Türkiye'de sosyoloji biliminin kurumsallaşmasında ve akademik bir disiplin haline gelmesinde en kritik rolleri üstlenen Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, 1901 yılında Erzurum'un Öşkvank (günümüzdeki adıyla Çamlıyamaç) köyünde dünyaya gözlerini açtı. Hayatı boyunca fikir adamı, sosyolog ve akademisyen kimliğiyle öne çıkan Fındıkoğlu, savaşların ve göçlerin gölgesindeki bir çocukluktan sıyrılarak Türk düşünce dünyasının zirvesine tırmandı. 16 Kasım 1974 tarihinde İstanbul'da vefat eden bu büyük dimağ, geride bıraktığı onlarca eser ve yetiştirdiği sayısız öğrenciyle Türk entelektüel tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Zorlu göç yollarından Strasbourg üniversitesinin koridorlarına uzanan bu yaşam öyküsü, azmin ve bilime adanmışlığın en somut örneklerinden biridir.
Cepheden Sınıflara Uzanan Bir Gençlik
Fındıkoğulları ailesinden kadı Halil Fahri Bey ile Fatma Zehra Hanım'ın evladı olan Ahmet Ziyaeddin, çocukluk yıllarını Doğu Anadolu'daki savaşlar ve göç hareketleri nedeniyle sürekli yer değiştirerek geçirdi. Babasının kamu görevi sebebiyle ilk öğrenimini Erzincan ve Hakkâri sınırlarında tamamlayan genç Ziyaeddin, orta öğrenimi için sırasıyla şu eğitim kurumlarında eğitim gördü:
- Malatya İdadisi
- Kayseri Sultanisi
- İstanbul Gelenbevi Sultanisi
Felsefe yolculuğuna giden süreç, Gelenbevi Sultanisi'ndeyken I. Dünya Savaşı'nın zorlu şartları nedeniyle sınıf arkadaşlarının askere alınmasıyla yön değiştirdi. Sınıfında sadece kendisiyle birlikte iki arkadaşı kalmıştı ve okul idaresi az öğrenci olduğu için bu sınıfı kapatma kararı aldı. Bu gelişme üzerine pes etmeyen Ziyaeddin Fahri, posta müdürü yetiştiren Posta-Telgraf Mektebi sınavlarına katılarak başarı sağladı. Okuldan mezuniyeti 1922 yılında gerçekleşti. Galatasaray Postahanesi bünyesinde hemen görev aldı. Aynı sene İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde felsefe eğitimine başlayan Fındıkoğlu, gündüzleri derslere devam edip geceleri ise postahanede çalışarak 1924 yılında mezuniyetini elde etti.
Liselerden Strasbourg Üniversitesine
Mezuniyetinin ardından telgrafhanedeki görevinden ayrılan Fındıkoğlu, 8 Aralık 1924'te Erzurum Lisesi felsefe öğretmenliğine getirildi ve burada Fransızca dersleri de verdi. 1925 sonbaharında Sivas Lisesi'ne nakledildi; Erzurum'dan ayrılış sebebini ise lisede o dönem yaşanan bir öğrenci hareketine başlamaktadır. Ankara yıllarında, 1926 ile 1929 yılları arasında Ankara Erkek Lisesi ile Ankara Kız Lisesi'nde felsefe, edebiyat ve sosyoloji öğretmenliği yaptı. 1930 yılı başında hayatının büyük dönüm noktası gerçekleşti. Devlet sđnavını kazanarak Strasbourg Üniversitesi'ne gönderildi. Türkiye'deki önceki lisans eğitimi orada tanınmadığı için Strasbourg'da felsefe lisansını sıfırdan tamamlayarak 1933 yılında mezun oldu. Yurda dönerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde İçtimaiyât ve Ahlak Doçentliği görevini üstlendi. Bu görevi süreç boyunca yürütürken yarım kalan doktora çalışmalarını tamamlamak amacıyla yeniden Fransa'ya yöneldi. Tezinde Ziya Gökalp üzerine yoğunlaştı. 1935'te tezini tamamlayarak doktor unvanını aldı. 1936 yılında İstanbul Üniversitesi'ndeki görevine doçent olarak geri dönen Fındıkoğlu, ülkenin akademik dönüşümünde etkin bir figür olmaya başladı.
Kürsüden Ordinaryüslüğe Akademik Miras
Akademik kariyer basamaklarını hızla tırmanan Fındıkoğlu, 1937 yılında yeni kurulan İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne Sosyoloji ve Komün Bilgisi Doçenti olarak atandı. Burada bir yandan ders verirken, diğer yandan Alman iktisatçı Prof. Dr. Gerhard Kessler'in eserlerinin Türkçe tercümelerini üstlendi. 1941 yılında profesörlük unvanını kazandı. Sosyoloji ve Sosyal Siyaset Kürsü'nün başına geçti. 1947 ile 1949 yılları arasında dekanlık görevini yürüttüğü bu fakültede, 1958 yılında ordinaryüs unvanına layık görüldü.
Bilimsel üretkenliğini yaşamının son dönemine kadar sürdüren Fındıkoğlu'nun hayat arkadaşı, 1913 İzmir doğumlu ve kendisi gibi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Efser Hanım'dı. Eşinin sağladığı huzurlu çalışma ortamında çalışmalarını yürüten profesörün bu evlilikten üç çocuğu dünyaya geldi:
- Emin (1940)
- Pınar (1942)
- Ali Halil (1949)
Fındıkoğlu, 16 Aralık 1971'de yoğun çalışma temposu nedeniyle geçirdiği ağır sağlık krizinin ardından çalışmalarına zorunlu bir ara vermek durumunda kaldı. 6 Haziran 1973 tarihinde emekliye ayrılan değerli akademisyen, 16 Kasım 1974 gecesi aramızdan ayrıldı. Büyük bir törenle Edirnekapı Şehitliği'ne defnedilen Fındıkoğlu, Türkiye'de sosyolojinin temellerini atan çalışmalarıyla yaşamaya devam etmektedir.