18. yüzyılda yaşamış olan ve modern kimya biliminin temellerini atan Antoine Lavoisier, 26 Ağustos 1743 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te varlıklı bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. Küçük yaşta annesini kaybetmesinin ardından babasının büyük desteğiyle yetişen Lavoisier, başlangıçta ailevi yönlendirmelerle hukuka yönelse de, asıl tutkusu olan fen bilimlerine ve deneye dayalı araştırmalara ömrünü adadı. Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmasına rağmen, bu alanda kariyer yapmak yerine laboratuvarın gizemli ve çekici dünyasını seçti. Yüzyıllardır süregelen simya çalışmalarını hassas ölçüm teknikleriyle birleştiren ünlü düşünür, gerçekleştirdiği devrim niteliğindeki keşiflerle doğa olaylarının arkasındaki gizemleri aydınlattı. Bilim dünyasında yepyeni bir çığır açan bu dâhi, titiz çalışma disiplini ve kütlenin korunumu felsefesiyle modern kimyanın babası unvanını sonuna kadar hak etmiştir.
Hukuk Sıralarından Bilim Dünyasına Yolculuk
Lavoisier'nin akademik yaşamı, babasının da yönlendirmesiyle Sorbonne Üniversitesi'nde başlayan bir hukuk eğitimiyle şekillendi. Ancak genç yaşta içindeki bilim ateşi sönmedi ve diplomasını aldıktan hemen sonra yönünü tamamen fen bilimlerine çevirdi. Kimya alanındaki temel eğitimini, Paris'teki laboratuvarıyla tanınan Guillaume François Rouelle'den aldı. Rouelle'in özel dersleri ve konferansları, Lavoisier'nin bilimsel bakış açısının oluşmasında büyük rol oynadı. Genç araştırmacı ayrıca jeolog Jean-Etienne Guettard ile de yakın çalışma fırsatı buldu. İkili, Fransa'nın mineralojik ve jeolojik haritalarını çıkarmak için at sırtında dağ bayır gezerek su kaynaklarından örnekler topladı. Bu pratik saha çalışmaları, Lavoisier'nin analiz yeteneğini en üst seviyeye taşıdı.
Henüz 21 yaşındayken Paris'in sokak aydınlatma projesi yarışmasında birinci gelerek altın madalya kazanan genç deha, 25 yaşına geldiğinde Fransız Bilim Akademisi üyeliğine seçildi. Akademide metrik sistemin inşası, tarımsal verimliliğin artırılması ve barut imalatı gibi hayati devlet projelerinde liderlik üstlendi. Amerikan Devrimi sırasında Benjamin Franklin ile iş birliği yaparak kolonilere güherçile sevkiyatını idare etti.
Modern Kimyanın Kuruluşu ve Yanma Olayının Gizemi
Antoine Lavoisier'nin adını bilim tarihine altın harflerle yazdıran gelişme, yanma olayına getirdiği devrimci açıklama oldu. O dönemde, maddelerin yanarken dışarıya "flogiston" adı verilen gizemli bir ateş maddesi saldığına inanılıyordu. Lavoisier, kapalı kaplardaki fosfor deneylerinde, yanma sonrası toplam kütlenin değişmediğini, kabın kapağı açılınca giren havayla ağırlığın arttığını saptadı. İngiliz araştırmacı Joseph Priestley ile buluşması, ona aradığı ipucunu verdi. Priestley'in "yetkin gaz" dediği elementin hayatın kaynağı olan oksijen olduğunu anlayıp bu ismi koydu. Hidrojen gazını da adlandıran bilim insanı, antik çağlardan gelen dört element teorisini yıkarak 20 elementi sınıflandırdı.
Lavoisier'nin keşif serüveninde dönemin en önemli keşifleri şunlardır:
- Oksijen: Yanma ve solunum olaylarının temel öğesidir.
- Karbon: Organik kimyanın yapı taşıdır.
- Silisyum: Yer kabuğunun en çok bulunan bileşenlerindendir.
Bilim insanının 1771 yılında evlendiği Marie-Anne Paulze, onun sadece hayat arkadaşı değil, aynı zamanda en büyük bilim ortağı oldu. Latince ve İngilizce makaleleri çeviren, deney düzeneklerinin resimlerini çizen ve notlar tutan Paulze, Lavoisier'nin başarısında büyük pay sahibidir. İkilinin ortak çalışmalarıyla şekillenen ve 1789'da basılan "Traité Élémentaire de Chimie" (Yeni Başlayanlar İçin Kimya) adlı eser, kimya biliminin ilk ders kitabı olarak tarihe geçti. Bu kitapla birlikte duyurulan Kütlenin Korunumu Yasası, madde değişimlerinin hiçbir şeyin yoktan var edilemeyeceği ve var olanın da yok olamayacağı temel aksiyomuna dayanıyordu.
Giyotin Gölgesinde Bir Ömür ve İade-i İtibar
Fransa'nın yaşadığı toplumsal dalgalanmalar ve Fransız Devrimi, Lavoisier'nin de kaderini trajik bir şekilde belirledi. Bilimsel dehasının yanı sıra devletin vergi sistemini düzeltmek amacıyla yürüttüğü vergi tahsildarlığı görevi, devrim mahkemelerinin hedefi haline gelmesine yol açtı. Solunum deneyleri üzerinde çalşırken, aristokrasiyle bağları ve vergi toplamadaki yönetimsel konumundan dolayı tutuklandı. Bilim dostlarının ve dönemin seçkin akademisyenlerinin hafifletici nedenler sunarak yaptığı savunma talepleri, mahkeme yargıcının "Cumhuriyet'in bilginlere ihtiyacı yoktur!" şeklindeki sert ve kesin cevabıyla geri çevrildi.
8 Mayıs 1794'te Paris'te yargılandığı gün idama mahkûm edilen Antoine Lavoisier, 51 yaşındayken giyotinle idam edildi. İdamı beklerken dahi elindeki kitabı okuduğu, cellat geldiğinde kaldığı sayfaya ayraç koyduğu rivayet edilir. Ünlü matematikçi Joseph-Louis Lagrange, bu acı kayıp karşısında, bu başın kesilmesinin bir an sürdüğünü fakat benzerinin gelmesi için yüz yılın bile yetmeyeceğini söylemiştir. Ölümünden bir buçuk yıl sonra iade-i itibar yapılan Lavoisier, bilim dünyasındaki saygın yerini daima korumaktadır.
.jpg?width=640)