Sanatla İç İçe Bir Çocukluktan İtalya Yıllarına
Rengim Gökmen, 19 Ağustos 1955 tarihinde Ankara'da, sanatçı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. Annesi opera sanatçısı Muazzez Gökmen, babası ise tiyatrocu Muzaffer Gökmen'dir. Bu kültürel atmosfer içinde büyüyen genç yetenek, müzik eğitimine Ankara Devlet Konservatuvarı bünyesinde başladı. Piyano ve kompozisyon alanlarında altyapısını bu okulda güçlendirdi. Ankara'daki konservatuvar eğitimi boyunca Ferhunde Erkin, Nimet Karatekin, İlhan Baran ve Ahmed Adnan Saygun gibi Türk klasik müzik tarihinin en saygın isimlerinden ders alma ayrıcalığına erişti. Kendisine şef çubuğunu veren ilk kişi Sabahattin Kalender'di. Eğitimini 1975 yılında tamamladı.
Okul bittikten hemen sonra orkestra şefliği alanında uzmanlaşması amacıyla devlet bursu ile İtalya'ya gönderildi. İtalya'da geçirdiği altı senelik süre boyunca müzikal eğitimini en üst seviyeye taşıdı. Sanatçı, 1977 senesinde Santa Cecilia Konservatuvarı'nı ve ardından 1978'de Chigiana Akademisi şeflik bölümünü başarıyla tamamladı. Daha sonra Santa Cecilia Müzik Akademisi bünyesindeki yüksek ihtisas (olgunlaşma) döneminde dünyaca ünlü şef Franco Ferrara'nın öğrencisi oldu. 1979 yılında buradan birincilikle mezun oldu. Ayrıca Türkiye'de başladığı keman ve yaylı çalgılar tekniği üzerine odaklanan kapsamlı çalışmalarını, yurt dışı eğitimi süresince dünyaca ünlü müzisyenlerden Vicari Orazio ile birlikte çalışarak derinleştirdi.
Uluslararası Başarılar ve Türkiye'ye Dönüş
İtalya'daki eğitim hayatını noktaladıktan sonra ülkesine geri dönen sanatçı, şeflik kariyerine hızlı bir başlangıç yaptı. İlk orkestrasını 1980 yılında İzmir'de yönetti. Aynı yıl İtalya'da düzenlenen ve Gino Marinuzzi adına gerçekleştirilen Uluslararası Şeflik Yarışması'nı kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Bu başarının ardından 1982 yılında Madrid'de Mahler'in 1. Senfonisi'ni yönetti ve izleyicilerin beğenisini topladı. Kısa sürede uluslararası arenada aranılan bir isim hâline gelerek Avrupa'nın neredeyse tüm ülkelerinde, Amerika Birleşik Devletleri'nde ve Güney Amerika'da prestijli orkestraları yönetme başarısı gösterdi. 1980 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile her yıl düzenli olarak sahneye çıktı.
Gökmen, 1984 ile 1989 yılları arasında Ankara Devlet Opera ve Balesi bünyesinde Genel Müzik Direktörlüğü görevini yürüttü. Klasik müziğin ve operanın geniş kitlelere ulaştırılması adına yaptığı bu çalışmalar takdir topladı. İtalya hükûmeti, opera sanatına katkılarından dolayı sanatçıya 1988 yılında "Cavalleria" nişanı verdi. 1992-1995 yılları arasında ise Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni olarak görev yaptı. Buradaki idari görevini tamamladıktan sonra İzmir Devlet Senfoni Orkestrası'nı yöneterek sahne çalışmalarına ağırlık verdi. Bu dönemde çok sayıda albüm kaydı, konser serisi ve yurt dışı turnesi gerçekleştirdi.
Sanat Kurumlarında Reformlar ve Büyük Miras
Deneyimli şef, 2006 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın birinci şefliğine getirilerek kariyerinde önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Ertesi yıl Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile Genel Sanat Yönetmenliği görevine ikinci kez atandı. 2007-2014 yılları arasında yürüttüğü bu görev esnasında Türk sanat hayatına yön verecek kalıcı adımlar attı. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü olarak görev yaptığı yıllarda ulusal ve uluslararası düzeyde ses getiren birçok sanatsal etkinliğin temelini atarak Türkiye'nin kültürel tanıtımına önemli katkılarda bulundu. Bu dönemde hayata geçirdiği projeler şunlardır:
- Aspendos Opera ve Bale Festivali
- Uluslararası İstanbul Opera Festivali
- Uluslararası İstanbul Bale Yarışması
- Ulusal Eskişehir Opera ve Bale Günleri
Ayrıca Mersin ile Samsun Devlet Opera ve Balelerinin kurulmasına da doğrudan öncülük etti.
Genç yeteneklerin yetişmesine büyük önem veren orkestra şefi, Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası'nın kuruluşunda aktif rol oynadı. Karşıyaka Belediyesi Oda Orkestrası'nın kurulmasına öncülük etti. Yönettiği konserlerde genellikle büyük kadrolu senfoniler, görkemli oratoryolar ve dev opera eserlerini seslendirmeyi tercih etti. Türkiye'deki müzik kurumlarında gerçekleştirdiği idari reformlar ve kazandırdığı yeni etkinlikler sayesinde Türk sanat dünyasında silinmez izler bıraktı. Ülke genelinde klasik müziğin kurumsallaşması ve yaygınlaşması adına gerçekleştirdiği projelerle sanat tarihine geçti.