Türk sinemasının unutulmaz çehrelerinden biri olan Fatma Üülkü Özen, sahne adıyla Üülkü Özen, 23 Nisan 1951 tarihinde İstanbul'da gözlerini açarak Yeşilçam'ın ışıltılı dünyasına katıldı. Sanat hayatı tiyatroyla başladı. Henüz çocuk yaşlarda başlayan bu büyük oyunculuk tutkusuyla adından söz ettiren sanatçı, aldığı nitelikli eğitimler ve sahne deneyimleriyle sinemada derin izler bırakmayı başardı. Gerek tiyatro sahnelerinde canlandırdığı karakterler gerekse beyaz perdede hayat verdiği rollerle tanınan Özen, hem başarılı oyunculuğu hem de hüzünlü yaşam öyküsüyle döneminin en çok konuşulan simalarından biri haline geldi.
Tiyatrodan Yeşilçam'a Uzanan Sanat Yolculuğu
Eğitim hayatına ortaokul yıllarında bir süre devam eden Üülkü Özen, içindeki sahne aşkını bastıramayarak çok genç yaşta İstanbul Belediyesi Çocuk Oyunları Bölümüne adım attı. Burada Türk tiyatrosunun kıymetli isimlerinden Ferih Egemen'den oyunculuk dersleri alarak yeteneğini profesyonel düzeyde şekillendirmeye başladı. Oyunculuk dersleri hayatının dönüm noktasıydı. Aldığı bu sağlam temel sayesinde sahnelerde hızla pişen sanatçı, ilerleyen dönemlerde Türk tiyatro tarihinin efsanevi topluluklarından Nejat Uygur Tiyatrosu kadrosuna dahil oldu. Nejat Uygur ile birlikte sahne tozu yutmak, onun oyunculuk disiplini kazanmasında son derece etkili oldu.
Ses Dergisi Yarışması ve Sinemada Yükselişi
Sinema dünyasına geçişi ise 1968 yılında düzenlenen, döneminin en popüler yayın organlarından Ses dergisinin geleneksel Kapak Yıldızı yarışmasıyla oldu. Bu prestijli yarışmada ikinci seçilerek tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Yarışma hayatını tamamen değiştirdi.
1968 yılındaki bu önemli yarışmada Özen'in geride bıraktığı ve birlikte rekabet ettiği isimler arasında şu sanatçılar bulunuyordu:
- Fatma Karanfil
- Seyyal Taner
- Müjgan Ağralı
- Piraye Uzun
Yarışmanın ardından Yeşilçam yapımcılarının ilgisini çeken Özen, Eşkıya Kanı adlı sinema filmiyle beyaz perdeye ilk adımını attı. Kariyerinin ilk döneminde altı farklı yapımda yardımcı rollerde kamera karşısına geçen oyuncu, sergilediği performansla kısa sürede kendini kabul ettirdi. İlk başrolünü yedinci filminde aldı.
Zorlu Yıllar ve Erken Veda
Sinemadaki parlak yıllarının yanı sıra 1969 yılına gelindiğinde, o dönem pek çok Yeşilçam oyuncusunun karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklarla mücadele etmek durumunda kaldı. Bu maddi gerekçeler nedeniyle sahneye çıkarak şarkıcılık da yapan sanatçı, çok yönlü yeteneğini farklı bir alanda da sergiledi. Müzik çalışmaları da yaptı. Özel hayatıyla da basının ilgisini çeken güzel oyuncu, Yeşilçam'ın tanınan aktörlerinden Yıldırım Gencer ile bir dönem nişanlı kaldı.
Hayatı boyunca pek çok zorluğa göğüs geren sanatçı, yaşamının son döneminde büyük bir anne acısıyla sarsıldı. Annesinin vefatının derin üzüntüsünü taşırken, bu acı kayıptan sadece 20 gün sonra, 22 Aralık 1995 tarihinde İstanbul'da geçirdiği kalp krizi neticesinde hayata gözlerini yumdu. Henüz 44 yaşındayken gelen bu zamansız ölüm, sanat camiasında derin bir hüzne yol açtı. Vefatı sevenlerini derinden sarstı. Sanatçının ebedi istirahatgahı ise İstanbul'daki Feriköy Mezarlığı'ndadır.
