Askeri dehası ve gerçekleştirdiği köklü reformlarla tanınan Rıza Pehlevi, 15 Mart 1878 tarihinde Mazenderan eyaletinin Aşağıdakilerden hangisi olarak bilinen Alaşt kasabasında dünyaya geldi. Babası Abbas Ali Han ve annesi Nushafarin Ayromlu olan bu genç subay, 1925 ile 1941 yılları arasında İran şahı unvanıyla ülkenin kaderini baştan aşağı değiştirdi. Devletin modernleşmesi, laikleşmesi ve bağımsız bir yapıya kavuşması amacıyla başlattığı büyük dönüşüm hareketini ordu gücüyle birleştirerek adım adım tahta kadar taşıdı. Ordu kökenli bu kararlı lider, Kaçar Hanedanı'nı devirerek kendi adıyla anılan yeni bir dönemin kapılarını araladı.
Askeri Kariyer ve Kan Dökülmeden Gelen İktidar
Genç yaşta orduya adım atan Pehlevi, henüz 16 yaşındayken astsubay rütbesiyle üniformasını giydi. Disiplinli yapısıyla dikkat çeken genç asker, 1920 senesine kadar bu teşkilat içinde aktif olarak görev üstlendi. Kısa sürede yetenekleriyle temayüz ederek tuğgeneralliğe terfi etti. Ülkesinin içinde bulunduğu istikrarsızlık karşısında harekete geçerek 21 Şubat 1921 tarihinde Seyyid Ziyaeddin Tabatabai ile askeri bir darbe gerçekleştirdi.
Emrindeki askeri birliklerle Tahran'ın 150 kilometre batısındaki Kazvin bölgesine yerleşen tuğgeneral, mevcut hükümeti kan dökülmeden istifaya zorlamayı başardı. Darbenin ardından Tabatabai başbakanlık koltuğuna otururken, Rıza Pehlevi ise ordu komutanlığını üstlendi. Ancak bu yeni kabinenin ömrü sadece 100 gün sürdü. Siyasi dengeleri iyi yöneten Pehlevi, kısa sürede gücü tamamen elinde toplayarak başbakanlık makamına yerleşti.
Tarihler 26 Ekim 1923'ü gösterdiğinde iktidarını tamamen pekiştiren başbakan, Kaçar Hanedanı'nın son hükümdarı Ahmad Şah'ı pasifize etti. Bu gelişme üzerine şah, önce İngiliz büyükelçiliğine sığındı ve ardından Avrupa'ya kaçmak zorunda kaldı. Rıza Pehlevi, başbakanlık yetkileriyle Kaçar ailesinin veliahtları ve nüfuzlu üyelerinin oluşturabileceği tehditleri bertaraf etmeye odaklandı. Yıllardır hayalini kurduğu cumhuriyet yönetimini hayata geçirmek için harekete geçerek ordu kanalıyla ülke genelinde geniş çaplı bir propaganda süreci başlattı.
Cumhuriyet Girişiminden Pehlevi Hanedanı'na
Cumhuriyet fikri, bölgedeki jeopolitik çıkarları riske giren İngiltere'nin politikalarına tamamen aykırıydı. Aynı zamanda kurulması planlanan bu yeni rejim, geleneksel din adamlarının ülkedeki nüfuzunu da doğrudan tehdit ediyordu. İngiliz temsilciler, uzun süredir ilişkide bulundukları mollaları cumhuriyet fikrine karşı kışkırttı. Dini liderlerin telkinleriyle hareket eden eğitimsiz halk kitleleri de cumhuriyete karşı sert bir direniş gösterdi.
Ülkenin bölünmesini önlemek ve gücünü kaybetmemek adına strateji değiştiren Pehlevi, cumhuriyet projesinden vazgeçti. Bunun üzerine muhalif din adamları ve meclis üyeleriyle uzlaşarak 1925 yılında kraliyetini mecliste oy birliğiyle kabul ettirdi. Nihayet 15 Aralık 1925 tarihinde Kaçar Hanedanı'nın son izlerini silerek Pehlevi Hanedanı'nı resmen kurdu ve şahlık tacını giydi. Yeni şahın inşa ettiği yönetim yapısı; laiklik, milliyetçilik, militarizm ve anti-komünizm temelleri üzerinde yükseliyordu.
Ülkenin uluslararası alandaki çehresini değiştirmek isteyen Rıza Şah, 21 Mart 1935'te tarihi bir karar aldı. Eski adı Pers olan ülkesinin ismini resmi olarak "Ariyenlerin toprağı" anlamına gelen İran şeklinde değiştirdi. Ardından toplumsal yapıyı modernleştirmek amacıyla çok ciddi reformlara imza attı.
Modernleşme Sancıları ve Sürgünde Son Bulan Ömür
Gelişimin eğitimden geçtiğine inanan şah, medrese eğitimine son vererek modern okulların kapılarını açtı. Ancak bu aydınlanma hamlesi, geleneksel mollaların sert muhalefetiyle karşılaştı. Din adamları, camilerde halkı kışkırtmak amacıyla modern okulların ahlakı bozacağına dair propaganda başlattı. Bu muhalif cephenin içinde, gelecekte Pehlevi rejimini tamamen yıkacak olan Ayetullah Humeyni de yer alıyordu.
İngilizlerin siyasi taleplerine ve işbirliği tekliflerine boyun eğmeyen Rıza Şah, 16 Eylül 1941 tarihinde istifaya zorlandı. Tahtını oğlu Muhammed Rıza Şah Pehlevi'ye devretmek durumunda kaldı. İngiliz güçleri, gözetim altında tuttukları eski şahı Bandar Abbas limanından bir gemiyle ülke dışına sürgün etti. İlk olarak tropikal iklime sahip olan Mauritius adasına götürülen lider, buranın havasına alışamayarak hastalandı.
Yapılan uzun müzakereler neticesinde İngiliz yönetimi Rıza Şah'ın Güney Afrika'ya gitmesine izin verdi. Eski hükümdar, 26 Temmuz 1944 tarihinde sürgün hayatı yaşadığı Johannesburg kentinde 66 yaşında yaşama veda etti. Vefatının ardından Mısır'da mumyalanan naaşı, uzun süre Kahire'deki Al Rifa'i camisinde muhafaza edildi.
Yıllar sonra cenazesi ülkesine getirilerek Ray şehrinde inşa edilen mozolesine resmi törenle nakledildi. Fakat bu anıt mezar, 1979 yılındaki İran Devrimi'nin ardından Ayetullah Humeyni'nin onayıyla tamamen yerle bir edildi.
Özel Hayatı ve Evlilikleri
Devlet işlerinin yanı sıra Rıza Şah Pehlevi'nin özel hayatı da oldukça hareketliydi. Ömrü boyunca dört kez evlenen şahın bu evliliklerden çok sayıda çocuğu dünyaya geldi:
- İlk Evliliği (1894): Meryem Hanım ile evlendi. Eşinin 1904'teki vefatına kadar süren bu evlilikten 1903 doğumlu kızı Hamdamsaltaneh Pehlevi dünyaya geldi.
- İkinci Evliliği: Tadj ol-Molouk ile evlendi. Bu evlilikten gelecekteki veliahtı Muhammed Rıza Şah Pehlevi, onun ikizi olan Prenses Eşref Pehlevi, Prenses Shams Pehlevi ve Prens Ali Reza Pehlevi dahil olmak üzere çocukları oldu.
- Üçüncü Evliliği (1922): Turan Emir Süleymani ile evlendi. 1923 yılında son bulan bu evlilikten tek oğlu Gulam Rıza Pehlevi doğdu.
- Dördüncü Evliliği (1924): Esmat Dowlatshahi ile evlendi. Bu son birlikteliğinden Abdul Reza, Ahmad Reza, Mahmud Reza, Fatimeh ve Hamid Reza adlarında beş çocuğu oldu.
