Eşref Yiğit Bener, 1958 yılında Belçika'nın başkenti Brüksel'de edebiyatçı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. Çocukluk yılları Türkiye ile Fransa arasında mekik dokuyarak geçen yazar, entelektüel çevrelerin tam ortasında büyüme şansı elde etti. İlk ve orta öğrenimini Ankara ile Paris gibi farklı şehirlerde tamamlayan Bener, lise eğitimini ise Tevfik Fikret Lisesi'nde sonlandırdı. Gençlik yıllarında toplumsal hareketlere ilgi duymaya başladı. Tıp eğitimi almak amacıyla girdiği Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki son yılında, staj için gittiği İsviçre'de hayatının dönüm noktasını yaşadı. 1980 askeri darbesinin yarattığı siyasi iklim nedeniyle yurt dışında kalmayı tercih eden Bener, hakkında açılan davalar yüzünden tıp öğrenimini son sınıfta bırakarak on yıl boyunca Paris ve Brüksel'de mülteci olarak yaşadı.
Sürgün Yılları ve Türkiye'ye Dönüş
Avrupa'da geçirdiği on yıllık sürgün dönemi boyunca çocuk bakıcılığı, göçmen danışmanlığı ve dergi yöneticiliği gibi çeşitli işlerde çalışarak geçimini sağladı. Bu zorlu göçmenlik yılları, babası Erhan Bener'in kaleme aldığı ünlü 'Sürgünde' isimli öyküsüne de doğrudan ilham kaynağı oldu. Yazarın edebiyat dünyasındaki ilk ciddi adımı, yine bu dönemde babasının 'Böcek' adlı romanını Fransızca diline çevirmesiyle gerçekleşti. Ülkesine 1990 yılında dönen Bener, İstanbul'a yerleşerek profesyonel konferans tercümanlığı kariyerine hızlı bir başlangıç yaptı. Resmi devlet kademelerinde görevler üstlendi. Fransa Büyükelçisi ve İstanbul Başkonsolosu başta olmak üzere, Türkiye'yi ziyaret eden pek çok yabancı üst düzey devlet adamına uzun yıllar boyunca resmi tercümanlığı hizmeti sundu. Mesleki bilgi birikimini Boğaziçi, Bilkent ve Yıldız Teknik üniversitelerinde dersler vererek genç nesillere aktardı.
Edebiyat Dünyasındaki Başarıları ve Ödülleri
Yazarın ilk özgün öyküsü olan 'Yabancı', 1991 yılında Çağdaş Türk Dili dergisinde okurlarla buluştu. İlk romanı 'Eksik Taşlar'ı ise 2001 senesinde yayımlayarak geniş kitlelerce tanınan bir romancı haline geldi. Çeviri alanında da rüştünü ispatladı. Louis Ferdinand Céline'in başyapıtı olan 'Gecenin Sonuna Yolculuk' eserini Türkçe'ye kazandırarak 2002 yılında prestijli Dünya Çeviri Ödülü'ne layık görüldü. Ayrıca heyecan verici romanı 'Heyulanın Dönüşü' ile 2012'de Orhan Kemal Roman Ödülü'nü müzesine götürmeyi başardı. Öykücülükteki ustalığını ise 2018 yılında 'Öteki Düşler' isimli yapıtıyla Yunus Nadi Ödülü'nü kazanarak bir kez daha kanıtladı. Yazarın bazı önemli eserleri şunlardır:
- Eksik Taşlar (Ödüllü yazarın ilk romanı)
- Heyulanın Dönüşü (Orhan Kemal Roman Ödülü alan eseri)
- Öteki Düşler (Yunus Nadi Ödülü kazanan öykü kitabı)
Edebiyatın her alanında eserler üretmeyi sürdürdü. Son olarak 2024 yılının Temmuz ayında, cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş ile birlikte kaleme aldığı 'Arafta Düet' romanıyla edebiyat dünyasında büyük ses getirdi. Yazarın özgün dili ve zengin çevirileri, Türk edebiyatının uluslararası alanda temsil edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir.
