Türk edebiyat ve düşünce dünyasının çok yönlü simalarından Rıza Tevfik Bölükbaşı, felsefeye merakı sebebiyle Feylesof Rıza adıyla tanınmıştır. 1869 senesinde dünyaya gelen yazar, 30 Aralık 1949 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir. Osmanlı döneminde milletvekilliği ve Millî Eğitim Bakanlığı yapan hekim, ömrü boyunca hareketli bir hayat sürmüştür. Sevr Antlaşması'nı imzalayan delege, Yüzellilikler listesine alınarak çok uzun yıllar boyunca sürgünde kalmıştır. Kendisi son derece renkli entelektüeldir. Şiirlerinde hece veznini tercih etmiştir.
Kökeni ve İlk Eğitim Yılları
Babası Mehmet Tevfik Bey kaymakamlık ve valilik yapmış, annesi Münire Hanım ise Kafkas göçmenlerindendir. Münire Hanım Kafkas muhaciriyken, Mehmet Tevfik Bey ise Osmanlı idaresinde görev yapmaktaydı. Türk bir anne ile Arnavut babanın ilk çocuğu olan Rıza Tevfik'in kardeşi Besim'dir. Besim, Edirne'de intihar ederek yaşamını yitirmiştir. Diğer kardeşi Ahmet Nazif ise ailenin İstanbul'a göç etmesinden sonra dünyaya gelmiştir. Babasının yönlendirmesiyle İstanbul'da Musevi okulunda okumuş, burada Fransızca ve Yahudi İspanyolcası gibi yabancı dilleri öğrenmiştir. İzmit'e savcı yardımcısı olarak atanan babasıyla oraya giden Rıza, annesini sıtmadan kaybetmiştir. Bu acı kayıptan sonra İstanbul'a dönen ailede baba Mehmet Bey yeniden evlenmiştir. Babasının Şakire Hanım ile evlenmesi üzerine genç Rıza eğitimine Gelibolu bölgesinde devam etmiştir. Önce Gelibolu'daki Ermeni okulunda okumuş, ardından Gelibolu Rüştiyesi'ni birincilik derecesiyle tamamlamıştır. Çocukluk ve gençlik yıllarında farklı kültürlerden ve okullardan beslenerek kendini geliştiren felsefeci, hem Yahudi okulunda aldığı dil eğitimi hem de Gelibolu ve İstanbul'da tamamladığı tahsiliyle son derece renkli bir entelektüel kimlik kazanmıştır.
Rıza Tevfik'in eğitim hayatı boyunca devam ettiği başlıca okullar şunlardır:
- İstanbul'da yer alan ve ilk yabancı dillerini öğrendiği Musevi okulu
- Gelibolu'da eğitimine devam ettiği Ermeni mektebi
- Birincilik derecesiyle mezun olduğu Gelibolu Rüştiyesi
- Edebiyata yöneldiği ancak tamamlayamadığı Mekteb-i Mülkiye-i Şahane
- Hekimlik diplomasını aldığı İmparatorluk Tıp Okulu (Tıbbiye)
Mülkiye'den Tıbbiye'ye Uzanan Zorlu Yolculuk
1885 yılında Mekteb-i Mülkiye-i Şahane'ye girmiş ve özellikle edebiyat derslerinde öne çıkmıştır. Ancak üçüncü sınıftayken babasını kaybetmiştir. Bunun hemen arkasından ihtilalcilik faaliyetleri ile suçlanarak okuldan tamamen ihraç edilmiştir. Eğitimini sürdürebilmek amacıyla, doktorluğa ilgi duymadığı halde İmparatorluk Tıp Okulu'na kaydolmuştur. Burada öğrencilere Namık Kemal'in hürriyet şiirlerini okuduğu ve cumhuriyet fikirlerini yaydığı gerekçesiyle okuldan uzaklaştırılmıştır. Mustafa Zeki Paşa'ya yazdığı resmi dilekçe sayesinde okuluna tekrar kabul edilmiştir. Sirkeci'deki bir kahvehanede yönetim şekillerini eleştiren konuşması yüzünden ise tutuklanarak hapse atılmıştır. Bu defa Zaptiye Nazırı Hüseyin Nazım Paşa'nın yardımıyla serbest kalıp mektebe dönmüştür. İstanbul'daki tıp eğitimi boyunca sergilediği asi ve huzursuz tavırlarıyla sürekli otoritelerin dikkatini çeken Rıza Tevfik, hürriyet ve cumhuriyet meseleleri üzerine yaptığı hararetli konuşmalar sebebiyle defalarca okulundan ve özgürlüğünden olmuştur. Yaşadığı kesintiler sebebiyle ancak otuz yaşında doktor olabilmiştir.
Siyasi Çalkantılar ve Gurbet Yılları
Mezuniyetinin ardından doktorluk mesleğini icra eden Rıza Tevfik, Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda milletvekilliği yapmıştır. Osmanlı döneminde üstlendiği milletvekilliği ve eğitim bakanlığı gibi mühim vazifelerin ardından, Sevr Antlaşması'nı imzalayan delege grubunda bulunması onun Yüzellilikler arasına dahil edilerek çok uzun yıllar boyunca gurbette yaşamasına yol açmıştır. Yurt dışındaki sürgün günlerinde kalbinde hissettiği derin vatan hasretini lirik şiirlerine aktarmıştır. Uçun Kuşlar şiiri bu özlemi temsil eder.
