Türk hukuk dünyasının ve akademisinin en saygın isimlerinden biri olan Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak, 24 Temmuz 1933 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Hayatını kamu yönetimi, idare hukuku ve Türk yükseköğretim sisteminin gelişimine adayan akademisyen, 15 Nisan 2020 günü yine doğduğu şehirde hayata gözlerini yumdu. Seçkin kariyeri boyunca yetiştirdiği binlerce öğrenci, kurucusu olduğu akademik birimler ve idari hukuk alanındaki öncü çalışmalarıyla Türk hukuk tarihine adını altın harflerle yazdıran Azrak, özellikle İstanbul Üniversitesi bünyesindeki çalışmalarıyla tanınmaktadır.
Akademik Dünyaya İlk Adımlar ve Yükseliş
Eğitim hayatına İstanbul'un köklü kurumlarından Vefa Lisesi'nde başlayan Ülkü Azrak, bu okulu birincilik derecesiyle bitirerek gelecekteki başarılarının ilk sinyalini verdi. Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde sürdüren genç hukukçu, 1956 yılında buradan mezun oldu. Mezuniyetinin ardından akademik kariyer hedefini çizen Azrak, 1958 yılında mezun olduğu fakültede asistan olarak göreve başladı. Bilimsel çalışmalarını titizlikle yürüterek 1970 yılında doçentlik unvanını kazandı. Ertesi yıl, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku kürsüsündeki görevine resmi olarak başlayan doçent, bu kürsüdeki akademik mesaisini 1979 yılına kadar aralıksız sürdürdü. Aynı dönemde, 1972 ile 1985 yılları arasında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi ile Marmara Üniversitesi bünyesinde de dersler vererek bilgi birikimini farklı kurumlardaki öğrencilerle paylaştı.
Kurucu Rolü, İdari Başarılar ve Tepki İstifası
Ülkü Azrak, 1979 yılına gelindiğinde Türkiye'deki siyaset bilimi eğitimi için dönüm noktası olan bir adım attı. O dönemki adıyla Siyasal Bilimler Fakültesi'nin (günümüzdeki İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) kurucu heyetinde aktif olarak yer aldı. Bu yeni fakültede çalışmalarını yoğunlaştıran başarılı akademisyen, 1982 yılında profesörlük kadrosuna atandı. Yönetim Bilimleri Anabilim Dalı'nda dersler veren Azrak, 1988 yılında bu anabilim dalının başkanlık koltuğuna oturdu. Emekliliğine kadar sürecek bu süreçte, üniversite bünyesinde çok sayıda kritik idari görevi de omuzladı.
Bu doğrultuda üstlendiği görevlerden bazıları şunlardır:
- 1994-1999 yılları arasında yürütülen İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü,
- 1995-1998 yıllarını kapsayan İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanlığı,
- 1998-1999 yılları arasında üstlendiği Kamu Yönetimi Bölümü Başkanlığı ve üniversite senato üyeliği.
Akademik ve idari başarılarla dolu bu süreç, 1999 yılında beklenmedik bir gelişmeyle farklı bir yöne evrildi. Prof. Dr. Ülkü Azrak, dönemin İstanbul Üniversitesi rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun yönetim tarzına ve uygulamalarına tepki göstererek enstitü müdürlüğü, bölüm başkanlığı ve senato üyeliği görevlerinden istifa etti. 2000 yılında ise yasal yaş haddini doldurarak üniversitedeki resmi görevinden emekli oldu.
Uluslararası Köprüler, Resmi Görevler ve Vefatı
Emekliliğinin ardından köşesine çekilmeyen tecrübeli hukukçu, Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde ders vermeye başladı. Buradaki dokuz yıllık mesaisinin ardından, 2009 yılında çok sevdiği İstanbul Üniversitesi'ne yeniden dönüş yaptı. Akademik faaliyetlerinin yanı sıra ulusal düzeyde önemli kamusal görevlerde de yer aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 2001 yılında YÖK Üyeliğine seçildi ve bu kurulda 2005 yılına kadar görev yaptı. Ayrıca 2001-2003 yılları arasında Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Danışma Kurulu'nda çalıştı.
Kamu görevlerinin yanında sivil toplum alanında da aktif bir hayat süren Azrak'ın üstlendiği diğer önemli vazifeler şunlardır:
- 1994-1999 yılları arasında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Başkan Vekilliği,
- Türk-Alman Kültür Derneği Başkanlığı ve Alman-Türk Kamu Hukuku Platformu Üyeliği,
- Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyeliği.
Alman asıllı Hannelore Azrak ile evli olan ve bu evlilikten Deniz ile Attila adında iki erkek evladı bulunan profesör, vaktinin önemli bir kısmını çocuklarının yaşadığı Almanya ile Türkiye arasında geçiriyordu. İki ülke arasındaki kültürel ve hukuki ilişkilerin geliştirilmesine sağladığı değerli katkılardan ötürü, 29 Kasım 2007'de Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı ile taltif edildi.
Yaşamının son döneminde küresel salgından etkilenen değerli bilim insanı, kendisinden on gün önce aynı hastalık sebebiyle vefat eden sevgili eşi Hannelore Azrak'ın acısını yaşarken, 15 Nisan 2020 tarihinde Florence Nightingale Hastanesi'nde COVID-19 nedeniyle yaşamını yitirdi.