Cumhuriyet döneminin en seçkin bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Turhan Baytop, 20 Haziran 1920 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Kendisi, Türk botanik ve eczacılık tarihinin en önemli kurucu figürleri arasında kabul edilmektedir. Genç yaşta adım attığı bilim dünyasında çok yönlü kişiliğiyle öne çıkan Baytop, uzun yıllar boyunca ülkemizin zengin florasını inceledi. İstanbul Üniversitesi bünyesindeki Eczacılık Fakültesi'nin kurucu dekanıdır. Bu değerli bilim insanı, ardında yüzlerce yazılı eser bırakarak 25 Haziran 2002'de yine doğduğu şehir olan İstanbul'da hayata veda etti.
Akademik Yolculuk ve Paris Yılları
Turhan Baytop'un akademik kariyerinin temelleri, 1945 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Eczacı Okulu'ndan mezun olmasıyla atıldı. Eğitimini başarıyla tamamlayan genç mezun, üç yıl sonra mezun olduğu bu kurumun Farmakognozi Enstitüsü'ne asistan olarak girdi. Akademik basamakları kararlılıkla tırmanan Baytop, 1949 yılında hazırladığı başarılı tez çalışması sayesinde Dr. pharm. unvanını elde etti. Fransa'ya 1951 yılında gitti. Paris Eczacılık Fakültesi bünyesinde yer alan Farmakognozi Kürsüsü'nde bir yıl boyunca çeşitli bilimsel çalışmalarda bulundu. Yabancı meslektaşlarıyla ortak araştırmalar yürüten Baytop, 1952 yılında edindiği tecrübelerle Türkiye'ye geri döndü. Yurda dönüşünün hemen ardından, 1953 yılında doçentlik unvanını kazandı. Bu tarihten tam on yıl sonra, yani 1963'te ise profesörlük kadrosuna atandı.
Eczacılık Fakültesi Kuruculuğu ve Dekanlık Dönemi
Akademik yükselişini sürdüren Prof. Dr. Turhan Baytop, kurumsal yapılanmada da tarihi görevler üstlendi. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin kuruluş sürecinde aktif rol alarak bu fakültenin ilk dekanı olma unvanını elde etti. İdari dehasıyla dikkat çeken Baytop, farklı dönemlerde toplamda beş kez dekanlık görevine seçildi. Bu süreçte fakültenin eğitim kalitesini yükseltmek için yoğun çaba harcadı. Deneyimli bilim insanı, idari görevlerinin yanı sıra bölüm başkanlığı vazifesini de uzun yıllar sürdürdü. 1969 yılından başlayarak emekli olduğu 1987 yılına kadar Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı. Yaş haddi nedeniyle 1987 senesinde üniversitedeki resmi görevlerinden emekliye ayrılan Prof. Dr. Turhan Baytop, çalışmalarını kendi evinde ve kütüphanesinde büyük bir şevkle yürütmeye devam etti.
Tarihe ve Botanik Dünyasına Bırakılan Miras
Emeklilik yıllarında da bilimsel üretkenliğini kaybetmeyen Prof. Dr. Turhan Baytop, özellikle Türkiye'nin tıbbi bitkileri üzerine eğildi. Ünlü akademisyenin odaklandığı temel araştırma alanları şunlardır:
- Türkiye'nin tıbbi bitkileri
- Türkiye'nin florası
- Türk eczacılık tarihi
Yaşamı boyunca gerçekleştirdiği bu titiz araştırmalar sonucunda, üç yüzden fazla bilimsel makale ve kitap yayımlayarak ülkemizin akademik literatürüne son derece kıymetli kaynaklar kazandırmayı başardı. Tarih bilincine büyük önem veren Baytop, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi bünyesinde bir Eczacılık Tarihi Müzesi kurdu. Müzeye çok sayıda tarihi eşya kazandırmayı başardı. Ayrıca 1990 yılından itibaren Türk Eczacılık Tarihi Toplantıları adıyla anılan etkinlikleri düzenlemeye öncülük etti. Fakültedeki eğitim faaliyetlerine sınıflarda da aktif olarak devam eden tecrübeli akademisyen, 1984 yılından 1996 yılına dek kesintisiz şekilde Eczacılık Tarihi ve Deontoloji derslerini üstlendi. Bu alandaki bilgi eksikliğini gidermek amacıyla öğrencileri için özel bir ders kitabı kaleme aldı. Onun ilgi alanı sadece eczacılıkla sınırlı kalmayıp botanik dünyasında da ses getirecek çalışmalara uzandı. Bitkibilimci kimliğiyle lale ve gül gibi kültürümüzün simgesi olan çiçeklerin geçmişini derinlemesine inceledi. Bu konuya dair hazırladığı eser, gördüğü ilgi üzerine İngilizce ve Japonca gibi dillere de çevrilerek uluslararası alana ulaştı. Prof. Dr. Turhan Baytop'un ailesi de bilim dünyasıyla iç içe bir yaşam sürdü. Kendisi, Türk botanik tarihinin bir diğer önemli ismi olan Asuman Baytop'un eşidir. Aynı zamanda bilim tarihi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Feza Günergun'un da babasıdır. Bu seçkin isimler, Türkiye'nin bilimsel gelişimine büyük katkılar sunmuşlardır.
