Geleneksel melodileri modern düzenlemelerle buluşturan Kürt müzisyen ve sinemacı Nizamettin Ariç, 1956 yılında Ağrı'da dünyaya gelerek sanat dünyasında derin izler bırakan benzersiz bir kariyere imza attı. Çocukluğunun ardından adım attığı profesyonel sanat hayatında geleneksel dengbêjlik kültürünü Batılı müzik formlarıyla harmanlayan sanatçı, sadece ezgileriyle değil, sinema tarihindeki ilk Kürtçe uzun metrajlı filme hayat vererek de kültürel alanda öncü bir rol üstlendi. Ülke sınırlarını aşan bu sanatsal serüven, politik baskılar ve sürgünlerle şekillense de onun melodilerindeki zenginliği ve sinemasal vizyonunu gölgeleyemedi.
Müzikle Filizlenen Bir Yaşam ve Sürgün Yılları
Ağrı'da başlayan hayat yolculuğu, ailesinin 1971 yılında başkent Ankara'ya taşınmasıyla yeni bir boyut kazandı. Sanatçı, profesyonel müzik kariyerinin kapısını 1976 yılında TRT Ankara Radyosu bünyesinde aralayarak geniş kitlelere sesini duyurmaya başladı. Ancak bu parlak başlangıç, çok geçmeden dönemin siyasi ikliminin engellerine takıldı. 1979 senesinde seslendirdiği "Ahmedo Roni" isimli Kürtçe aşk şarkısı nedeniyle hakkında komünizm propagandası ve bölücülük iddialarıyla davalar açıldı. Bu süreç, TRT'deki görevine son verilmesi ve Türkiye'deki çalışma olanaklarının tamamen elinden alınmasıyla sonuçlandı. 12 Eylül Darbesi'nin yarattığı ağır baskı ortamında yurdunu terk etmek zorunda kalan Ariç, Almanya'ya yerleşerek sanatını Avrupa'da sürdürdü. Zorlu sürgün yıllarının ardından, 1991 yılında çıkardığı "Ahmedo Roni" albümü, Türkiye sınırları içerisinde resmi olarak yayınlanan ilk Kürtçe kaseti unvanını aldı.
Sinema Tarihinde Bir Dönüm Noktası: Beko'nun Türküsü
Nizamettin Ariç, müzikal dehasını beyaz perdeye de taşıyarak sinema dünyasında adını altın harflerle yazdırdı. Yönetmenliğini, senaristliğini ve başrol oyunculuğunu üstlendiği 1992 yapımı "Beko'nun Türküsü" adlı yapıt, yedinci sanatın tarihindeki ilk Kürtçe film olarak kayıtlara geçti. Bu başyapıt, uluslararası arenada büyük bir ilgiyle karşılanarak prestijli festivallerden çok sayıda ödülle döndü. Sanatçının sinemadaki başarısını taçlandıran ödüllerden bazıları şunlardır:
- 1992 Venedik Film Festivali Kodak-Cinecritica Ödülü
- 1993 São Paulo Uluslararası Film Festivali İzleyici Ödülü
- 1993 Angers Avrupa İlk Film Festivali İzleyici Ödülü
- 1994 Fribourg Uluslararası Film Festivali bünyesinde kazanılan Jüri Özel Ödülü, Gençlik Jürisi Ödülü ve İzleyici Ödülü
Sanatçının farklı dönemlerde müziklerini hazırladığı ya da katkı sunduğu "Hazal Gelin", 1990 yapımı "Tut Elimden Düşmeyelim" ve 1993 tarihli "Wêneyên Xewnan" (Uykunun Fotoğrafları) gibi çalışmalar da onun çok yönlü üretkenliğini ortaya koymaktadır.
Kültürel Mirası ve Ozanlık Geleneği
Sanat hayatı boyunca "Feqiya Teyra" mahlasını da kullanan Ariç, Kürt müziğindeki dengbêjlik mirasını çağdaş bir çizgiye taşımasıyla bilinir. Müziğe getirdiği bu yenilikçi yorum, onu Şivan Perwer ve Ciwan Haco ile birlikte modern Kürt müziğinin en etkili isimlerinden biri haline getirdi. Nitekim yazar Sinan Gündoğar'ın kaleme aldığı "Üç Kürt Ozanın Hikayesi" isimli çalışmada da onun hayatı ve sanatsal katkıları detaylı şekilde incelenmiştir. Hem müzikte hem de sinemada açtığı yolla yeni nesil sanatçılara ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.