Türk tiyatrosunun çok yönlü isimlerinden biri olan yönetmen, oyuncu ve yazar Yiğit Tuncay, 1969 yılında dünyaya gözlerini açtı. Sahne tozunu çok küçük yaşta yuttu. Henüz dokuz yaşındayken, 1978'de İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Çocuk Oyunları Bölümü bünyesinde başladığı sahne serüvenini, ilerleyen yıllarda özel tiyatrolarla sürdürerek Türk tiyatro tarihinin ekol isimleriyle çalıştı. Şehir Tiyatroları'nda edindiği ilk disiplinli deneyimlerin ardından rotasını özel tiyatro topluluklarına çeviren sanatçı, buralarda sergilediği performanslarla adından söz ettirmeyi başardı.
Sahne Deneyimleri ve Özel Tiyatrolarla Buluşma
Tiyatroya adanmış yaşamında pek çok toplulukla çalıştı. Şehir Tiyatroları'ndaki verimli dönemin ardından profesyonel serüvenini özel tiyatrolarda sürdüren Yiğit Tuncay, Türk tiyatro tarihinin ekol isimleriyle omuz omuza çalıştı. Bu süreç oldukça verimli geçti. Sanatçının kariyerindeki duraklar oldukça çeşitlidir. Bu süreçte yer aldığı tiyatro toplulukları ve gerçekleştirdiği çalışmalar şunlardır:
- Lale Oraloğlu Tiyatrosu ve Tuncay Özinel Tiyatrosu bünyesinde sahnelenen çeşitli oyunlarda önemli roller üstlendi.
- Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu tarafından düzenlenen nitelikli oyunculuk atölyelerine katılarak sahne tekniğini geliştirdi.
- 1985 yılında katıldığı Hadi Çaman - Yeditepe Oyuncuları kadrosunda yazar, yönetmen ve oyuncu olarak çok yönlü görevler üstlendi.
- Usta oyun yazarı Refik Erduran'ın kurucusu olduğu İstanbul Sanat Tiyatrosu çatısı altında da sanatsal üretimlerine devam etti.
Sanatçı, yaklaşık altı yıl boyunca Türk tiyatrosunun unutulmaz yönetmeni Oben Güney'in öğrencisi olma şerefine erişti. Oben Güney'in yanında yardımcı yönetmenlik yaparak rejisörlük koltuğundaki vizyonunu geliştiren Tuncay, ustasından devraldığı mirası sahneye taşımaya odaklandı.
Pantolonlu Bulut'tan Berliner Ensemble Geleneğine
Kendi sanatsal dilini oluşturma hedefiyle hareket eden Yiğit Tuncay, 1989 yılında Dostlar Tiyatrosu salonunda Genç-Seyirci Tiyatrosu adını verdiği kendi topluluğunu kurdu. Mayakovski'nin şiirsel dilinden ve hayat hikayesinden esinlenerek hazırladığı Pantolonlu Bulut adlı oyunu yedi yıl boyunca yurt içinde ve yurt dışındaki sahnelerde sergileyerek adını geniş kitlelere duyurmayı başardı. Bu eser büyük ilgi gördü. Yurt dışı turneleri sırasında farklı tiyatro kültürlerini yakından gözlemleyen Tuncay, Alman tiyatrosunun merkezine yolculuk yaptı. Bu kapsamda bir dönem Doğu Berlin'de kalarak efsanevi tiyatro topluluğu Berliner Ensemble geleneği üzerine kapsamlı araştırmalar yürüttü.
Halk Sahnesi Oyuncuları ve Edebi Üretimler
Doğu Berlin'deki araştırmalarından elde ettiği teorik ve pratik birikimle Türkiye'ye dönen yönetmen, önemli bir adım attı. 1998'de kurduğu atölyeyi Halk Sahnesi Oyuncuları ismiyle yeniden yapılandırıp hem sahne çalışmalarına devam etti hem de bu yapıyı tiyatro eğitimi veren deneysel bir sanat laboratuvarına dönüştü. Günümüzde de aktif olarak faaliyetlerini sürdüren bu laboratuvar bünyesinde genel sanat yönetmenliği görevini yürüten Tuncay, genç yetenekleri yetiştirmeye devam etmektedir. Kendi topluluğundaki çalışmaların yanı sıra Dostlar Tiyatrosu tarafından sahnelenen belgesel nitelikteki Sivas '93 oyununda da görev üstlenerek sahnelerden kopmadı. Sanatçı, çalışmalarını halen sürdürmektedir.
Sahnede sergilediği başarıların yanı sıra edebiyat dünyasında da iz bırakan sanatçı, pek çok farklı türde esere imza attı. Yazın dünyasıyla da bağını hiç koparmadı. Şiirleri, şarkı sözleri, inceleme yazıları ve çeşitli kültür-sanat dergilerinde yayımlanan makaleleriyle yazın dünyasında kalıcı bir yer edindi. Yazdığı şiirlerin bir kısmı, 1990 yılında yayımlanan Genç Şairler Antolojisi seçkisinde yer bularak okuyucuyla buluştu. Oyun yazarlığı alanında da tescilli bir başarıya sahip olan sanatçı, 1990'da kaleme aldığı Bu Dünyalar Bizim Çocuklar isimli çocuk müzikaliyle prestijli bir ödüle layık görüldü. Türkiye'nin birçok şehrinde defalarca sahnelenen bu müzikal, Tuncay'ın çocuklara tiyatroyu sevdiren en önemli çalışmaları arasındadır.
