Cumhuriyet Türkiye'sinin akademik dünyadaki en parlak simalarından biri olan Ayşe Nüveyre Türkân Rado, 30 Ekim 1915 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Hukuk dünyasına adını yazdıran bu seçkin akademisyen, ülkemizin ilk kadın hukuk profesörü olmasının yanı sıra, bazı kaynaklara göre Roma Hukuku kürsüsünde bu unvanı alan dünyadaki ilk kadındır. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde 1936'dan itibaren 46 yıl kesintisiz ders veren Rado, binlerce hukukçu yetiştirmiştir. Hayatını bilime ve eğitime adayan duayen akademisyen, 3 Mart 2007'de İstanbul'da vefat etmiştir.
Hukukla Çevrili Bir Aile ve Eğitimin İlk Yılları
Türkan Hanım'ın bilime ve hukuka olan ilgisi köklü ailesinden gelmektedir. Babası, Darülfünun Hukuk Fakültesi ceza usul hukuku müderrisi ve avukat Cevdet Ferit Basman'dır. Annesi ise asliye ceza hâkimi Ayşe Nikfal Basman'dır. Üç kız kardeşin en büyüğü olan Türkan Rado'nun 1922 doğumlu kardeşi Şekure Hanım, Nobel ödüllü ilk Türk yazar Orhan Pamuk'un annesidir.
Genç Türkan, lise eğitimini Notre Dame de Sion Fransız Lisesi'nde tamamlayarak Haziran 1933'te pekiyi dereceyle mezun olmuştur. Aynı yaz hem Fransız bakaloryasını hem de Galatasaray Lisesi'nde Türk bakaloryası sınavlarını vermiştir. Üniversite Reformu ile yenilenen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne 1933 yazında kaydolan Rado, üstün çalışkanlığı, iyi derecedeki Fransızcası ve Latince bilgisi sayesinde Alman profesörlerin dikkatini çekerek derslerde tercümanlık yapmıştır. Başarılarla dolu eğitiminin ardından, Haziran 1936'da hukuk fakültesini birincilikle ve pekiyi dereceyle bitirmiştir.
Akademik Yükseliş: Asistanlıktan Kürsü Profesörlüğüne
Mezun olduğu yılın Ekim ayında, kürsü profesörleri Richard Honig ve Andreas Bertalan Schwarz'ın öneri siyle Dekan Sıddık Sami Onar tarafından fakültenin ilk kadın asistanı olarak atanmıştır. Yeni göreviyle birlikte doktora çalışmalarına hemen başlamıştır. Ayrıca Almanca da öğrenmeye koyulmuştur. 1938'de doktora sınavlarını pekiyi dereceyle geçerek 'Senatus consultum Vellaeanum ve Roma'da Kadınların Borç İltizamları' başlıklı teziyle hukuk doktoru unvanını kazanmıştır. Richard Honig'in 1939'da ülkeden ayrılmasının ardından kürsüdeki akademik çalışmalarını profesör Schwarz ile beraber yürütmüştür.
Hayatını 1943 yılında gazeteci ve yazar Şevket Rado ile birleştiren Türkan Hanım, bu evlilikten Mehmet adında bir evlat sahibi olmuş, yıllar sonra da torunu Ömer Kerim Rado dünyaya gelmiştir. 'Senatus consultum Macedonianum ve aile evlatlarının para borçları' başlıklı çalışmasıyla doçentlik unvanı alarak 5 Haziran 1944'te resmen ders vermeye başlamıştır. Doçentlik unvanını aldıktan sonra ders verme faaliyetlerini daha da yoğunlaştırmıştır. Akademik faaliyetlerinin yanında sosyal alanda da etkin rol üstlenmiş, 1949 yılında Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği'nin kurucu üyeleri arasına katılmıştır. Araştırmalarını derinleştirmek amacıyla 1950 yılında fakültesi tarafından İtalya'ya gönderilen Rado, Roma Üniversitesi'nde bulunan Roma Hukuku ve Akdeniz Hukukları Enstitüsü bünyesinde son derece verimli akademik çalışmalar gerçekleştirmiştir.
Yarım Asra Yaklaşan Eğitim Mirası
Türkan Rado, 1956 yılında profesörlük unvanı alarak İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin ilk kadın profesörü unvanını kazanmıştır. Horst Widdmann'ın 'Atatürk ve Üniversite Reformu' adlı çalışmasında vurgulandığı üzere, Rado aynı zamanda Roma Hukuku alanında dünyadaki ilk kadın profesör olarak kabul edilmektedir. Bu büyük başarıyla adını tarihe altın harflerle yazdıran profesör, akademik yükselişini uluslararası bir gurur kaynağına dönüştürmüştür. Cumhuriyet reformlarının sağladığı aydınlanma ikliminde yetişen Rado, bu başarısıyla kadınların akademik dünyadaki temsil gücünü ve potansiyelini açıkça ortaya koymuştur.
Kendi isteğiyle emekliliğe ayrıldığı 1982 Ekim tarihine kadar tam 46 yıl boyunca İstanbul Üniversitesi bünyesinde hukukçular yetiştirmeyi sürdürmüştür. Yarım asırlık bu hizmet süresinde binlerce adalet mensubu yetiştirmiştir. Sergilediği öncü duruşla Türk akademisinin ve Cumhuriyet aydınlanmasının simgelerinden biri haline gelmiştir. Geride bıraktığı zengin akademik miras ve yetiştirdiği binlerce hukukçu ile modern Türkiye'nin hukuk sisteminin temel taşları arasında saygın yerini korumaktadır.