Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği öncü bilim insanlarından biri olan Asuman Baytop, Türkiye topraklarının zengin bitki çeşitliliğini gün yüzüne çıkaran ilk kadın botanikçilerimiz arasında yer alıyor. 27 Mart 1920 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen ve ömrünü Anadolu'nun flora dünyasını keşfetmeye adayan Baytop, akademik çalışmaları, kurucusu olduğu devasa herbaryum ve yetiştirdiği sayısız eczacı ile Türk bilim tarihinde silinmez izler bıraktı. İstanbul'dan Zürih'e uzanan eğitim serüveninin ardından, yarım asra yakın kariyeri boyunca binlerce bitki örneğini toplayarak Türkiye eczacılık ve botanik eğitiminin temellerini atan bu değerli akademisyen, 18 Şubat 2015'te yine doğduğu şehirde 95 yaşında vefat ederek aramızdan ayrıldı.
Köklü Bir Eğitim ve İsviçre'de Kazanılan Doktora
Asuman Berk, Dr. Mehmet Kamil ve Meliha Berk çiftinin üçüncü kızı olarak dünyaya geldi. Babası Mehmet Kamil Berk, Mustafa Kemal Atatürk'ün hekimliğini de yapmış saygın bir tıp insanıydı. Eğitim hayatına Sainte-Pulchérie Fransız Kız Orta Okulu'nda başlayan genç Asuman, ortaöğreniminin ardından Şişli Terakki Lisesi'nden mezun oldu. Doğaya ve bilime duyduğu ilgi onu İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'ne yönlendirdi. Buradaki Eczacılık Bölümü'nü 1943 yılının Haziran ayında başarıyla bitirdi. Mezuniyetinin hemen sonrasında, aynı yılın Eczacılık Okulu Farmakobotanik ve Genetik Enstitüsü'ne asistan olarak adım attı. Bu enstitüde Ord. Prof. Dr. Alfred Heilbronn'un asistanlığını yürüterek Genel Botanik, Farmakobotanik ve Farmakognozi laboratuvarlarında tecrübe kazandı.
Akademik gelişimini bir adım öteye taşımak amacıyla 1947 yılında İsviçre'ye gitti. Zürih'teki ünlü Eidgenössische Technische Hochschule'nin Eczacılık Enstitüsü'nde, Prof. Dr. Hans Flück yönetiminde Farmakognozi doktorasını tamamlayarak 1949'da "Dr.sc.nat." unvanını elde etti. İsviçre'den dönerken beraberinde getirdiği 601 bitki örneğini görev yaptığı üniversiteye bağışlaması, onun bilime ve kuruma olan bağlılığının göstergelerinden sadece biriydi.
Anadolu Yollarında Bir Ömür ve Herbaryumun Kuruluşu
Haziran 1949'da Türkiye'ye dönen Baytop, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Eczacı Okulu Farmakognozi Enstitüsü'ne asistan olarak atandı. 1952 yılında üniversite doçenti unvanını aldı ve 1954'te aynı kurumda doçent kadrosuna yerleşti. Akademik basamakları kararlılıkla tırmanan araştırmacı, 1963 yılında profesörlüğe yükseldi. Bir yıl sonra, 1964'te ise Farmasötik Botanik Kürsüsü direktörlüğü görevini üstlendi. Onun en büyük miraslarından biri, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Herbaryumu'nun (İSTE Herbaryumu) kurulması ve yaşatılması oldu. Kendi elleriyle topladığı 23 bini aşkın bitki örneğini bu herbaryuma kazandırarak, buranın Türkiye'nin en zengin botanik arşivlerinden biri haline gelmesini sağladı.
Baytop, araştırmalarını ilk yıllarda farmakognozi üzerine odaklarken, daha sonra ağırlıklı olarak botanik alanına yöneldi. Anadolu, Trakya ve Marmara genelinde 150'den fazla arazi gezisi gerçekleştirdi. Bu zorlu saha çalışmalarında hem bölgesel florayı ayrıntılı biçimde inceledi hem de bilime yeni türler kazandırdı. Trakya gezilerinde bilim dünyası için tamamen yeni 2 tür keşederken, Anadolu seyahatlerinde Türkiye florasına 8 yeni tür ve 3 alt tür ekledi. Toplamda topladığı 13 tip örnek vasıtasıyla ülke florasına 10 tür ve 3 alt tür kazandırmış oldu.
Bilimsel Mirası, Eserleri ve Adını Yaşatan Çiçekler
Asuman Baytop, bilim dünyasına sunduğu 268 adet yayınla arkasında muazzam bir külliyat bıraktı. Bu çalışmaların büyük bir kısmı özgün araştırma makalelerinden oluşmaktadır. Eğitim alanına büyük ehemmiyet veren Baytop, eczacılık fakültesi öğrencileri için beşi ders kitabı ve ikisi kaynak niteliğinde sözlük olmak üzere değerli yapıtlar kaleme aldı. Eczacılık ve botanik öğrencilerine ışık tutan bu temel yapıtlar şunlardır:
- Bitkisel Drogların Anatomik Yapısı (1959)
- Farmasötik Botanik (1967)
- Farmasötik Botanik Uygulamaları (1993)
- Bitkilerin Bilimsel Adlarındaki Niteleyiciler ve Anlamları (1995)
- İngilizce-Türkçe Botanik Kılavuzu (1998)
Ayrıca hazırladığı bitkisel drog atlası ile bitkilerin anatomik olarak tanımlanmasını kolaylaştırdı. Türkiye'nin farklı yörelerindeki bitki türlerinin faydalarını, tıbbi kullanım alanlarını ve yerel isimlerini derlemek için büyük emek harcadı. Hazırladığı kapsamlı İngilizce-Türkçe Botanik Terimler Sözlüğü'ndeki bilimsel verilere günümüzde IZEF Uluslararası Herbaryumu üzerinden de erişilebilmektedir.
Üretken kariyeri boyunca akademik rehberliğini de esirgemeyen Baytop, 1959-1982 yılları arasında 8 adet doktora tezine danışmanlık yaptı. Aynı zamanda 1968 ile 1986 yılları arasında TÜBİTAK'a 6 farklı proje sundu. Türkiye florasına yaptığı muazzam katkıların bir nişanesi olarak, 9 farklı bitki türüne onun ismi verildi. Bunların başında, 1979 yılında Akseki'de bizzat kendisinin keşfettiği Crocus asumaniae (Asuman'ın Çiğdemi) gelmektedir.
Botanik dünyasında onun adını yaşatan diğer bitkiler şunlardır:
- Allium Baytopiorum
- Apera Baytopiana
- Asphodeline Baytopae
- Astracantha Baytopiana
- Cirsium Baytopae
- Colchicum Baytopiorum
- Crocus Baytopiorum
- Galium Baytopianum
- Gypsophila Baytopiorum
- Stachys Baytopiorum
- Tripleurospermum Baytopianum
Bunun yanı sıra, 2010 yılında botanikçiler Kit Tan ve Jerzy Zielinski tarafından beyaz, kokulu ve katmerli bir gül kültıvarına "Rosa Asuman" ismi verildi. Değerli akademisyenin aramızdan ayrılışının ardından ise Akdeniz bölgesinde keşfedilen yeni bir ters lale türü, Wallis ve Neriman Özhatay tarafından Fritillaria Asumaniae olarak adlandırıldı.
1987 yılında resmi olarak emekliye ayrılmasına rağmen, Asuman Baytop araştırmalarını ve bitki toplama faaliyetlerini sonlandırmadı. Son saha gezisini 1990 yılında gerçekleştirdi. Emeklilik günlerinde Türkiye'deki botanik eğitimi ile araştırmalarının tarihsel geçmişini aydınlatan çalışmalar yürüttü ve "Türkiye’de Botanik Tarihi Araştırmaları" (2003) isimli eserini yayımladı. Bilime yaptığı üstün hizmetler nedeniyle 1999 yılında TÜBİTAK Hizmet Ödülü'ne layık görüldü. Özel hayatında ise 1953 yılında meslektaşı eczacı Prof. Dr. Turhan Baytop ile hayatını birleştiren bilim insanının, Feza Günergun isminde bir kızı dünyaya geldi. 18 Şubat 2015 tarihinde, 95 yaşında hayata gözlerini yuman Baytop'un bıraktığı eserler ve adını taşıyan çiçekler, ülkemizin doğasında yaşamaya devam ediyor.
