İçeriğe Atla
Süleyman Fethi Bey fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Süleyman Fethi Bey Kimdir?

Süleyman Fethi Bey, 1877 İstanbul doğumlu kahraman Türk subayıdır. İzmir’in işgalinde 'Zito Venizelos' demeyi reddederek sergilediği şanlı direnişle tanınır.

Diğer adlar: Üsküdarlı Fethi Bey, Şehit Fethi Bey

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Süleyman Fethi Bey Hakkında

Tarih 15 Mayıs 1919'u gösterdiğinde, İzmir sokakları karanlık bir işgal dalgasıyla sarsılırken, Türk milletinin bağımsızlık ve onur mücadelesinin en asil sayfalarından biri Kordon boyunda yazılıyordu. Vatansever bir kurmay subay olan Albay Süleyman Fethi Bey, İzmir'in Yunan askerleri tarafından işgal edilmeye başlandığı o uğursuz günde, düşmanın her türlü baskısına karşı boyun eğmeyerek milli onuru çiğnetmedi. Sarıkışla'dan esir alınarak Pasaport rıhtımına getirilen bu cesur Osmanlı subayı, işgalcilerin tüm tehditlerine rağmen "Zito Venizelos" diye bağırmayı kararlılıkla reddetti. Gösterdiği dik duruş nedeniyle orada vahşice 22 süngü darbesiyle şehit edilen Süleyman Fethi Bey, Anadolu'daki direniş ateşini körükleyen en büyük kıvılcımlardan biri haline geldi.

Payitahttan Cephelere Ulaşan Bir Yaşam Hikayesi

1877 yılında İstanbul Üsküdar'da dünyaya gözlerini açan Süleyman Fethi Bey, aslen Niğdeli bir ailenin evladıydı. Babası İzzî Efendi, Sirkeci'den Gülhane Parkı'na uzanan yolun dönemecinde yer alan tarihi Salkımsöğüt Kadiri tekkesinin şeyhiydi. Geleceğin kahramanı, çocukluğunu bu manevi iklimde geçirdikten sonra vatan hizmetine adanmak üzere askeri okula adım attı. Harp Okulu'nu 1896 yılında üstün bir dereceyle, sınıfının onuncusu olarak tamamladı. Askeri dehası ve çalışkanlığı sayesinde 1899 yılında kurmay subaylık rütbesini kazandı.

Süleyman Fethi Bey’in ilk büyük görev yeri, isyan dalgalarıyla çalkalanan Hicaz bölgesi oldu. Buradaki çatışmalarda gösterdiği fedakarlıklar ve cesaret, onun askeri kimliğini pekiştirdi. Çatışmalarda yaralanmasına rağmen görev aşkından hiçbir şey kaybetmedi. 1912 yılında Harbiye Nezareti bünyesinde müşavir yardımcılığı görevine getirildi. Başarıları hız kesmedi. 1914 yılına gelindiğinde o artık bir albaydı.

Birinci Dünya Savaşı başladığında vatanın dört bir yanında canla başla çarpıştı. Cephelerde gösterdiği üstün başarılar ona pek çok nişan ve madalya kazandırdı. Ancak bu süreçte aldığı ağır yaralar sağlığını ciddi ölçüde bozdu. Tedavi görmesi amacıyla 1916 yılında Almanya'ya, Wiesbaden kaplıcalarına gönderildi. Tedavisinin ardından yurduna döndüğünde ise ülkeyi karanlık Mütareke günleri karşıladı. Albay Fethi Bey, bu zorlu dönemde Dördüncü Kolordu'ya bağlı İzmir Askerlik Şubesi başkanlığına tayin edildi.

İzmir’in Kara Günü ve Sarıkışla’da Direniş

Tarihler 15 Mayıs 1919 sabahını gösterdiğinde İzmir, tarihinin en karanlık günlerinden birine uyandı. Yunan ordusunun kenti işgal etmeye başladığı o saatlerde, albayın Karantina semtindeki evinde büyük bir endişe hakimdi. Eşi Edibe Hanım, dışarıdaki tehlikenin büyüklüğünü görerek gitmemesi yönünde dil dökse de vatan sevgisi ağır bastı. Süleyman Fethi Bey, eşinin tüm ısrarlarına rağmen evinden çıkıp görevinin başına, Sarıkışla'daki bürosuna hareket etti.

Çok geçmeden karargah binası işgalciler tarafından sarıldı. Odasında görevini sürdüren Albay Fethi Bey, iki Yunan subayı ve beraberlerindeki askerlerce tutuklandı. Esir alınan Türk subayı, hakaretler eşliğinde binadan çıkarılarak Kordon'daki Pasaport iskelesine doğru yürütüldü. Pasaport rıhtımında, onun gibi esir edilmiş diğer subaylar yan yana, tek sıra halinde dizilmiş bekletiliyordu. Başlarında ise geleneksel giysileri içindeki Evzon askerleri nöbet tutmaktaydı.

Liman Yunan savaş gemileriyle doluyken, meydan sevinç çığlıkları atan yerli Rum halkı tarafından kuşatılmıştı. Binaların çatıları, balkonları ve terasları, Türk askerinin esaretini alayla izleyen kalabalıklarla dolup taşıyordu. Adeta bir şenlik havası yaratılmaya çalışılıyor, Türk subaylarının onuru kırılmak isteniyordu.

“Onları Sen Takmadın ki Sen Sökesin!”

Esirlerin önünde duran bir Yunan subayı, yanındaki erlerle birlikte alçaltıcı bir törene girişti. Türk subaylarına kollarını zorla indirip kaldırarak aşağılayıcı bir hareket yaptırıyor ve "Zito Venizelos!" yani "Yaşasın Venizelos!" diye bağırmalarını emrediyordu. Meydanı dolduran Rum ahalinin kahkahaları ve alaycı bakışları arasında sıra Albay Süleyman Fethi Bey’e geldi. Yunan subayı buyruğunu sert bir tonla birkaç kez tekrarladı fakat Fethi Bey adeta sağır olmuş gibi sessizliğini korudu.

Fethi Bey’in bu asil duruşu karşısında öfkelenen Yunan subayı, kahramanın omuzlarındaki albaylık apoletlerine el uzattı. İşte o an vatansever subay, elini sert bir hamleyle iterek haykırdı: "Onları sen takmadın ki sen sökesin!" Bu haykırış, teslimiyeti kabul etmeyen Türk askerinin gür sesiydi. İstediğini alamayan işgalciler, öfkelerini süngülerle kustu. 22 süngü darbesiyle ağır şekilde yaralanan kahraman subay, vatan toprağına düşerek şehadete ulaştı.

Hasan Tahsin'in sıktığı ilk kurşunun yarattığı direniş ikliminde, bu asil şehadet milli mücadelenin simgesi haline geldi. Yazar Aziz Nesin de bu destansı duruşu unutmayarak, "Borçlu Olduklarımız" adlı çocuk kitabında öyküleştirip gelecek nesillere aktardı.

Süleyman Fethi Bey’in askeri kariyeri ve yaşamı boyunca hizmet ettiği başlıca yerler ile görevler şunlardır:

  • Hicaz Bölgesi: İsyanların bastırılmasında gösterdiği üstün cesaret ve aldığı yara,
  • Harbiye Nezareti Müşavir Yardımcılığı: 1912 yılında atandığı idari görev,
  • İzmir Askerlik Şubesi Başkanlığı: Dördüncü Kolordu bünyesinde üstlendiği son resmi vazife.

Sıkça Sorulan Sorular

Süleyman Fethi Bey kimdir?

Süleyman Fethi Bey, 1877 İstanbul doğumlu kahraman Türk subayıdır. İzmir’in işgalinde 'Zito Venizelos' demeyi reddederek sergilediği şanlı direnişle tanınır.

Süleyman Fethi Bey ne zaman doğdu?

Süleyman Fethi Bey, 1877 tarihinde doğdu.

Süleyman Fethi Bey nerede doğdu?

Süleyman Fethi Bey İstanbul doğumludur.

Süleyman Fethi Bey ne zaman vefat etti?

Süleyman Fethi Bey 15 Mayıs 1919 tarihinde hayatını kaybetti.

Süleyman Fethi Bey hangi alanda tanınır?

Süleyman Fethi Bey, Türk asker olarak tanınır.