Türkiye'de heykel sanatının sınırlarını genişleten ve soyut arayışların öncülüğünü üstlenen Zerrin Bölükbaşı, Cumhuriyet döneminin en üretken kadın sanatçılarından biridir. 15 Ocak 1919 tarihinde İstanbul Bakırköy'de dünyaya gelen Bölükbaşı, özellikle 1980'lerden itibaren ürettiği soyut yapıtlarla Türk sanat tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Klasik çizgilerden modern formlara uzanan bu eşsiz serüven, onu Türkiye'de soyut heykel çalışan ilk kadın heykeltıraş konumuna taşımıştır.
Çocukluk Yılları ve Sanat Eğitimi
Sanatçının çocukluğu, köklü bir aile geçmişine sahip olan Bakırköy'deki aile köşkünde geçti. Babası İhsan Ark'ın soyu Zeynel Abidin Bin Hüseyin'e dayanırken, annesi Nevzat Ark ise İstanbul'a yerleşerek İslamiyet'i kabul eden Kafkas Ruslarındandı. Üç çocuklu bu hanenin üçüncü çocuğu olarak büyüyen Bölükbaşı, küçük yaşlardan itibaren resme büyük bir ilgi duydu. Fransız mürebbiye Helen'den yabancı dil eğitimi alarak entelektüel altyapısını zenginleştirdi. İlk eğitimine 1926 yılında Bakırköy I. Mektebi'nde başlayan genç yetenek, ailesinin Kadıköy'e taşınmasıyla öğrenimini Kadıköy Amerikan Lisesi'nde sürdürdü.
Ortaöğrenimini bitirdikten sonra, aile dostları olan ünlü yazar ve sanat tarihçisi Celal Esat Arseven'in yönlendirmesiyle Güzel Sanatlar Akademisi'ne adım attı. 1937 ile 1941 yılları arasında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü'nde eğitim alan Bölükbaşı, dünyaca ünlü heykeltıraş Rudolf Belling'in atölyesinde yetişti. Bu dönemde gelecekte Türk heykel sanatına yön verecek isimlerle aynı sıraları ve atölyeyi paylaştı. Atölye arkadaşları arasında şu değerli isimler bulunmaktaydı:
- Şadi Çalık
- İlhan Koman
- Hüseyin Gezer
- Yavuz Görey
- Rahmi Artemiz
Akademiden mezun olduktan sonra da buradaki yaratıcı çalışmalarını durmaksızın sürdürdü.
Aile Yaşamı ve Kültürel Atılımlar
Mezuniyetinin ardından 1944 yılında, dönemin İstanbul Valisi Kalem Müdürü olan Nazif Bölükbaşı ile hayatını birleştirdi. Eşi, son dönem Osmanlı aydınlarından Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın oğluydu. Bu evlilikten 1948 yılında Ahmet Nedim adını verdikleri oğulları dünyaya geldi. Sanatçı, evlilik ve annelik sorumluluklarına rağmen sanat üretiminden asla kopmadı. Oteller Genel Müdürü olarak görev yapan eşinin işi dolayısıyla sık sık seyahat etme fırsatı buldu; bu yolculuklar vizyonunu daha da genişletti.
1954 yılında Türkiye'nin tanıtımı amacıyla düzenlenen ünlü Tarsus vapuru seyahatinin yolcuları arasında yer alan Bölükbaşı, Amerika Birleşik Devletleri'nde ses getirdi. Washington'da organize edilen "Kalkınan Türkiye" sergisinde sergilediği Atatürk Maskı çalışması büyük bir beğeni topladı. Sanatçının vizyonerliği sadece atölyesiyle sınırlı kalmadı. Dönemin İstanbul Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay ile kurduğu güçlü iletişim sayesinde, İstanbul'daki sanatçıların eserlerini özgürce sergileyebileceği bir mekânın açılışına ön ayak oldu. Bu çabaların sonucunda 1954'te kapılarını açan Beyoğlu Şehir Galerisi'nin yöneticiliğini üstlendi ve bu görevi 1963 yılına dek başarıyla yürüttü.
"Büst Kraliçesi" ve Türk Heykelinde Bir İlk
Devlet kurumları için Fatih ve Şinasi gibi tarihi şahsiyetlerin büstlerini yontan sanatçı, 1957 yılında İstanbul belediye başkanlarının büstlerini de hazırladı. Dönemin basınında haklı olarak "büst kraliçesi" unvanıyla anılmaya başladı. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde kişisel sergiler düzenlerken; yurt dışındaki pek çok önemli kültür merkezinde de ülkemizi temsil etti. Katıldığı uluslararası karma heykel sergilerinden bazıları şunlardır:
- Berlin
- Münih
- Roma
- Viyana
Sanatçının kariyerindeki en çarpıcı dönüm noktalarından biri, bir otelde servis yapan genç bir kızdan etkilenerek 1957 yılında tamamladığı Zenci Başı adlı eseri oldu. Dışavurumcu bir üslup taşıyan bu yapıt, Türk yontu sanatında etnik özellikleri yansıtan ilk özgün örnekler arasında kabul edilir. Bu kıymetli yapıt, günümüzde İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Koleksiyonu'nda sergilenmektedir. Cumhuriyetin ikinci kuşak heykel sanatçıları arasında apayrı bir yere sahip olan Zerrin Bölükbaşı, 14 Kasım 2010 tarihinde hayata gözlerini yumuştur.
