu. Osmanlı entelektüel mirasının bu önemli halkası, günümüzde de araştırmacılar tarafından incelenmeye devam etmektedir.