Türkiye'de çağdaş coğrafyanın kurucularından Sırrı Erinç, 24 Ocak 1918'de İzmit'te Maide Hanım ile Fuat Bey'in dördüncü çocuğu olarak doğmuştur. Ailesinin İstanbul'a taşınma kararıyla eğitim hayatını İstanbul Erkek Lisesi bünyesinde sürdüren Erinç, burada Almancayı çok iyi düzeyde öğrenmiş, Fransızca ve Rusça dillerini de okuduğunu anlayacak ölçüde ilerletmiştir. Henüz lisedeyken yer bilimlerine duyduğu olağanüstü merak, öğretmenleri vasıtasıyla Besim Darkot ve Hamit Nafiz Pamir gibi büyük isimlerle tanışmasını sağlamıştır. Liseyi birincilikle bitirmeyi başarmıştı. Bu başarının ardından coğrafya bölümüne kaydoldu. Aynı süreçte öğretmen okuluna da yazılarak eğitim hayatına çift kulvarda devam etti. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in özel izni sayesinde yardımcı branş olan tarih yerine jeoloji eğitimi alarak, Türkiye'de coğrafya ve jeolojiyi eş zamanlı okuyan ilk isim olmuştur. 1940 senesinde mezuniyetinin hemen ardından Coğrafya Enstitüsü'nde asistan olarak göreve başlamıştır.
Bilime Adanmış Bir Gençlik ve İlk Keşifler
Akademik çalışmalarına hız kesmeden devam eden Sırrı Erinç, 1944 yılında hazırladığı "Karadeniz Dağlarında Glasiyal Morfoloji" başlıklı teziyle çok önemli bir keşfe imza atmıştır. Bilim dünyası adeta sarsıldı. Genç bilim insanı, Pleistosen dönemindeki kalıcı kar sınırının günümüzdekinden daha alçakta olmasının tek sebebinin iklim olmadığını ortaya koymuştur. Bölgenin Pleistosen devrinden bu yana tektonik hareketlerle yükseldiğini jeomorfolojik verilerle ispatlamıştır. Bu onun ilk büyük keşiydi. Ardından 1948 yılında Van Gölü üzerine hazırladığı çalışmayla doçentlik unvanını kazanmıştır. Söz konusu değerli araştırma, 1949 yılında dönemin prestijli uluslararası jeoloji yayını Geologische Rundschau dergisinde makale olarak basılmıştır. Dünyaca ünlü coğrafyacı Prof. Herbert Louis de bu makalenin sonuna eklediği özel bir paragrafla genç akademisyenin başarısını övgü dolu sözlerle taçlandırmıştır.
Erinç, 1953 tarihli "Doğu Anadolu Coğrafyası" eseriyle o yıllarda henüz bilinmeyen levha kuramının bölgedeki yansımalarını açıklamıştır. Aynı çalışmada nehir sistemleri ve göl suları üzerine hidrografik incelemeler de gerçekleştirmiştir. Daha sonra klimatoloji alanına yöneldi. Yeni bir sınıflandırma sistemi geliştirdi. Bu çalışma büyük yankı buldu. 1951 ve 1952 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri'nde araştırmalar yürüten coğrafyacı, Türkiye'ye döndüğünde yerli coğrafya eğitimine çok kritik kavramlar kazandırmıştır. Bu yenilikçi kavramlar coğrafya öğretiminin seyrini değiştirmiştir:
- Periglasiyal Süreçler ve Periglasiyal Topoğrafya kavramı
- Morfojenetik Bölge yaklaşımı
- Ord. Prof. Dr. Besim Darkot ile "Güneybatı Anadolu’da Coğrafi Müşahadeler" ve Prof. Dr. Necdet Tunçdilek ile "Türkiye’nin Tarımsal Bölgeleri" adlı çalışmalarda öncü örnekler sunulması
Coğrafyada Çığır Açan Eserler ve Erinç İndisi
Üretken coğrafyacı, 1954 yılında "Karadeniz ve Çevresinin Morfolojik Tekamülü ile Pleistosen İklim Değişiklikleri Arasındaki Münasebet" isimli başucu eserini yayımlamıştır. Akarsu şekillendirmesi konusunda da durmaksızın üreten Erinç, "Türkiye Drenaj Tipleri", "Çukurova'nın Alüvyal Morfolojisi" ile "Gediz ve Küçük Menderes Deltalarının Morfolojisi" gibi değerli çalışmaları literatüre kazandırmıştır. Sapanca ve Van Gölü'nde yürüttüğü kapsamlı derinlik ölçüm çalışmalarıyla Türkiye'nin ilk göl batimetri haritalarını hazırlayarak ilk termal göl araştırmalarını da gerçekleştirmiştir. Haritalar büyük ilgi gördü. 1955 yılında ise Ege Rift Alanı hakkında kapsamlı ve detaylı ilk tektonik sentezi hazırlayan isim olmuştur.
1957 yılında profesörlüğe yükseltildi. Aynı yıl kürsü başkanı oldu. Yeni göreviyle kürsü müfredatına klimatoloji derslerini eklemiş ve 1965 yılında kendi adıyla anılan ünlü "Erinç İndisi" formülünü geliştirmiştir. Geniş bir çalışma alanına sahip olan Erinç; Uygulamalı Jeomorfoloji, Jeoekoloji ve bölge planlaması alanlarında öncü adımlar atmıştır. 1958 yılında "Türkiye’de Toprak Coğrafyasının Ana Çizgileri" kitabını ve iki ciltten oluşan anıtsal eseri "Jeomorfoloji"yi yayımlamıştır. 1962 yılında kaleme aldığı "Klimatoloji ve Metotları" adlı kitabı ise coğrafya eğitiminin en temel referans kaynaklarından biri haline gelmiştir. Kitap büyük beğeni topladı.
Doğa Bilimlerine Yön Veren Akademik Miras
Erinç, 1955 ile 1960 yılları arasında Türkiye'nin genç tektonik yapısıyla yakından ilgilenmiştir. Genç tektonik hareketleri büyük bir titizlikle inceledi. Batı Anadolu'daki graben sistemlerinin gelişim süreçlerini belgelerken, yakın dostu İhsan Ketin tarafından keşedilen Kuzey Anadolu Fayı üzerine de derin araştırmalar gerçekleştirdi. Bu devasa fay hattının yaşının Miyosen döneminin belirli bir evresinden daha genç olduğunu kanıtlayarak yapıya ilk kez yaş biçen bilim insanı olmuştur. İdarecilik yönü de kuvvetliydi. İstanbul Üniversitesi bünyesinde üç kez Coğrafya Enstitüsü Müdürlüğü yapmış ve 1962-1985 yılları arasında kesintisiz olarak Üniversite Senatörlüğü görevini yürütmüştır.
1982 yılında kurulan Üniversitenin Deniz Bilimleri ve Coğrafya Enstitüsü'nün kurucu müdürü oldu. Kurucu müdürlük görevini sürdürdüğü bu enstitüden 1985 yılında emekliye ayrılsa da akademik ilkelerine ömrü boyunca bağlı kalmıştır. Sırrı Erinç, 2 Aralık 1982 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e verilmek istenen fahri hukuk doktoru unvanı oylamasında üniversite senatosunda "hayir" oyu kullanan üç cesur akademisyenden biri olarak tarihe geçmiştir. Senatodaki bu oylamada sergilediği dik duruşu ve onurlu kişiliğiyle hafızalarda yer edinen ünlü coğrafyacı, 6 Şubat 2002 tarihinde İstanbul'da son nefesini verdi. Büyük bir iz bıraktı.
