Türk basınının ve edebiyat dünyasının unutulmaz isimlerinden biri olan yazar ve gazeteci Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu, 1 Ocak 1901 tarihinde dünyaya gözlerini açmış ve 25 Mayıs 1970 yılındaki vefatına dek uzanan üretken ömrünü kelimelere adamıştır. Kurtuluş Savaşı'nın çetin koşullarında kalemiyle cephe gerisinde mücadele veren aydın, kaleme aldığı tarihi yapıtları ve kurucusu olduğu yayın organlarıyla döneminin fikir dünyasına yön vermeyi başarmıştır. Farklı disiplinlerde aldığı nitelikli eğitimleri ve gazetecilik tutkusunu birleştiren yazar, özellikle tarihi roman türünde yazdığı öncü yapıtı Kara Davut ile geniş kitleler tarafından sevilmiştir. Hayatı boyunca pek çok farklı mecradan topluma seslenen aydın yazar, Türk basın tarihinin en hareketli dönemlerine bizzat tanıklık etmiş ve bu süreçte etkin roller üstlenmiştir.
Eğitim Hayatı ve Fikir Mücadeleleri
Zengin bir entelektüel birikime sahip olan yazar, öğrenim hayatında oldukça geniş bir yelpazede kendini geliştirme imkanı bulmuştur. Gençlik yıllarında sırasıyla Deniz Harp Okulu, İstanbul Hukuk Mektebi ve Yüksek Ticaret Okulu bünyesinde dersler alarak eğitim hayatına başlamıştır. Bilgiye olan açlığı onu yurt dışına da yönlendirmiş ve nihayetinde eğitimini Moskova Üniversitesi sıralarında tamamlayarak ülkesine dönmüştür. Bu çok yönlü akademik geçmiş, onun gazete yazılarında ve edebi eserlerinde derinlikli bir bakış açısı geliştirmesine zemin hazırlamıştır. O, her zaman öğrenmeye büyük önem vermiştir. Anadolu'nun istiklal mücadelesine fiilen destek vererek, Ankara hükümetinin sesi niteliğindeki Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yazmaya başlamış ve meslek hayatına bu saygın mecrada adım atmıştır. Fikirlerini özgürce savunduğu bu yıllarda, Yeni Hayat dergisinin başyazarlık görevini üstlenmiş ancak düşünceleri nedeniyle hukuki zorluklarla karşılaşmıştır. Bu süreçte ünlü Halk İştirakiyun Fırkası davasında sanık olarak yargılanan gazeteci, hakkındaki iddialardan aklanarak beraat etmeyi başarmıştır.
Basın Dünyasındaki İzleri ve Girişimleri
Yazı işlerindeki tecrübesini kendi yayın organıyla taçlandırmak isteyen başarılı gazeteci, 1930 yılının Aralık ayında meslektaşı Ahmet Hamdi Bey ile bir araya gelmiştir. İki vizyoner isim, halkın sorunlarını dile getirmek amacıyla Halk Dostu gazetesini yayın hayatına kazandırmışlardır. Nizamettin Nazif, bu yeni yayının idari yükünü omuzlayarak yazı işleri müdürlüğü koltuğuna oturmuş ve gazetenin toplumla buluşmasında büyük rol oynamıştır. Hayatı boyunca gazetecilikten asla kopmayan usta kalem, mesleğinin son dönemlerinde de üretmeye ara vermeden devam etmiştir. O, mesleğine son derece bağlı bir yazardı. Son yazılarını Yeni İstanbul gazetesi sayfalarında okuyucuyla buluşturan yazar, böylece aktif meslek yaşamını başladığı gibi saygın bir biçimde noktalamıştır. Gazeteciliğin yanı sıra Türk edebiyatına da ölümsüz yapıtlar kazandırmış olan aydın, özellikle tarihsel anlatılarıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Geniş kitlelerin beğenisini kazanan ünlü eseri Kara Davut sayesinde tarih sevgisini aşılayan yazar, halkın okuma alışkanlıklarına da katkı sunmuştur.
Edebi Yapıtları ve Romanları
Kariyeri boyunca tarihi romanlardan inceleme yazılarına kadar geniş bir alanda eser üreten yazarın basılı eserleri şunlardır:
- Kara Davut (1928)
- Köroğlu (1928)
- Kolkola (1944)
- Karlı Dağlar (1945)
- Ordu ve Politika (1967)
- Deli Deryalı (1971)
Bu kıymetli kitaplar kütüphanelerde önemli yer tutar.
Onun kitapları bugün de ilgiyle okunmaktadır.
Yazarın edebiyat dünyasındaki izleri silinmeyecektir.
Tepedelenlioğlu, Türk edebiyatının unutulmaz ve saygıdeğer çınarlarından biri olarak edebiyat tarihimizde her daim anılacaktır.
Onun geride bıraktığı zengin miras, genç nesil gazetecilere ve edebiyatçılara yol göstermeye kararlılıkla devam etmektedir.
Tarihin tozlu sayfalarında gizli kalmış kahramanları ve olayları akıcı romanlarında canlandıran usta yazar, halkın kendi geçmişini büyük bir heyecanla öğrenmesinde son derece önemli, yapıcı ve birleştirici bir köprü vazifesi görmüştür.
Fikirleri ve eserleriyle o, kalplerde yaşamaktadır.
Kendisi, Türk basınımızın sembol şahsiyetleri arasında her zaman hak ettiği çok özel yeri gururla almıştır.
Toplumsal meselelere duyarlılığıyla her dönem öne çıkan aydın gazeteci, ömrünün son anına kadar kalemini sadece ve sadece gerçekleri cesurca yazmak, halkı aydınlatmak ve doğruları haykırmak işin büyük bir tutkuyla kullanmıştır.