Türk spor tarihinin saygın isimlerinden biri olan Ulvi Yenal, hem yeşil sahalardaki kalecilik kariyeri hem de Türk sporuna kazandırdığı idari vizyonla derin izler bırakmıştır. Selanik'te 1908 yılında dünyaya gelen bu özel spor adamı, ömrünü adadığı Türk sporuna uzun yıllar yön vermiştir. Ressam Rıza Bey'in oğlu olan Yenal, Galatasaray çatısı altında başlayan yolculuğunu uluslararası arenalara ve en üst düzey yöneticilik makamlarına kadar taşımayı başarmıştır.
Yeşil Sahalardan Olimpiyatlara Uzanan Kariyer
Ulvi Yenal'ın spor tutkusu, eğitim hayatını sürdürdüğü Galatasaray Lisesi sıralarında filizlendi. Eğitim gördüğü bu tarihi kurumda yeteneklerini sergileyen genç sporcu, 1925 senesinde Galatasaray Spor Kulübü'nün kalesini korumaya başladı. Aynı dönemde üstün performansıyla millî takıma kadar yükselen başarılı file bekçisi, ay-yıldızlı formayı giymenin gururunu yaşadı. Yenal, 1932 yılına dek süren bu şerefli dönemde tam altı kez millî takım adına mücadele etti. Başarı merdivenlerini hızla tırmanan Yenal, 1928 Amsterdam Yaz Olimpiyat Oyunları'nda da Türkiye'nin kalesini koruma görevini başarıyla üstlendi. Futbolculuk yaşantısında ağırlıklı olarak kaleci kazağı giyse de, takımının ihtiyaç duyduğu bazı kritik müsabakalarda forvet hattında da görev alarak çok yönlü bir sporcu olduğunu gösterdi. Sarı-kırmızılı renklerin yanı sıra Gençlerbirliği takımında da görev yaptı. Bununla da sınırlı kalmayarak, İsviçre'nin köklü ekiplerinden Servette FC takımının kadrosunda yer alarak yurt dışında da ülkemizi temsil etti.
Ulvi Yenal'ın futbolculuk yıllarında formasını terlettiği kulüpler şu şekildedir:
- Galatasaray
- Gençlerbirliği
- Servette FC
Türk Sporunun Zirvesindeki Yönetici
Galatasaray Lisesi'nden 1927 yılında mezun olan Yenal, yükseköğrenimini ise 1935 yılında Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi'nde tamamladı. Sporculuk yaşantısını noktaladıktan sonra idari alana yönelerek Türk sporunun kurumsallaşmasında öncü roller üstlendi. Sarı-kırmızılı kulübe duyduğu derin sevgi ve sarsılmaz bağlılık, onu üç farklı dönem boyunca başkanlık koltuğuna taşırken; 1953-1954, 1962-1963 ve son olarak 1963-1965 yılları arasında Galatasaray Spor Kulübü'nün liderliğini üstlenmesini sağladı. Kulüp düzeyindeki bu başarılı çalışmalarının yanı sıra ülke sporunun yönetiminde de en üst kademelerde yer aldı. Hem Türkiye Futbol Federasyonu hem de Tenis Federasyonu başkanlığı koltuklarında oturdu. Ülke sporunun çatı kuruluşu niteliğindeki Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü görevinde bulunan Yenal, bu vesileyle Türk sporunun her branşına ve idari kadrosuna yön verdi. Pek çok farklı resmi devlet kurumunda üst düzey yöneticilik görevlerini başarıyla icra etti.
Kalemiyle ve Eserleriyle Spor Kültürüne Katkı
Yenal, sporculuk ve yöneticilik kariyeri boyunca biriktirdiği zengin tecrübeleri yazıya dökmeyi de ihmal etmedi. Bu yönüyle spor yazarlığının kapılarını aralayan Yenal, 1930'lu yılların sonuna doğru Akşam gazetesinde spor yazıları kaleme almaya başladı. Yazın hayatına olan ilgisini daha sonra Tercüman gazetesindeki köşesinde sürdüren yazar, Türk spor basınına önemli bir vizyon kazandırdı. Eser üretme konusundaki gayretini somut bir adımla taçlandıran Yenal, 1943 yılında Futbol adlı bir kitap yayımlayarak bu sporun teorik altyapısına da değerli bir kaynak sundu. Tarih 26 Mayıs 1993'ü gösterdiğinde İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Kendisi, Türk spor tarihinin unutulmaz simaları arasındadır.
